Çok nâzik, ince ruhlu, hassas bir kişi tanırım. Zamanı geldi evlendi. İlk günden itibaren kendisi işe gider, karısı cici bebek misâli yatakdan kalkmaz, kocasının kahvaltısını hazırlamaz, beraber çaylarını içmezlerdi. Bu hali gören arkadaşları onu ikaz ettiklerinde, ben onun o noksanlığını zaman gelip, anlayacağına kaniim derdi. Kadın bu rahatlığı görünce hoyratlığı, duygusuzluğu arttı. Akşam sofrasını da ihmal etmeye başladı.
Bahsettiğimiz genç, yorgun argın işten gelince sofra hazırlama işini yüklenirdi. Zaman geldi karısının yanında bir uşak halinden daha aşağı dereceye düşdü.
Nezaket, merhamet ölçüsünde olursa mergubdur. Fakat ifrata kaçılırsa kötü neticeler alınır, iyilerin kötüleşmesine vesîle olunmuş olur.
Charles Darwin, seçkin ve zengin bir ailede doğdu. Büyükbabası Erasmus Darwin, tanınmış bir hekim ve filozof, babası da bir doktordu. Genç Charles, Edinburgh' daki tıp fakültesine gönderildi ama görünüşe göre kan görünce midesi bulanıyordu. Babası daha sonra, bir papaz olarak kariyer yapması umuduyla, onu teoloji okuması için Cambridge Üniversitesi'ne gönderdi. Darwin, üniversitede botanikçi ve doğa bilimci John Henslow ile tanıştı ve kısa sürede doğal yaşamı incelemeye ilgi duymaya başladı.
Haber bültenlerinde veya bir sosyal medya gönderi-sinde "Gazze'de bombardıman sonucu bir bebek öldü." deniyor. Her şeyin sadece rakama indirgendiği bu dünya-nın tam ortasında o ölen bebeğin annesini görünce işler bambaşka bir boyuta taşınıyor.