Tam anlamıyla ismiyle özdeşleşen bir kitap. Erile/erkeğe değil erkek ırkına duyulan nefret, intikam ateşi... Her ne kadar radikal feminizmin önemli eserlerinden sayılsa da feminizm ideolojisini içselleştirmiş biri olarak bu kitabın feminizmle doğrudan ilişkisi olduğunu düşünmüyorum, tamamen erkek nefreti üzerine yazılmış intikam soylemleri içeren bir manifesto. Bu nefretin tabii ki bir sebebi var; yazarın küçük yaşta babasının tacizine uğraması, sonraki yaşamını geçimini seks işçiliği yaparak sağladığı ve yaşadıklarından dolayı akıl ve ruh hastalığını kaybetmesi... Tek eleştireceğim nokta feminizmle ilişkilendirilmesi. Bunların dışında yazarın yazdıgı keskin analizleri okunmaya değer, savlarını son derece güzel örneklerle ispatlıyor, eğer eksik bir cinsiyet varsa o da eril olandır diyor ve genetik kodlardan da yola çıkarak kadının eksik hali olarak resmediyor. Okunmaya değer bir kitap, ismine aldanmayalım :)
Efendisiz ve kölesiz başka bir dünyanın mümkün olabileceğini anlatan bu ütopik kitap konjonktürel yaşamın sınırlarını aşarak düşledigimiz bir dünya düzeniyle tanıştırıyor bizi... Kitabin sonunda "o dünyalar ki yoktular, onlar ümitlerimizdi" dedirtecek bir sonla bizi yaşamak zorunda olduğumuz yaşama itecektir istemeyerek. Her ne kadar bireylerin tamamen mutlu olduğunu varsaysa da bu kitabın eleştirileceği bir iki noktası var, özellikle bireyler tamamen devlet düzeni için vardır, bireylerin tüm duyguları yok sayılmakta hatta daha doğrusu duyguları devlet eliyle kontrol edilmekte. Diğer bir nokta ise kadın erkek arasında eşitlikten tam olarak söz edilmemekte ne yazık ki...