Puan vermedi·208 syf.··
2019 26. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2019 00:00
Bu gün @solaunitasyayinlari n'dan @sinem_pehlivan_karakoc un kitabı #iskokusu ile geldim. " Siz sevdiğiniz için nelerden fedakarlık ederdiniz? Ya da onun için yaptıklarınızı fedakarlık olarak görür müydünüz? " sorusu varmış #arkakapak tanıtımında. Kitabı okumadan önce soruyu okusaydım bir cevabım olabilirdi aslında, ama artık yok... Çünkü aşk dolu, mutlu bir gelecek vaad eden hayatın, nasıl yerle bir olduğuna tanık oldum. Şüphesiz okuduğumuz bu tarz kitaplarda bir çok duyguyu bir arada yaşıyoruz. Hepsinde ayrı bir hikaye, ayrı bir mücadele, ayrı bir hastalık, ya da bir yıkım oluyor. Okumaya başladığımdan beri omurilik felci odak noktam oldu. Saniyeler süren bir kaza ve sonrası 'mücadele' nin bambaşka bir anlama bürünmesini anlatıyor. Detaylar can yakıcı çünkü gerçek olduğunu biliyorsunuz. Bu süreçte karşılıklı hissedilenler, dile getirilemeyenler, o duygu yoğunlukları, yaşanılan aidiyet ya da boşluklar güzel yansıtılmış. Hala "eee şimdi ne olacak" ruh halindeyim. Aşklarına tebessüm ettiğim, dostluklarına imrendiğim, güçlü durma çabalarında duygulandığım keyifli bir okuma oldu benim için. Kitapla kalmanız dileğiyle... "Karşıdan gelen arabanın farı sayesinde gördüm gözlerini. Başını bana çevirmişti, gözlerinin içi gülüyordu. Bu gülüş için her şeyi yapabileceğimi düşündüm o an. Aynı araba sayesinde de o son gülüşü oldu..." "Sevmek tam olarak buydu işte. Ona konduramamak yılların eskiliğini, yorgunlukları anımsatan çizgileri, ellerindeki titreyişleri. Yakıştırdığın haliyle beliriyor sevdiğinin sureti gözünde. Aşk da böyle olmalıydı..." "Her insan iyidir ve kötüdür. Umarım senin iyilerin, benim kötülerime tahammül edecek kadar iyilerdir. Ve benim iyilerim senin kötülerini sana hissettirmeyecek kadar iyidir..."
İs KokusuSinem Pehlivan Karakoç · Sola Unitas · 20195 okunma
8/10
·64 syf.··
2026 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
Kitap kulübümüzde mayıs ayımızın kitabı seçilen Bir Kadın'ı okudum fakat yorumumu ancak yazabiliyorum. Annie Ernaux'un kalemiyle ilk defa tanıştım. Yazarın annesini anlattığı bu hikaye bana kalırsa gerçek bir edebi şölendi. Tarihi ve felsefi dokundurmaları olan, bir anne ve kızın ilişkisini yad ettiği ve bunu büyük bir dürüstlükle yaptığı okuması son derece keyifli bir kitaptı. Yazar annesini anlatırken çok dürüst, onu eleştiriyor ve hatta bazı kısımlarda ona acıyor gibi. Kitap gerçekten de bir kadının -o kadının- yaşamı. Ben okurken annesini çok sevdim, yer yer ona hayranlık da duydum. Bulunduğu o sığ dünyada kendi başına var olmaya çalışması, kitaplara dokunurken büyük bir hürmetle onları eline alması, diğer insanlara ve hatta kendinden daha üstte olduğunu düşündüğünü insanlara "Ben de burdayım ve varım!" deme şekli beni çok etkiledi. Gerçek bir emekçi ve ailedeki tüm geliri tekeline almış biri. Yazarın bunları anlatırkenki üslubu çok güzel, çok yalın ve okuyanı hiç yormuyor. Kesinlikle yazarın diğer kitaplarını da okurum, buna eminim. Çok beğendiğim birkaç alıntı ile yorumumu sonlandırıyorum. "Elbette, bu kitap ne bir yaşam öyküsü ne de bir roman, belki edebiyat, sosyoloji ve tarih arasında bir şey. Baskıcı bir çevrede doğan ve bu çevreden çıkmak isteyen annemin tarihin bir parçası olması gerekiyordu ki dahil olmamı istediği, kelimeler ve fikirlerle yönetilen dünyada kendimi daha az yalnız, daha az yapay hissedebileyim." "Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları, gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu." Son olarak da kitaba 10 üzerinden 8 puan verdiğimi belirtmek isterim.
