Puan vermedi·205 syf.··
2026 464. kitabı
Kayıp Gül, Serdar Özkan’ın doğayla insan arasındaki kopan bağları, ruhsal arayışı ve gerçek mutluluğun peşinden gitmeyi konu alan, masalsı bir dille kaleme alınmış sembolik bir romandır. Bir yazarın, kendi içindeki boşluğu doldurmak amacıyla çıktığı yolculukta karşılaştığı bir gülün hikayesi üzerinden, modern dünyanın karmaşasında kaybolan insanı, kalbinin sesini dinlemeye davet eder. Yazar, Doğu'nun mistik bilgeliğiyle Batı'nın rasyonel bakış açısını birleştirerek, insanın kendisiyle olan barışıklığını, yaşamanın özündeki sadeliği ve sevginin iyileştirici gücünü felsefi bir zeminde sorgular. Okuru kendi içsel bahçesine bir yolculuğa çıkaran, küçük detaylarda büyük anlamlar arayan, umut dolu bir arayış hikayesidir.
Kayıp GülSerdar Özkan · Timaş Yayınları · 201214,3bin okunma
9/10
·504 syf.··
2026 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 05:10
Acilen İkinci Kitap Lütfen! Kitaplığımda boşuna beklettiğime o kadar üzüldüm ki… Kesinlikle beklentilerimi aşan, elimden düşüremediğim bir kitap oldu. Büyülü dünyaları zaten çok seviyorum ama bu kitap, Hogwarts atmosferinden hiç kopamamış o kızlar için tam bir biçilmiş kaftan; tek bir farkla, burada mod tamamen dark fantasy! Briony ve Toven arasındaki ilişki o kadar güzel işlenmiş ki… Hem geçmişten hem de şimdiki zamandan kesitlerle okuyoruz. Karşımızda sadece 'kötü adama aşık olan kız' klişesi yok; çok daha eskiye, çok daha derin temellere dayanan bir bağ var. Yazar, kötülerin hüküm sürdüğü bu evrende toz pembe hiçbir şeye yer vermemiş. Yaşanan acıları, işkenceleri asla romantize etmeden, olduğu gibi, acımasızca aktarmış. Sürekli gelen ters köşeler ve şaşırtıcı hamlelerle tempo o kadar yüksekti ki, kitap hiç bitmesin istedim.
Tutsak GülJulie Soto · Yabancı Yayınları · 202632 okunma
Reklam
8/10
·224 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:22
Yıl  1826 İstanbul  2.Mahmut  dönemi 30 yıldır zindanların şeyhi kabul edilen hapisteki usta bir hırsız  ekibini toplayıp Kaşıkçı Elmasını  çalmak için plan yapar. Güvene dayalı bu planda isimler yerine birbirlerine hayvan isimleri ile seslenirler. Planı kuran aslan, eski arkadaşları bukalemun ve tuti ile aralarına yeni katılan ceylan ve porsuk. İşi veren ve kimsenin bilmediği tilki , porsuğun aşkı sarayda hizmetçi tavşan.  2. Mahmut dönemi Yeniçeri ocağının  kaldırılması, batıda Yunan isyanları, Mısır'da Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı sorunları, halkın değişime reformlara verdiği tepkiler, asayiş  ve düzenin isyanlar ile karmaşa içinde olduğu  bir zaman. Tüm bu kargaşa devrinde aslında dürüst  ama hırsız, güven ve kuşku arasında,  plan plan içinde, sırlar  ve  gizli intikam planları  arasında geçen bir hikaye. Kitabın ortasından sonra hızlanıp akıp gidiyor. Kullandigi kelimeler, dönemin hayatına dair,  geleneklerine dair anlatılarıyla zaman yolculuğuna çıkarıyor yazar. Ayrıca tarihi bilgilerimi de şöyle bir tekrar edeyim demeden geçemiyor insan. Kitabi okurken araştırdığım bilgiler Kaşıkçı Elması, 86 karatlık büyüklüğü, armudi kesimi ve etrafını çevreleyen çift sıra 49 adet pırlantasıyla Osmanlı'nın en değerli hazinelerinden biridir. Günümüzde İstanbul'daki Topkapı Sarayı Müzesi'nde sergilenen bu eşsiz taşın kökeni ve saraya nasıl geldiği hakkındaki rivayetler şunlardır: 1. Eğrikapı Çöplüğü Rivayeti (Halk Efsanesi) Tarihçi Reşad Ekrem Koçu'nun da aktardığı en yaygın hikayeye göre; 1699 yılında İstanbul'da bir kâğıt toplayıcısı, Eğrikapı çöplüğünde parlak, yuvarlak bir taş bulur. Değerini bilmeyen bu kişi, taşı bir sokak satıcısına sadece 3 tahta kaşık karşılığında verir. Satıcı taşı bir kuyumcuya gösterir. Kuyumcu taşın çok değerli bir elmas olduğunu anlar ama
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,390 okunma
Puan vermedi·293 syf.··
2026 330. kitabı
Joanne Greenberg (Hannah Green takma adıyla), Sana Gül Bahçesi Vadetmedim (I Never Promised You a Rose Garden) adlı bu kült, otobiyografik ve psikolojik romanında, henüz on altı yaşındayken şizofreni teşhisi konulan Deborah Blau adlı genç bir kızın, zihniyetinin derinliklerinde yarattığı hayali ve acımasız Yr krallığı ile gerçek dünya arasında sıkışıp kalmasını konu alır. Yazar; Deborah'nın ailesi tarafından yatırıldığı akıl hastanesinde, sıra dışı ve sabırlı bir hekim olan Dr. Fried ile birlikte yürüttüğü zorlu tedavi ve iyileşme sürecini anlatırken; akıl sağlığı ve hastalık arasındaki ince çizgiyi, toplumsal normların ağırlığını, insanın kendi iç dünyasındaki canavarlarla yüzleşmesini ve gerçekliğin tüm acımasızlığına rağmen yaşama tutunma çabasını, sarsıcı, derinlemesine gözlemci, empati dolu ve insan psikolojisini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren edebi bir dille işler.
