7/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:06
OKUDUM — BİTTİ! Soluk Salıncağı — Herta Müller Puan: 7.7 / 10 Kitap Adı: SOLUK SALINCAĞI Yazar Adı: HERTA MULLER Sayfa Sayısı: 247 Kitap Notum: 10 / 7.7 Kitap İncelemem: Ocak 1945. Dışarısı buz tutmuş, sabahın körüne kapı çalıyor. 17 yaşındaki Leo Auberg, bir bavul yerine elinde gramofon kutusuyla Sovyet çalışma kampına sürülüyor. Beş yılı var önünde. Beş yıl, insan olmanın ne anlama geldiğini yeniden öğreneceği — ya da tamamen unutacağı — beş yıl. Bu romanı açtığımda sıradan bir "savaş edebiyatı" okuyacağımı zannetmiyordum zaten ama Herta Müller, beklentilerimi yerle bir etti. Hem iyi hem kötü anlamda. Ne sarsıyor? Dehşet burada büyük kelimelerle gelmiyor. Müller, kampı epik bir dille anlatmıyor; aksine sizi bir gram ekmeğin, bir kürek kömürün, bir tas çorbanın etrafında kurulan o daracık evrene hapsediyor. İnsan zihninin nasıl bu ölçülerin diline teslim olduğunu, bedenin nasıl düşünce olmaktan çıkıp salt bir hayatta kalma makinesine dönüştüğünü hissediyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe siz de Leo gibi küçülüyorsunuz. Bu somatik etki gerçekten nadir rastlanan bir şey. Neden tam 10 değil? Müller'in şiirsel ve kırık dilli anlatımı zaman zaman büyülüyor, zaman zaman ise yoruyor. Kasıtlı bir tercih bu, biliyorum — ama bazı bölümlerde o lirik yoğunluk okuru metnin dışına itiyor. Belki de bu kitabın doğru zamanda okunmayı gerektirdiğini söylemek daha doğru. Benim için o zaman tam değildi, bu yüzden 10 üzerinden 7.7. Asıl vurucu olan ne biliyor musunuz? Kamptan geri dönmek, kurtuluş değil. Hayatta kalmak her zaman zafer değil — kimi zaman içinde taşınan ağır, utançla karışık bir yük. Roman tam da burada bir kamp anlatısını aşıyor ve zorla susturulmuş bir tarihin, sessizliğe mahkûm edilmiş bir travmanın hikayesine dönüşüyor. Açlık meleği herkese farklı görünür. Ama
Soluk SalıncağıHerta Müller · Siren Yayınları · 202572 okunma
6/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 23:24
KAĞNI (Öykü) Sabahattin ALİ SIRÇA KÖŞK (Öykü-Masal) Sabahattin ALİ 1907-1948 arasında yaşamış toplumsal gerçekçi sanat akımının önemli temsilcilerinden olan yazar Sabahattin Ali tarafından kaleme alınmış ikinci öykü kitabı Kağnı ile okumalarımıza devam ediyoruz. Kitaba adını veren "Kağnı" adlı hikaye, Anadolu köylüsünün bürokrasi karşısındaki çaresizliğini ve adalet sistemine duyduğu güvensizliği çarpıcı bir dramla gözler önüne serer. Hikayesinin Özeti: “Köyün zengin ağası Mevlüt Ağa'nın oğlu Hüseyin, tarla meselesi yüzünden fakir ve kimsesiz Sarı Mehmet'i öldürür. Köylüler ve muhtar, kasabadaki jandarma ve mahkeme sürecinden korktukları için olayı resmi makamlara bildirmek istemez. Mevlüt Ağa, Mehmet'in yaşlı ve çaresiz annesine rüşvet niteliğinde keçi ve un vererek kadını şikayetçi olmamaya ikna eder. Olayı duyan şehirdeki savcı, köye iki jandarma gönderir. Doktorun inceleme yapabilmesi için cesedin kasabaya getirilmesini emreder. Jandarmalar, Sarı Mehmet’in kokuşmaya yüz tutmuş cesedini yaşlı kadının eski kağnısına yükler. İhtiyar anne, kavurucu ağustos sıcağında, yalın ayak taşlara basarak, oğlunun cesedini taşıyan iki cılız öküzün çektiği kağnının arkasından kilometrelerce yürümek zorunda kalır.” Sabahattin Ali, Anadolu'nun sömürülen köylülerini, işçilerini ve hapishane yaşamını ilk kez doğrudan ve süssüz bir dille anlatmıştır. Onu toplumsal gerçekçi kılan da bu tutumudur. Hikayelerinde köylü için "hükümet kapısına düşmek", cinayete kurban gitmekten daha korkunç bir kabus olarak tasvir edilir. Sinema sektöründe Kemal Sunal ve Şener Şen’in oynadığı toplumsal gerçekçi filmlerde bu gerçeği ortaya koyan sahneler bolca oynanmıştır. Karakola düşmek bu gerçeği ortaya koyan bir deyim olarak hafızalara kazınmıştır. “Bu güne kadar karakol yüzü görmemek” ifadesi de
KağnıSabahattin Ali · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·246 syf.··
2026 17. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 15:59
İki farklı yazarın eserleri tek bir kitapta birleştirilmiş. Halit Halid Ziya Uşaklıgil ve Sabahattin Ali . Halid Ziya Uşaklıgil 'in Nemide adlı eseri Yeşilçam tadında kısa bir roman. Sabahattin Ali 'nin ise bir kaç öyküsüne kitapta yer verilmiş.
