Alkol dostunuz değildir. Doğruydu çünkü o dönem alkol benim sevgilimdi. Tam da bir sevgili gibi bana hayaller gördürmüş ve ayaklarımı yerden kesmişti. Ve yine tam bir sevgili gibi başımı ağrıtıp midemi bulandırmıştı. Defalarca terk etmeye çalışsam da ona hep geri dönmüştüm. Nefretle de içmiştim, sevgiyle de. Şiddetle de içmiştim, şefkatle de. Bazen gülerek, bazen ağlayarak... Alkol benim ilk aşkımdı.
O an içimdeki bu donuklaşma sürecinin ne kadar ilerlemiş olduğunu birden görüverdim - hiçbir yere tutunmadan, hiçbir yerde köklenmeden, akan suyun üzerinde kayar gibi yaşıyordum ve bu soğuklukta ölü, cesedimsi bir yan olduğunu gayet iyi biliyordum; gerçi henüz çürümenin kötü kokan soluğu hissedilmiyordu, ama umarsız bir donukluk, acımasız, soğuk bir duygusuzluk yerleşmiş, yani bedensel anlamda gerçek ölümün ve çürümenin dışarıdan da görüldüğü aşamanın eşiğine gelmiştim.
Günlerin nasıl hem uzun hem bu kadar kısa olabildiğini anlamamıştım. Yaşaması uzundu elbette, fakat o kadar genişlemişlerdi ki sonunda iç içe geçiyorlardı. Adlarını yitiriyorlardı. Benim için içi boşalmadan anlamını koruyan yalnız dün ve yarın sözcükleriydi.