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 292. kitabı
Rasim Özdenören, Gül Yetiştiren Adam adlı bu kült ve sembolik romanında, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte gerçekleşen köklü kültürel ve toplumsal değişimleri sindiremeyerek evine kapanan ve elli yıl boyunca sadece gül yetiştirerek sessiz bir protesto yürüten yaşlı bir adamın hikayesini konu alır. Yazar; bu eski toprak karakterin inanç ve medeniyet değerlerine sadık duruşu ile modern dünyanın getirdiği yabancılaşma, kimlik bunalımı ve manevi yozlaşma arasında sıkışan taşra gençlerinin dramını sarsıcı bir düşünsel dille işler.
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,6bin okunma
Puan vermedi·85 syf.··
2026 44. kitabı
Kitap, şairin aşk, özlem, ayrılık ve hüzün temalı lirik şiirlerini içerir; ancak adını veren uzun şiir ("Bir Gün Anlarsın") kitaptaki en ikonik ve popüler parçadır. Bu şiir, yıllardır seslendirmelerde, sosyal medyada ve edebiyat severler arasında ayrı bir yere sahiptir. Ümit Yaşar Oğuzcan (1926-1984), geleneksel Türk şiiriyle modern duyarlılığı birleştiren, özellikle aşk ve hüznü samimi, akıcı bir dille anlatan bir şairdir. Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığına yakın bir üslubu vardır. Kitap, aşkın acısını, çaresizliğini ve geç kalınmışlığı merkeze alır. Ana temalar Aşkın sancılı hali: Sevmek, beklemek, özlemek ve kavuşamamak. Hayatın boşluğu ve pişmanlık: Her şeyin (şeref, fazilet, güzellik) bir anda anlamsızlaşması. Yalnızlık, çaresizlik ve ölüm: Özellikle son bölümde mezar imgesiyle doruğa çıkan bir kabulleniş ve sonsuzluk vurgusu. Zamanın acımasızlığı: Geçen yıllar, yaşlanma, kaçırılan fırsatlar. Şiir, ikinci tekil şahıs ("sen") üzerinden anlatılır. Bu, hem sevgiliye hitap hem de okuyucuyu doğrudan içine çeken bir etkiler yaratır. Dil sade, imgeler somut ve duygusal olarak yoğun olsa da karmaşık değildir; bu da şiirin geniş kitlelerce sevilmesini sağlar. Kitabın başlık şiiri, bir dizi "Bir gün anlarsın..." tekrarıyla ilerleyen, ritmik ve epik bir monologdur. Yapı olarak tekrarlar (refrain) üzerine kuruludur ve giderek yükselen bir duygusal gerilim yaratır. Ana bölümler ve ilerleyişi Uykusuz geceler ve fiziksel acı: Sevgilinin hayaliyle uykusuz kalan, çaresiz ağlayan bir âşık tasviri. "Sevmek ne imiş bir gün anlarsın" nakaratıyla başlar. Değerlerin çöküşü: Aşk uğruna şeref, fazilet, iyilik gibi kavramların boşalması; başını duvarlara vurma hali. Varoluşsal sorgulama: Ellerin ne işe yaradığı, dünyaya neden gelindiği, aynada güzelliğe bakıp geçen yıllara
Bir Gün AnlarsınÜmit Yaşar Oğuzcan · Alpay Yayınları · 1967206 okunma
Reklam
Reklam