6/10
·400 syf.··
2026 18. kitabı
gossip girl dizisinin londra versiyonuydu. konusu bazen sacmalasa da okurken zevk aldigimi inkar edemem guilty pleasure... eger modayi, luks yasantilari, toxic ama cekici ask dramalarini seviyosaniz onerebilirim. bj sen bi pisliksin btw.
İnsan ve Duygular
Magnolia ParksJessa Hastings · Lapis Yayınları · 202497 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 7. kitabı
️Kozmos- Büşra Yılmaz Bildiğiniz kitaplardan olmayan bir kitap, sıradan bir kitap değil. Bu kitap aslında bir sineroman. Peki nedir sineroman; dizinin yazılmış hali gibi düşünün. Jenerik kısmından tutun da, mekanlara, kamera açılarına kadar her şey yazılmış. Sadece konusu biraz yaşımdan dolayı sanırım bana biraz genç işi geldi. Kurgu elit bir lisede başlıyor, bir oyun uygulaması olan Kaos, insanlara meydan okuyan, oyunları gerçekten oynamak üzerine geçiyor. Melina, Arın, Uzay, Kutay, Elsa, Mete, Toprak, Pelin, Sude gibi bir sürü karakter var. Ve bu karakterlerin her birinin bakış açısı, başından geçen olaylara hemen hemen değiniliyor. İlk kitap dizinin ilk bölümü gibiydi. Diğer kitaplar da bu şekilde ilerliyor. Her kitap bir karaktere ağırlık vererek ilerliyor. Karakterlerin psikolojik sorunlar yaşaması, kalemin güçlü olması kurguya gerçeklik katıyor. Bana biraz Gossip Girl, Boys Of Flowers anımsattı. Liseli halime dönmüş gibi hissettim. Bu durum da biraz hoşuma gitti açıkçası. Bir de eklemek istediğim bir şey var, karakterlerin yaşı 18 olduğu için, bazı şeyler lise seviyesine uygun olmayabilir. ( sigara, alkol, oyunda geçen şiddet gibi.) Seriyi tamamlamayı düşünüyorum. Kitabın ince olması, yazarın kaleminin güçlü olması da pozitif algıyla ilerlemeye sebep oluyor. İleride sineroman çalışmaların da bu vesileyle artacağını düşünüyorum.
Kozmos 1Büşra Yılmaz · Epsilon Yayınevi · 2025162 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·192 syf.··
2018 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2018 00:00
Yok oluşların dünyasına hoşgeldiniz. Burası düzensizliğin hüküm sürdüğü,kaosun debdebesinde her şeyin ve hayal gücünün dâhi tükendiği bir ülke… Evinin sokaklar ve başını sokabildiğin bilimum yerler olabileceği, yemek yemek için upuzun bekleme kuyruklarında saatler geçireceğin, çöp toplayıcılıkla üç beş kuruş kazanacağın,ceset soyuculardan uzak duracağın, sokaklarından kadavra toplanılan, her türlü atığın para ettiği bir yer. Yaşamak, hayatta kalabilmek adına herşeyin meşrulaştığı , gaspın, darpın, tecavüzün, intiharların normalleştiği bu şehirden arkana bakmadan kaçmak mı istiyorsun? Üzgünüm ama bu imkansız dostum. Bu şehrin girişi var ama çıkışı yok! Araştırma yapmak üzere Son Şeyler Ülkesine gönderilen ve haber alınamayan ağabeyini bulmak için bu tükenmiş ülkeye peşisıra giden Anna Blume'ın ağzından,bir mektup şeklinde izliyoruz bu şahane #distopik, #postapokaliptik metni.. Her geçen günün diğerini arattığı #madmax tarzı bir hayat sürülüyor bu ülkede. Orwell'in hafifletilmiş #1984 çağrışımı, kurgu ilerleyiş tarzıyla #Saramago'nun #Körlük'ü, ülkeye yapılan deniz suru ile#murakami'nin #haslanmisharikalardiyarivedunyaninsonu'nu hatırlatıyor. Fakat diğer distopyalarda olduğu gibi isyan, başkaldırı ve ayaklanmalar yok bu kitapta.Alışılagelmiş düzen(!) varlığını devam ettiriyor. Hayatta kalanlar ise #düzensizliğinuyumu ile devam ediyorlar yaşamlarına. Aslında bir bakıma sürdüğümüz hayat da böylesi değil midir? Kimi zaman nefret ettiğimiz hayatımıza tutunabilmek, hayatta kalabilmek ve idame ettirebilmek adına yazımı küçücük ama yarını büyük olan umudun #mucize kırıntılarına sığınmıyor muyuz? Paul Auster Son Şeyler Ülkesinde
Son Şeyler ÜlkesindePaul Auster · Can Yayınları · 20201,226 okunma
10 yıllık hasret sona erdi!
