Beyin başarının altın anahtarıdır. Nörobilim alanında çığır açan yaklaşımları kişisel gelişim tadında anlatan bu kitap şunu söylüyor: • Kötü düşüncelerinizi nasıl azaltabilir ve daha etkili iletişim kurabilirsiniz? • Zorluklar karşısında zihinsel stratejiler bulmanız, kontrolü bırakıp yaratıcılığınızı özgürleştirmeniz mümkün mü? • Motivasyonunuzu artırmanın bir yolunu bulsanız ve kariyerinizde daha pozitif etkileşimler kursanız hayatınız nasıl olurdu? Beynimiz değişime doğal olarak direnme eğilimindedir, ancak aynı zamanda gelişmek ve dönüşmek için olağanüstü bir potansiyel de taşır. Onu nasıl yöneteceğinizi öğrenerek özgüveninizi güçlendirebilir, ilişkilerinizi iyileştirebilir ve hem kişisel hem de profesyonel hayatta karşılaştığınız günlük zorlukları daha iyi yönetebilirsiniz. Bir zamanlar ileri seviye utangaç olan ama bugün uluslararası bir konuşmacıya dönüşen yazar Biliana Todorova, nörobilim ışığında zihinsel performansınızı geliştirmek için en iyi yöntemleri paylaşıyor. Günlük hayatta kolayca uygulanabilecek egzersizlerle zenginleştirilmiş bu kitap, sizi başarının merkezinde yer alan zihinsel mükemmelliğe ulaştıracak!
sevgili günlük :d
yeryüzündeki tüm tiyatroları okumaya yemin etmiş gibi davrandığım bir alışveriş yaptım (17 tanecik) yaz boyu tiyatro okuması akacak gibi görünüyor. çk mtlym çk :') not: artık kitap almıyorum dediğimde inanmamıştık zaten :d not2: hem alıyorum hem okuyorum o yüzden hiç almamışım gibi bile sayabiliriz (girl math)
Reklam
Bir topluluğu ulus yapan şey biyolojiden ziyade, paylaştıkları o ortak "hayal", yani anlatıdır. Kürtlerin elinde aslında bu anlatı için çok zengin bir ham malzeme var: Zerdüştlük kökenleri, Demirci Kawa (Newroz) efsanesi, Gılgamış, Mem û Zîn gibi destanlar ve Mezopotamya’nın en eski inanç katmanları. Eksik Olan Ne? Bu malzeme hiçbir zaman modern, seküler ve standardize edilmiş tek bir "milli mitolojiye" dönüştürülemedi. Bölgesel dengeler ve dini (Pagan/Sünni/Şii) bariyerler nedeniyle bu hikayeler hep yerel folklor düzeyinde kaldı. Çözüm; tıpkı Yahudilerin Tevrat anlatılarını seküler bir ulus bilincine (Siyonizm) dönüştürmesi veya İskandinavların Thor/Odin mitlerini modern kimliklerinin estetik bir parçası yapması gibi; Kürt entelektüellerinin de bu kadim tanrıları ve destanları aşiretler üstü, modern bir edebiyat, sinema ve sanat diliyle yeniden üretmesi gerekir. Bugün Kürt dünyasındaki en büyük yapısal felaket, meclislerin ve karar mekanizmalarının siyasi partilerin (KDP, PKK, DEM vb.) veya feodal ailelerin (Barzani, Talabani) tekelinde olmasıdır. Bir partinin ak dediğine diğeri kara diyor. Yahudilerin tarih boyunca devletleri yokken bile toplumu bir arada tutan, küresel ölçekte çalışan din/bilge konseyleri (Sanhedrin mantığı) vardı. Kürtlerin siyasi partilerden, silahlardan ve ideolojilerden bağımsız; küresel akademisyenlerin, sanatçıların, hukukçuların ve kanaat önderlerinin yer aldığı transnational (uluslararası) bir Yüksek Kültür ve Strateji Meclisi kurması gerekiyor. Bu meclis, partilerin günlük çıkarlarının ötesinde, 100 yıllık stratejiler üreten bir "akıl merkezi" olmalı. Ortak mitoloji ve ortak meclis kurulsa bile, bunu uluslararası statükoya kabul ettirecek finansal ve entelektüel lobi mekanizması olmadan oyun kurulamaz. Batı’da lobi yapmak "Bize
Sosyoloji
Bende hiç tükenmez bir hayat vardı, Kırlara yayılan ilkbahar gibi. Kalbim her dakika hızla çarpardı, Göğsümün içinde ateş var gibi. Bazı nur içinde, bazı sisteydim, Bazı beni seven bir göğüsteydim, Kâh el üstündeydim, kâh hapisteydim, Her yere sokulan bir rüzgâr gibi. Aşkım iki günlük iptilâlardı, Hayatım tükenmez maceralardı, İçimde binlerce istekler vardı, Bir şair, yahut bir hükümdar gibi. Hissedince sana vurulduğumu, Anladım ne kadar yorulduğumu, Sâkinleştiğimi, durulduğumu Denize dökülen bir pınar gibi. Şimdi şiir bence senin yüzündür, Şimdi benim tahtım senin dizindir, Sevgilim, saadet ikimizindir, Göklerden gelen bir yadigâr gibi. Sözün şiirlerin mükemmelidir, Senden başkasını seven delidir, Yüzün çiçeklerin en güzelidir. Gözlerin bilinmez bir diyar gibi. Bütün Şiirleri Sabahattin Ali
Geçenlerde bir kişi bana aşk mı seni değiştirdi diyor Beni yaşadıklarım değiştirdi, ailem değiştirdi, sevilmemek değiştirdi. Hayat sadece 3 günlük aşktan ibaret değil...
Hayat üç gün: Dün, bugün, yarın… Dün ibret içindir, Yarın umut, Bugün aşk. Üç günlük dünyada aşkı anlamak bize nasip oldu. Her anı inanarak, mucizelerin ışığında gönülden yaşamak.. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Reklam
Reklam