Mormonlar
İsa Mesih'in Son Zaman Azizleri Kilisesi (SZA), Hıristiyanlıkta havariler tarafından kurulan asıl kilise modeline geri döndüğünü iddia eden birçok "ayrılıkçı" hareketten biridir. Joseph Smith Jr.'ın kendisine melek Moroni tarafından vahyedildiği şekliyle Mormon Peygamber tarafından yazıldığını iddia ettiği Mormon Kitabı'nın ardından Mormonizm olarak bilinen hareket içindeki en büyük gruptur. Kitap altın levhalar üzerine yazılmıştı ve Tanrı'nın yardımıyla Smith bu İncil'e benzer metni tercüme etti. Anlatı; Amerika kıtasının eski halkları, Nefililer ve Lamanlılar ile Babil ülkesinden gelen göçmenlerin hikâyelerini aktarır. Aynı zamanda İsa'nın amaçladığı şekliyle asıl gerçek kiliseyi de tanımlar. SZA bu Mesih kilisesini restore ettiğini iddia eder ancak öğretileri bazı açılardan ana akım Hıristiyanlığa benzer olsa da başka yönlerden temelde farklıdır (Tanrı ve insanların aynı özün tezahürleri olduğu inancı gibi). Mormonların çoğunluğu ABD'dedir ancak Orta ve Güney Amerika'nın bazı bölgelerinde de mensupları bulunmaktadır.
Sayfa 296·Kitabı okuyor
Sizinle yıldızlar arasındaki boşluk aslında zamandı
Astronomi aslında tarihti. Çünkü uzay, zamandı. Joan'un evrenle ilgili en sevdiği şey de buydu. Güney göğünde parlayan kırmızı yıldız Antares'e baktığında, otuz katrilyon kilometre ötedeki bir noktaya bakıyordu. Ama aynı zamanda beş yüz elli yıl öncesine bakıyordu. Antares o kadar uzaktaydı ki ışığının Dünya'ya ulaşması beş yüz elli yıl sürüyordu. Beş yüz elli ışık yılı uzaklık. Yani gökyüzüne her baktığında, sadece uzağı değil, geçmişi de görüyordu. Ne kadar uzağı görürseniz o kadar geçmişe bakabiliyordunuz. Sizinle yıldızlar arasındaki boşluk aslında zamandı. Yine de çoğu yıldız o kadar uzun süredir orada parlamaya devam ediyordu ki gelmiş geçmiş bütün nesiller onları görmüştü. Gökyüzüne bakıp Akrep takımyıldızının ortasındaki o kırmızımsı hale Antares'i gördüğünüzde aslında MÖ 1100'lerde Babillilerin de tarihe kaydettiği yıldıza bakıyordunuz. Gece göğüne bakmak insanlık tarihi boyunca aynı yıldızlara bakan, aynı göğü paylaşan sayısız insana eşlik etmek demekti. Zamanın akışına tanıklık etmekti.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
kamber atasız düğün olmaz
Kambar Ata Türk mitolojisinde atları koruduğuna inanılan ruhlara Kambar Ata denirdi. Eğlenceyi sevdiği bildirilen Kambar Ata özellikle Güney Sibirya'daki Türk kökenli Altay halkları arasında ve Yakutların inançlarında görülür. Kambar Ata adıyla anılsa da İslamiyet'e girişten sonra Kamber motifiyle aynı olması söz konusu edilmiştir. Tarihin en eski devirlerinden itibaren varlığı bilinir. Türk toplulukları ile iç içe yaşayan Taciklerde yağmur ve yıldırım tanrısı olarak karşımıza çıkar. Bazı durumlarda çalgıcıların koruyucusu olarak düşünülmüştür. Esasen atların koruyucu ruhu olan Kambar Ata'nın daha sonra farklı anlamlar kazandığı anlaşılır. Eski Türklerde din adamı karşılığı kullanılan kam sözünden türediği de ileri sürülür. Dede Korkut destanlarının Kazakistan versiyonlarında (Korkut Ata) yılkıcıların, baksıların koruyucusudur. Özbekistan'ın doğusundaki Fergana'da Kambar Ata'ya ait ayak izleri ve mezardan söz edilir. Hastalar iyileşmek için buraları ziyaret eder. Kazak, Uygur ve Kırgızlar arasında yılkıların koruyucusu olduğu düşünülür. Türkmenlerde ise Baba Kamber, kutsal koruyucu ve iki telli sazın yaratıcısıdır. "Kambersiz düğün olmaz" sözü bununla bağlantılı olabilir.