Edebiyat
Gramofon Avrat - NemideSabahattin Ali · Elhamra Yayıncılık · 2021160 okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
Roman, Tokyo’nun ara sokaklarından birinde bulunan, tuhaf ve eski eşyalarla dolu bir dükkânda geçer. Hikâye, bu dükkânda çalışmaya başlayan genç bir kadın olan Hitomi’nin gözünden anlatılır. Dükkânın sahibi Bay Nakano, kendine has kuralları ve gizemli geçmişiyle dükkânın kalbidir. Dükkâna gelen her bir "eskimiş" eşya (bir kağıt ağırlığı, eski bir gramofon veya bir porselen kâse), beraberinde eski sahiplerinin hikâyelerini de getirir. Hitomi, bu eşyalar üzerinden insan ilişkilerini, aşkı, hayal kırıklıklarını ve hayatın geçiciliğini anlamaya başlar.
Nakano Eskici DükkanıHiromi Kawakami · Domingo Yayınevi · 20242,294 okunma
"içerik ve tarz farklılığı olan müthiş iki eser "
8/10
·246 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 01:44
" Nemide "Roman, İstanbul'da zengin bir ailenin kızı olan Nemide'nin trajik aşk öyküsünü anlatır. Nemide, küçüklüğünden beri birlikte büyüdükleri amcasının oğlu Nail'e aşıktır. Ancak aileye sonradan katılan teyze kızı Nahit da Nail'e aşık olur. Nail ise sevilmekten hoşlanan, iradesi zayıf bir erkektir; Nahit'e karşı hisleri olsa da Nemide'nin hastalığı nedeniyle onunla nişanlanır.... Gramafon Avrat :Öykü, Konya'daki "oturak alemleri" adı verilen, içkili, müzikli ve danslı eğlence gecelerinde dans edip şarkı söyleyen Azime adındaki bir kadının (Gramofon Avrat) hikayesini anlatır.
Gramofon Avrat - NemideSabahattin Ali · Elhamra Yayıncılık · 2021160 okunma
Biri kurt, biri insan olan
Puan vermedi
Şair ve ressam olan Hermann Hesse, aynı zamanda edebiyat ve sanat aracılığıyla hayatı anlamlandırmaya çalışan ve yazarlığı ön planda olan bir sanatçıdır. 1877 yılında Almanya’da doğan Hesse, Bozkırkurdu romanını iki dünya savaşı arasında, 1927 yılında yazmıştır. Modern dünyanın yıpratıcı, ezici, yok edici etkileri ile mücadele edebilmek için kişinin öz benliğini, yeterli ve etkin olma duygusunu geliştirmesi görüşünü benimseyen Hesse, romanlarında da bu durumu ön plana çıkarır. Romanlarındaki karakterler iç dünyalarında hesaplaşmalar yaşayan karakterlerdir. Hesse’nin Bozkırkurdu romanındaki ana karakter Harry Haller de, psikolojik karakter analizleriyle karşımıza çıkmakta ve aynı zamanda otobiyografik özellikler taşımaktadır. Eserde Hesse’nin kişisel düşünceleri, ruhsal çözümlemeyle, parçalı bir roman niteliğinde ele alınmakta ve kendisine oda kiraladığı evin sahibinin yeğeni tarafından rivayet edilen bir önsöz ile başlamaktadır. Bir pansiyonda oda kiralamak isteyen Harry Haller – Bozkırkurdu, düzenli bir yaşam süren, önceleri Harry’den hoşlanmayan ancak sonrasında onunla bir bağ kuran pansiyon sahibi bayanın yeğeninin tanıtım ve gözlemleriyle aktarılmaktadır. Sonrasında ikinci anlatım, ana karakter Harry tarafından devam etmektedir. Harry’nin gündelik yaşamı, düşündükleri, hissettikleri, yabancılıkları, hayata ve burjuvaziye ilişkin görüşleri bu bölümde ana karakterin ağzından okuyucuya sunulmaktadır. “Bozkırkurdu Üzerine İnceleme” başlığı altında üçüncü bir ağızdan Harry’nin analizi, intiharı düşünen bir insanın ne yaşayabilmesi, ne ölebilmesi, izole bir hayatta çoklu ruh hallerinin değişimi üzerinden aktarılmaktadır. Son bölümde roman, yeniden ana karakterin anlatımıyla, yeni arkadaşlıkları ile hayatın anlamını arayışı ve bir anlamda kendine gelişiyle devam
Kitap Alıntısı
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma