zaman zaman çarpıcı derecede yükselişe geçtiğine dair güçlü kanıt-lar mevcut. Buna karşılık, dikkat becerimizi geliştiriyor olabilecek tek bir trend bulabildim. Bu nedenle bunun gerçek ve acil bir kriz olduğuna inanmaya başladım. Bu trendlerin bizi nereye götürdüğüne ilişkin kanıtların da karamsar bir tablo ortaya koyduğunu öğrendim. Örneğin ortalama bir Amerikalı üniversite öğrencisinin herhangi bir şeye ne sıklıkta dikkatini verdiğini araştıran ufak bir çalışmada, öğrencilerin bilgisayarlarına izleme yazılımları yerleştirilmiş ve olağan bir günde ne yap-tıkları gözlemlenmiş. Öğrencilerin ortalama altmış beş saniyede bir meşgul oldukları şeyden başka bir şeye geçtikleri ortaya çıkmış. Tek bir şeye odaklanarak geçirdikleri sürenin medyanı on dokuz saniye çıkmış. Yetişkin olduğunuz için kendinizi daha üstün hissettiyseniz acele etmeyin. California Üniversitesi Irvine kampüsünde enforma-tik profesörü olarak görev yapan -ve görüşme fırsatı bulduğum-Gloria Mark'ın gerçekleştirdiği başka bir çalışmada, ofiste çalışan yetişkinlerin tek bir işle ortalama ne kadar meşgul oldukları gözlem-lenmiş. Sonuç: üç dakika.2 Odaklanma becerimizi ve dikkatimizi nasıl geri kazanabileceğimizi öğrenmek için 50.000 kilometre yol katettim. Danimarka' da, ekibiyle birlikte dikkat becerimizin gerçekten hızla gerilediğini göstermiş olan ilk biliminsanıyla görüştüm. Dünyanın dört bir ya-nında bunun nedenini keşfeden biliminsanlarıyla buluştum. Sonunda-Miami'den Moskova'ya, Montreal'den Melbourne'e- 250'den fazla uzmanla görüşmüş oldum. Birbirine çok uzak yerlere götürdü beni bu arayış: Rio de Janeiro'da dikkat becerisinin çok ağır hasar almış olduğu bir gecekondu mahallesinden, Yeni Zelanda'daki küçük bir kasabada odaklanma becerisini yeniden kazanmanın yolunu bulmuş ücra bir ofise. Dikkatimize
Sayfa 18 - Metis/Ağustos 2025/10.basım/İstanbul
Kitap Alıntısı
Osmanlı’daki darbeci tekke
15 Temmuz darbesinden sonra ne olduysa Osmanlı'da da oldu. II. Abdülhamit, askere güvenmeyip şüphe duyduğu için emir komutayı hep elinde tutmak istedi. Bu amaçla Seraskerlik ve Erkân-1 Harbiye-i Umumiye (Genelkurmay Başkanlığı) kurumlarını denetim altına almak için sarayda bunlara paralel görev ve yetkide Teftiş-i Askeri ve Maiyet-i Seniye-i Erkân-ı Harbiye'yi kurdu! Buraya seçilen subayların askeri başarılarına, kabiliyetlerine, birikimlerine değil, sadece saraya bağlılıklarına bakıldı. Oysa mevkileri padişaha bağlı subayların II. Abdülhamit'e sağlıklı tavsiyelerde bulunmaları bile imkânsızdı. Bu durum, büyük küçük tüm kararların padişah tarafından alınmasına ve sonunda ordunun çöküşüne neden oldu.
Sayfa 173 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Neden kadınlardan hiç peygamber gelmemiştir? …Peygamberlik erile düşen bir görevdir…. İnsanlık ailesi arasında iş birliğinde, peygamberlik görevi erkeklere, peygamberi destekleme görevi ise kadınlara aittir. Ne kadın erkekten üstündür ne de erkek kadından. Bu sadece bir iş bölümü, bir görev dağılımıdır. Peygamberlerin erkek olmasında bir kadının rencide olabileceği hiçbir durum yoktur!
Sayfa 134·Kitabı okuyor
Ölümün ev sahibi olduğu bir dünyada, bize düşen görev misafir gibi davranmaktır. İnsanın bu dünyada misafir olduğunu bilmesi, dünyaya ait olanla arasına mesafe koymasını sağlar. Sahiplenme duygusunu kısıtlar, olanla yetinmesine imkân verir. Sahiplenme duygusuyla değil, emanet duygusuyla hareket eder. Hz. Ali (ra) Efendimiz'in buyurduğu gibi davranır: "Yapman gereken hayırlı işleri yarına bırakma. Bakarsın yarın olur da sen olmazsın."
Sayfa 36
Bilmiyorlardı…
Çoktandır saray politikalarını eleştiren gazeteleri görmüyordu. Güneşli bir Mayıs gününde Başıbüyük köyünden Hikmet isimli bir kadının bahçesinde çalışırken yanına yaklaşan hint kökenli bir İngiliz askeri tarafından boğazı sıkılıp tecavüz edildiğinden, sonra da başının taşla ezildiğinden habersizdi. Ya da vergi memuru Süleyman Efendi’nin Kadıköy’de elleri bağlandıktan sonra gözü önünde ailesine tecavüz edildiğini de duymamıştır. İki Fransız askerinin bir rum kızını, garson olarak çalıştığı Beyoğlu’ndaki gazinodan kaçırıp görev yaptıkları gemiye götürüp tecavüz ettikten sonra denize attıklarını da bilmiyordu. Hırsızlıklar, çıkarılan yangınlar, Osmanlı Sancağının görüldüğü yerde yırttılarak çiğnenmesi artık sıradanlaşmıştı. 
Sayfa 115 - Doğan Kitap·Kitabı okuyor
Alıntı
Beyaz, sarı renkli keftasını giyinmiş Genya'ya bakınca sözlerini samimi bulmadım. ömrümün çoğunu Keramzin'de geçirmeme rağmen, hiçbir zaman kendimi oraya aitmiş gibi hissetmemiştim. Aynı şey bir yıl boyunca görev yaptım kraliyet ordusu içinde geçerliydi. ait oldum hissettiğim tek yer Malyen'in yanıydı ve o bile uzun sürmemişti. tüm güzelliğine rağmen belki de Genya'yla ikimiz hiç de farklı değildik.
Sayfa 146 - Alina·Kitabı okuyor