Sayfa 70 - kronik·Kitabı okuyor
1000Kitap
İli Irmağı Kazakistan'ın Almatı şehrinin kuzey ve kuzeybatısında bulunan İli Irmağı çeşitli kollara ayrılarak Balkaş Gölü'ne dökülür. Göle yakınlaştığında farklı kollara ayrılarak aktığı için Yedi Su diye de anılır (Kazakça: Jedi Su/Rusça: Semireçye). Bu havza, yani Güney- doğu Kazakistan, çok verimli topraklara ve zengin otlaklara sahip- tir. Bol otlu alanlar bulunduğu için her devirde çok sayıda insanın hayatını sürdürmesine imkân sağlamıştır. Oradan çıkarılan arkeo- lojik eserlerden dolayı bölgenin önemi milattan önceki devirlerde de görülür. Ama asıl önemini Gök Türkler zamanında kazandığı görülmektedir (542-745). Batı Gök Türk Kağanlığı'nın 630 yı- lında çöküşünden sonra hanedana mensup beylerin çoğu Çin'e sığınmıştı. Bunun üzerine başsız kalan Türk boyları bu ırmak et- rafında toplanarak büyük bir kurultay düzenlediler (634/635). Kurultay sonucunda aralarında anlaşıp yeniden örgütlenerek 10 boya bölündüler.
Sayfa 25 - Kronik kitap·Kitabı okudu
Türkiye'de yeni seküler aşırı sağ da ... İsrail'e destek verme onursuzluğunu üstlenen tek odak olma rolüne soyunmuştur.
Sayfa 230·Kitabı okudu
Siyaset
GİRİŞ: MEMPHIS'TE YÜRÜRKEN "Adam," dedim usulca. "Haydi Graceland'e gidelim." "Ne?" Ona yıllar önce verdiğim sözü anımsattım. "Blue Moon" günlerini, ona verdiğim sözü hatırlayamadı bile, ama bu sersemletici rutini bozma fikrinin onda bir şeyleri tutuşturduğunu görebiliyordum. Bana doğru dönüp ciddi olup olmadığımı sordu. "Ciddiyim," dedim, "ama bir şartla. İki bin beş yüz kilometrelik yolculuğu ben karşılayacağım. Memphis'e, New Orleans'a gideceğiz - Güney'in her yerine, nereye istersen oraya. Ama gittiğimizde sırf telefonuna bakıp duracaksan olmaz. Geceler hariç telefonunu kapalı tutacağına söz vereceksin. Gerçekliğe dönmemiz gerekiyor. Bizim için önem taşıyan bir şeyle tekrar bağ kurmamız gerekiyor." Söz verdi ve birkaç hafta sonra Londra Heathrow Havalimanı'ndan Delta blues diyarına doğru havalandık. Graceland'in kapılarına vardığınızda size etrafı göstermekle görevli biri olmuyor ortalıkta. Elinize bir iPad veriliyor, ufak kulaklıklar takıyorsunuz ve ne yapacağınızı iPad söylüyor - sola dön, sağa dön, düz git. İçine girdiğiniz her odada iPad unutulmuş bir oyuncunun sesiyle size o oda hakkında bilgi verirken, ekranda da odanın fotoğrafı beliriyor. Biz de Graceland'i kendi başımıza, iPad'e bakarak gezdik. Etrafımız Kanadalılarla, Korelilerle, Birleşmiş Milletler'in her birinden insanlarla çevriliydi; bomboş suratlarla ellerindeki ek-ranlara bakıyor, etraflarındaki hiçbir şeyi görmüyorlardı. Kimse önündeki ekrandan kafasını kaldırmıyordu pek. Yürürken insanları seyrediyordum ve gerginliğim gitgide artıyordu. Ara sıra birisi ka-fasını iPad'inden kaldırınca hafiften umutlanıyor, onunla göz teması kurmaya çalışıyordum, omuz silkip "Şuna baksana, bizden başka kimse etrafına bakmıyor, onca yoldan gelip de gözünün önünde duran şeylere bakmıyor," demek istiyordum - ama
Sayfa 13 - Metis/Ağustos 2025/10.basım/İstanbul
Hayata Dair
Reklam
Reklam