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,889 okunma
Reklam
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
TOZLU PEMBE 2 #kitapyorumu "Çok seversem iyileşir sandım," dedi. "Ama anladım ki ben çok sevdikçe o bu sevgi altında eziliyor." Ah Ayperi... çaresizliği, sevilmeyi hak görmeyişi ve Ömer’i korumak için ondan kaçma çabası... Sonrasında Ömer’in gittiği o sahne feci kalp ağrıtan türdendi. Ömer Seyirhan gittii ama giderken bile Ayperi’nin üşüyen ellerini, midesini yakan koyu çayını, tırnaklarını acıtan antepfıstıklarını ve hatta sinemada izlemek isteyeceği filmi bile ona emanet ederek gitti. Kalbimi bu kısımlarda bıraktım toparlayamadım. Edebileceği en şefkatli ama en yıkıcı vedaydı. Ayperi’nin de o otoban kenarında, çimleri kavrayarak yaşadığı o ağır içsel yıkım, geçmişin yükü altında ezilişi ve kendi çocukluğuna 'Git artık, taşıyamıyorum seni' diye haykırışı... Travmanın, kırılmışlığın ve aşka inanmak isterken kendi karanlığında boğulmanın acısı bundan daha vurucu anlatılamazdı. ​Ayperi, Melike ve Şeyma bir araya gelince kitabın o ağır havası bir anda dağılıyor, yerini tam bir kız kıza gıybet ve hazırlık neşesine bırakıyor. Ayperi'nin acılarıyla kaçarak değil, onları yakıp yıkarak vedalaşması ve özgürleşmesi muhteşemdi. Melike’nin o dur durak bilmez enerjisi ve Yavuz’un her şeye rağmen arkasından beliren o gizli, sıcak gülüşü... Aralarındaki bu didişmeli bağa bayılan tek ben değilimdir diye düşünüyorum. Sabırsızlıkla beklediğim bir aşk itirafı sahnesi vardı Muharrem ve Şeyma ikilisinden. Muharrem’in o içini kemiren kurtlara, sabrının son damlasına ve Şeyma’yı kaybetme korkusuna daha fazla dayanamayıp patladığı o an... Yıllardır birbirlerinin arkasından bakan o iki dikenin sonunda birbirine sarılması o kadar güzel ki. Hele o Trabzonspor maçı detayı... Muharrem, sen nasıl bir kralsın? Afili cümlelerden uzak, alabildiğine dürüst ve Karadeniz inadıyla harmanlanmış sevdası
1000Kitap
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026217 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 103. kitabı
"Allah seni Karadeniz'e bağışlasın, bir de Karadenizliye." Esme kızımız çok ünlü bir fenomendir ve çekim yapmak için Karadeniz'e gider. Karadeniz'in ortasında, tmetropol insanı olduğunu ve böyle bir yerde yapamayacağını dile getirirken bunu duyan Çakır içten bir beddua eder. "Allah seni Karadeniz'e bağışlasın, bir de Karadenizliye." Tesadüfe bakın ki o adam da Esme'nin dikkatini çekmiştir. Gülüşü çok hoş olan beyefendinin fotoğrafını izinsiz çekip paylaşır Esme. Ancak o da ne? Başına güzel bir çorap örmüştür zira kendisine içten ah ettiğini bilmediği ve gülüşünü beğenip izinsiz çektiği adam Karadeniz'in ünlü iş insanıdır. Olan bitene çok sinirlenmiştir. Bir adı vardır onun ve bir fenomen bu şekilde paylaşamaz. İkilimiz bir araya geldiğinde ise sevda denen bela bulaşır onlara. Biri çok ünlü ve kuralcı iş adamı, diğer rahatına aşırı düşkün bir fenomen. Sizce sevda mı kazanır inat mı? Aşırı eğlenceli bir kitaptı, bayıldım ve okurken çok güldüm. Esme'ye çok kızdığım oldu. Ama Çakır da sinirlerimi az zıplatmadı. Sevince insan orta yol arayıp bulmalı bence. İkisi de birbirinden inat. Akıl başa ancak sevdiğini kaybedince gelir. Hem kıskanç hem inat olan bu ikiliyi çok sevdim. Yazarın ellerine sağlık. Mutlaka okumalısınız. İmera Fera
