İstanbul'un o ardı arkası gelmez kapalı günlerini bilirsiniz. Güneşin doğacağı tanyerinde bir kadavra ağırtısı peydahlanır. Sanki gece, günü doğuracağım derken onu düşürmüştür. Gün ölü doğar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sürekli kendini koruma kararlılığı sergilemek gerek. Saldırıya maruz kaldığında, karşındakinin merhametine sığınmayı kabul etmek insanı bir yere götürmez. Güçsüzlük duygusunu gerektiğinden çok kabullenmek insanı bitirir.
Erkekler sadece kadınların dünyasına hürmet ve hayret etseler yeter. O da işte, erkeklerin kadınlara üflediği nefes olur. Kadınlar, sürekli yıkılan dünyalarını o hürmet ve hayreti gördüklerinde yeniden kurmaya kudret bulurlar. Kadınların bu kudretli büyüsü korkutur erkekleri. "Kadınların büyücülüğü" dedikleri bu. Erkekler, kadınların kendileri orada olmasa da var olabileceğini anlayınca... O zaman işte adımız büyücüye çıkar. Öğreneceksiniz. Kendiniz de o büyüden korkmamayı, hayatın o büyüden ibaret olduğunu, öğreneceksiniz!