İnsan için asıl önemli olan, yolun onu nereye götürdüğü değil de, yolun kendisidir, doğanın akıllı uslu evlatlarının, mühendislik zanaatini küçümsemeyip tüm kötülüklerin anası olarak bilinen aylaklığın pençesine düşmemesi gerekir. Peki ama, neden aynı zamanda yakıp yıkmaya ve kaosa karşı içinde bir tutku var?
Nihayetinde bezdim. Her şeyden şüphe etmeye başladım. Gencecik yaşımda yaşlanmıştım. Geçen yıllara rağmen heyecanını ve inancını hiç ama hiç kaybetmemiş, yürekleri yaşama sevinciyle çarpan ihtiyarları dudaklarımda acı bir tebessümle izliyor, genç yaşında yüreği kırışmış, yaşama, aşka, kıvanca, Tanrı'ya, olan her şeye, olabilecek her şeye yönelik inancını bu denli yitirmiş delikanlının kaderine, kendi halime acıyordum. Hiçliğe inanmaya başlamadan hemen önce sahici bir korku sardı içimi. Uçurumun kenarındaydım. Gözlerimi kapadım ve kendimi uçuruma bıraktım.
Bu olayları niye bilmiyorduk? Mavi Alay'ı niye duymamıştık? Demek ki bu ülkede zulüm, Türk, Kürt, Ermeni, Yahudi tanımıyordu. Devletler herkese karşı zalimdi.
Napolyon ve Mussolini bu yüzden kadınların aşağılığı konusu üstünde bu kadar önemle durmuşlardır çünkü kadınlar aşağı olmasalardı, kendi boyutları büyümeyi sürdüremezdi.