.. Beyin-bilgisayar arayüzlerinin (BCI) günümüzde ulaştığı nokta, bilim kurgu senaryolarını aratmayacak kadar çarpıcıdır ve gerçeklik algımızı yeniden sorgulamaya açmaktadır. Bu teknolojinin potansiyelini somutlaştırmak için basit bir örnek verelim.
Oldukça sık kullanılan beyin görüntüleme araçlarından biri olan Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) teknolojisi kullanılarak yürütülen bir deneyde, katılımcıların belirli görsellere odaklandığı esnada beyin aktiviteleri anlık olarak kaydedilir. Buradan alınan kayıtlar ile yapay zekâ algoritmaları eğitilir. Hangi resme bakarken hangi beyin bölgesinin aktif olduğuna dair nöro-görüntüleme cihazlarından elde edilen veriler, yapay zekâ algoritmalarına aktarılır.
Algoritmalar, spesifik beyin örüntülerini (pattern) tanır hale gelir. Kişiler belirli bir görevi icra ederken beyin faaliyetlerinin nasıl bir “pazern (örüntü) ” oluşturduğu makinelere “öğretilir”. Böylece algoritma, beyin aktivite örüntüleri (pattern) ile dış dünyadaki görseller arasındaki ilişkiyi öğrenir. Eğitim aşamasının ardından, algoritmaya sadece deneğin beyin aktivite verileri sunulur ve kişinin o an neye baktığını tahmin etmesi, bir resim oluşturması, diğer bir deyişle, deneğin zihnini okuması amaçlanır. Daha sonra Generative Al uygulamaları ile bir çıktı oluşturması istenir. Üretilen çıkular son derece çarpıcıdır.
Örneğin, mavi-beyaz bir yolcu uçağına bakan bir katılımcının zihinsel verilerini işleyen yapay zekâ; uçağın formunu, renklerini ve konumunu yüksek bir doğrulukla yeniden oluşturabilmektedir. Yapılan güncel araştırmalar, bu zihinsel görselleştirme teknolojisinin gerçeğe ne denli yaklaştığını kanıtlar niteliktedir. İnsanın o esnada nasıl bir görüntüye bakıyor olduğu, zihninden hangi kelimeleri geçiriyor olduğu, hatta ne hayal ettiği,
İnsanın kendi acısını bile başkasının cebine para olarak akıttığı bir çağın gönüllü kölesi oldu artık daha ne olsun. Güncel araştırmalara göre dünya nüfusunun %78’i kronik anksiyete ve ontolojik boşluk hissi ile mücadele ederken, global talep simsarları bu psikolojik fenomenleri 4.3 trilyon dolarlık bir pazara dönüştürmüş durumda bile. Son on yılda yapılan longitudinal çalışmalar, bireylerin %65’lik kesimin ruhsal bosluklarını, para harcamayı hızlı çözümle doldurmayı denediğinini ortaya çıkarıyor insan kendi yarasını, kataloglardan seçtiği yara bantlaryla kapatmaya çalışıyor şimdi. Hayallerimizi önce çalıyorlar; sonra posterlere basıp bize geri satıyorlar yani.”
Önsöz
Güncel konulara ilişkin görüş bildirmeyi doğam gereği sevmem ama son zamanlarda toplumumuza ve yaşadığımız döneme ilişkin bazı düşüncelerimi ortaya koyma gereksinimi hissettim. Yeğenlerime televizyonun henüz var olmadığı bir dönemde doğduğumu -ceptelefonu, bilgisayar, iPod söz konusu bile değil elbette- anlattığımda onlarda derin bir şaşkınlık yaratıyorum. Hatta benim siyah-beyaz dünyayı ayrıntılı tanımlarım sonucunda bir kız çocuğu ciddi olarak şu soruyu sormuştu: "Peki, sen küçükken dinozorlar var mıydı?"
Moğol hakimiyetinin sona erdiği yıllarda doğuda ortaya çıkan siyasi oluşumların bir bölüğü güncel Türk tarih yazımında büsbütün göz ardı edilir. Bunlar 1330'lardan itibaren güneydoğu illerine hakim olan Kürt beylikleridir. Şecerelerini Eyyübilere, Mervanilere, Emevi halifelerine ve hatta Asr-ı Saadet'in Arap komutanlarına dayandıran bu hanedanların bazıları şüphesiz Selçuklu ve Moğol dönemlerinde de yerel etkinliğe sahiptiler.
Ancak Moğollar sahneden çekildikten sonradır ki Kürt kimliğini ön plana çıkararak konumlarını ve güçlerini pekiştirdiler. 15.yüzyılda Akkoyunlular ve ardından Safeviler Kürt beyliklerini tasfiye etmek için sistemli bir çabaya girdilersede bu çabaları sonuç vermedi. Kürt beyleri Yavuz ve Kanuni çağında Osmanlı koruması altına girerek varlıklarını sürdürdüler. Doğu ve batıdaki Türk beyliklerinin aksine, mevkilerini ve kısmi bağımsızlıklarını modern zamanlara dek korudular.