Batılı tarihçi ve ahlakçılardan Plütarhos’un dediği gibi:
“Dünyayı gezip dolaşınız.
Edebiyatsız, kanunsuz, servetsiz… şehirler bulabilirsiniz.
Fakat, mabetsiz, mabudsuz, duasız, kurbansız bir tek şehir, hiçbir vakitte görülmemiştir.
Yeryüzü, en tenha köşelerine, bucaklarına kadar ibadet tezahürlerinden hiçbir zaman hali kalmamıştır,”
Diderot’un davranışı alışılmadık bir davranış değildi. Hatta bir alımın bir sonrakine neden olmasının bir adı bile var: Diderot Etkisi. Diderot Etkisi yeni bir eşyaya sahip olmanın sıklıkla ek satın almalara neden olan bir tüketim sarmalına sebep olduğunu ifade eder.
Zaman, başarı ve başarısızlık arasındaki boşluğu büyütür. Zamanı neyle beslerseniz zaman onu katlar. İyi alışkanlıklar zamanı müttefikinize dönüştürür. Kötü alışkanlıklar ise düşmana.
Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam bir hadis-i şeriflerinde “ben, atam İbrahim’in duası, İsa b. Meryem’in müjdesi ve annemin rüyasıyım ki annem, bana hamile iken, rüyasında Şam köşklerini, kendine aydınlatan bir nurun kendisinden çıktığını görmüştü. Zaten peygamberlerin anneleri böyle rüya görürlerdi!” buyurmuştur.