GÜLŞAH ERDEN

GÜLŞAH ERDEN
@gulsahahah
"Çünkü dünyanın en çabuk geçen, geçer geçmez de en hızlı yakalanılan hastalığına sahipti : Umut."
Sayfa 41·Kitabı okudu
Reklam
"Bıçağın ikinci hareketinde Kate gülmeye başlıyor. Kesemediğim bir noktada orman gibi görünen bir saç topunu işaret ediyor.Bir süt kasasını ters çevirip üstüne turuyor ve kafamın geri kalanını onun traş etmesini izin veriyorum. Anna, kucağıma oturuyor. 'Sırada ben varım.' diye yalvarıyor. Bir saat sonra alışveriş merkezinde kel kızlar üçlüsü olarak el ele yürüyoruz. Saatlerce vakit geçiriyoruz. Nereye gitsek başlar bize doğru çevriliyor ve fısıldaşmalar duyuluyor. Hepimiz çok güzeliz, çarpı üç.
Sayfa 294
Ece Temelkuran, Kafkaokur
Ne çok güldük ! Gül gül öldük! Gerçekten gülmüyorduk ama gerçekten ölüyorduk. "Güler misin ağlar mısın ?" diyorduk, sanki ikisi yapışık kardeşlermiş gibi. Bir de başka güzel komik lafımız vardı bizim : "Ölür müsün, öldürür müsün?". Bak onu da niyeyse gülerek söylüyorduk. Yeni değil yani, gülmekle ölmek bizim dilimizde kardeşti. Çok güldüğümüz için değil muhakkak. Belli ki gülünecek kadar çok ölüyorduk.
"Tamam, ben Nihal'e aşıktım ! Ama bunu ona söyleyemezdim... Çünkü aşklar eşitler arasında yaşanır... Eşit değilseler bir taraf diğerinin esiri olur , diğeri de ona eserim diye bakar... Çetin işte böyle beni beni biraz olsun rahatlatacak genellemelere ihtiyacım vardı.Durumun genel bir duruma uyması iyi gelecekti sanki bana . "
Herkes Kafka ile Milena’nın aşkını bilir. Buna karşın çok az kişi Kafka’nın pespaye bir otel odasında kalp yetmezliğinden, Milena’nın ise Nazi kampında böbrek yetmezliğinden öldüğünü bilir. Ölüm hikayelerini ilk okuduğumda herşeyi bir kenara bırakarak ikisini de ortaklaştıran ‘yetmezlik’ üzerine yapmıştım ilk tespitimi. ‘Yetmezlik’ dedim. Belki de aşk budur. Belki de aşk bir ‘an yetmezliğidir.’ Belki de aşk bir ‘yetmemezlik endişesi’, bir ‘yetinememezlik arzusudur.
Reklam