“Peki, bütün o insanların bir araya gelmesi için, ihtiyaç duyulan tek düşman kim miydi? Ne önemi vardı ki! Kimin umurundaydı! Hem savaşlarda, düşmanın adı olmazdı! Düşman, düşman olarak bilinirdi! Çünkü bir adı olduğu fark edilince bir insan olduğu da hatırlanabilir ve savaş artık o kadar da soğukkanlı geçmeyebilirdi! Tarih, savaştığı insanların, örgütlerin, ülkelerin adlarını bilmeyen askerlerle doluydu! Sonuç olarak, tek düşmanın adının hiçbir önemi yoktu. Önemli olan, o tek düşmanı linç etmenin sonuçlarıydı:
Linç varsa birlik vardı.”
(...)yalnızlık hapishanemden kaçmanın yollarını aramakla geçti. Yüzlerce kaçış planı yaptım ve hepsinide uyguladım. Her defasında yakalandım ama vazgeçmedim. İnsanın kendi gardiyanı olduğu bir hapishaneden kaçması çok zordu.
Batılıların yaşlandıklarını gizleme ihtiyacı duymamalarının yaşadıkları yüksek ferah seviyesiyle ilişkili olabileceğini, bunun iyi bir akademik çalışma konusu olduğunu düşündüm.