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025264 okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2026 46. kitabı
Selam Bayıldım.. O kadar sevdim ki anlatamam. Maral Atmaca kalemini seviyorum arkadaşlar. Kitap ne kadar kalın olursa olsun bana yetmiyor. Sarkaç 2 yine efsane güzeldi. Gurur der geçerim. Onun duygu geçişleri, sevgisi, aşık olması, kendini tutma çabaları, olaylara karşı tepkisi, bakışı, gülüşü, düşüncesi her bir şeyi mi harika olur yahu Gurur ve Farah'ı Saka ve Sanrı Serisinden tanıyoruz ve onların hikayesine kendi kitaplari Sarkaç ile konuk oluyoruz. İlk kitapta öyle olaylar olmuştu ki devamını merak etmiştik ama en önemlisi müthiş iyi bir manipülasyoncu olan Farah'ın gerçek kimliğini Gurur'un tanıması oluyor. Aslında baştan beri bizimde merak ettiğimiz bir yüzleşme sahnesi vardı ki çok güzel işlenmişti. Orda ki duygu geçişleri bana geçti. Dört yıllık bir evlilik hayatında Farah'ın gerçek kişiliğini kocası Gurur'dan saklaması ve bunun ortaya çıkması felaket güzeldi. Yüzleşme sahnesinin güzelliği. İki kişi karanlık bir yolda birbirlerini tanımadan birbirlerini öldürmeye çalışıp sonra da kim olduklarını öğreniyorlar. Ve sonrası..... Gurur'un yıkıldığı Farah'ın ise tüm iplerini kopardığı benimse göz yaşlarımı tutamadığım yer... Ben şahsen böyle bir aldatmacayi Gurur asla affetmez diyordum ama beni yanılttı. Yine ve yine sevgisi galip geldi ve karım dedi. Farah ise çok kolay onu birakabildi. Tamam haklı, çok fazla uyardı ama bilemiyorum sanırım içim Gurur için yaşayamadığı çocukluğu için her zaman üzülecek. Bir de Saka ve Sanrı Serisin de Şerif ile ilgili bir bölüm vardı orayı bir de Farah'ın gözünden okumak çok iyiydi. Tabi ki diğer serisi karakterlerini görmek Duha'nın düğününe gitmek iyi geldi. Bizimkilerin sonu ne oldu derseniz yine fena bir yerde bitti ve biz yine sıradaki kitap nerde dediğimiz noktadayiz.. Ben sahsen Maral kalemi aşığıyım ve onun hikayelerini ve
Sarkaç 2Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 2026270 okunma
4/10
·536 syf.··
2017 59. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2017 00:00
Sevmedim. Nazan Bekiroğlu dili kullanırken çok zorluyor. Her cümlede edebi olmak için o kadar çabalıyor ki yapay ve yorucu bir şey çıkıyor ortaya. Gözümün önünde sürekli candan erçetin'in biz neler gördük geçirdik gülüşü canlanıyor. Alın işte size edebiyat çocuklar, yani aşırı doz aforizma. Ağaçlara bakınca aklına hemen gümrah kelimesi gelmeyenlerle muhatap bile olmak istemiyorum. Bir de kitap bütünüyle resmi tarihten beslenmesi yönüyle oldukça muhafazakar bir yerde duruyor. Aslında güzel bir konusu var bu kitabın. Bir karakterin şimdiki haliyle geçmişe ışınlanması fantezisini ben de sık sık düşünürüm. Ama benimle birlikte herkes de düşünür. Genel olarak Nazan Bekiroğlu kitaplarını beğeniyorum ama bu romanı sevemedim. :( Nazan Bekiroğlu
1000Kitap
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma
Reklam
Reklam