8/10
·432 syf.··
2026 6. kitabı
bu yıl iyi kitapların yılı dostlar! yıllardır beklediğim, yabancı booktokerlara bakıp bakıp imrendiğim bir seriyi sonunda kendi kitaplığımda da görebildim! kurgu fikrine ba yıl dım. harry potter’ı, gossip girl’u, kurt adamları, vampirleri ve astrolojiyi seviyorsanız bu kitabı sevmemenize imkan yok. (bence) sadece 2 konu var beni rahatsız eden: 1. kitabın son 10 sayfası ne manaydı?? herhangi bir anlam çıkarabilen oldu mu?? ne gerek vardı ki???? 2. devam kitaplarının çok acil çıkması lazım. bir okur olarak en en en sinir olduğum şey uzun serilerin devam kitaplarının aylar hatta yıllar içinde çıkması. Zodyak Akademi için en azından ilk 6 kitabın bu yıl içinde çıkacağını biliyoruz. Ama ben isterdim ki, bu birinci kitaptan sonra diğer kitaplar ya toplu olarak, ya da birer ikişer hafta arayla çıksın. Zaten globalde ortalığı ayağa kaldırdı, kendini ispatladı, yazıldı çizildi. Verin bize bütün kitapları, bakın rahatınıza. Neden bekliyoruz dostum biz neyi bekliyoruz??? kova stelyumlu kova ve yükseleni de koç olan biri olarak ben Ignis evine kaçar dostlar. cr: kitabın iç kapak, şömiz ve çizimleri @ekinkoch ‘a ait. Ekin hem fantastik roman yazıyor hem de muhteşem şeyler çiziyor. abartıya bakın. bazı insanların bu kadar yetenekli olmasına deli oluyorum.
Fantastik
UyanışSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 2025354 okunma
Puan vermedi·64 syf.·
2025 738. kitabı
Eros’un Izdırabı, modern toplumda sevme ve arzulama biçimlerinin nasıl yüzeyselleştiğini ele alan felsefi bir denemedir. Han’a göre Eros, mesafe, belirsizlik ve başkalıkla var olur; ancak performans, tüketim ve şeffaflık kültürü bu alanı yok eder. Öteki artık bir muamma değil, hızla tüketilen bir nesneye dönüşür. Kısa ama yoğun bu eser, aşkın ve arzunun neden derinliğini kaybettiğini sorgulayan çarpıcı bir çağ eleştirisidir.
Eros'un IstırabıByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20191,503 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 15:53
"CADILAR, EBELER ve HEMŞİRELER" "Ne yazık ki yoksul ve eğitimsiz olan cadılar, bizlere bizatihi kendi hikâyelerini bırakamadılar. Bütün tarih gibi onun hikâyesi de eğitimli elitler tarafından kayda geçirildi ve bu yüzden de bugün cadıyı yalnızca ona zulüm uygulayanların gözünden görebiliyoruz." "Sağlık" denince aklınıza gelen ilk görüntü nedir? Çoğumuz için muhtemelen beyaz önlüklü, steteskoplu, çoğunlukla erkek bir doktor figürüdür. Peki ya bu görüntü bir illüzyonsa? Ya kadınların tıptan, şifadan, beden bilgisinden "doğal olarak" uzak olduğu fikri, bilimle değil, iktidarla ilgili kasıtlı bir kurguysa? Amerika’daki ikinci dalga feministlerin 1970’lerde kaleme aldığı "Cadılar, Ebeler ve Hemşireler" isimli manifesto, tam da bu sorularla ortaya çıktı. Feminizmin "kişisel olan politiktir" mottosunu, kadın bedeninin en mahrem ve hayati alanına, sağlığa taşıdı. 1970'lerde feministler, "modern" sağlık sistemine baktıklarında çarpıcı bir çelişki gördüler: · Kadınlar, sistemin birincil "hastalarıydı" (doğum kontrolü, doğum, menopoz), ancak karar vericileri değillerdi. · Sağlık alanında çalışan kadınlar, hep "yardımcı" rollere (hemşire, ebe asistanı) sıkıştırılmıştı. · Kadınların kendi bedenleri hakkındaki sezgisel ve geleneksel bilgisi, "bilimsellik" adı altında küçümseniyor ve yok sayılıyordu. Bu adaletsizliğin "doğal" olamayacağından şüphelenen feministler, tarihe baktılar. Ve gördükleri, büyük bir gaspın hikâyesiydi. Tıp tarihi çoğu zaman tarafsız, ilerlemeci ve insanlığın ortak yararına hizmet eden bir alan olarak anlatılır. Oysa bu anlatının ardında, uzun süre görmezden gelinen bir gerçek vardır: Bizler tıp tarihi boyunca pasif izleyiciler olmadık. Kadınlar, şifacılığın her döneminde aktif öznelerdir; ancak bu varlık, sistematik biçimde silinmiş, bastırılmış ve
Edebiyat
Cadılar, Ebeler ve HemşirelerBarbara Ehrenreich · Pinhan Yayıncılık · 2023602 okunma