Bende hiç tükenmez bir hayat vardı,
Kırlara yayılan ilkbahar gibi.
Kalbim her dakika hızla çarpardı,
Göğsümün içinde ateş var gibi.
Bazı nur içinde, bazı sisteydim,
Bazı beni seven bir göğüsteydim,
Kâh el üstündeydim, kâh hapisteydim,
Her yere sokulan bir rüzgâr gibi.
Aşkım iki günlük iptilâlardı,
Hayatım tükenmez maceralardı,
İçimde binlerce istekler vardı,
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi
Hissedince sana vurulduğumu,
Anladım ne kadar yorulduğumu,
Sâkinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi.
Sen insan biriktirmeyi seven biri değilsin biliyorum Süreyya, ama ben insanları kolay kolay hayatımdan çıkaramıyorum. Arada bir de olsa görüşmek, haber almak, nasıl olduğunu bilmek ihtiyacı duyuyorum.
Neden birlik olmak, bir olmak için her zaman bir "öteki" ye,bir dış tehdide ihtiyaç duyuyoruz? Bu tehdit oluştuğunda kolayca "biz"olabilirken; neden günlük yaşam akıp giderken her günümüzü birbirimiz için cehenneme çeviriyoruz?
-Ayrılıyoruz artık… ve … belki görüşemeyeceğiz bir daha. Arada bir beni anımsayın.
-Anımsayacağım. O günlük güneşlik günde olduğunuz gibi anımsayacağım sizi:)
Geceleri başını yastığa koyunca türlü çılgınlıklar kurup, Tenzile'ye böylece bir kez daha kavuşmayı düşünüyordu. Bayağı günlük insan yürüyüşüyle o yitirdiği cennetin yamaçlarına bir daha ulaşamayacağını düşünüyorsa da ne biçim bir çılgınlıkla bu olanağı yaratacağını bir türlü kestiremiyordu. Günler, kaplumbağa gibi sürüklenerek giderken onun içinde, yağız ata binmiş hırslar doludizgin gidiyordu. Bunun verdiği sarsıntı, çok büyük oluyordu. Kollarının arasından bir cennet ateşi gibi gelip geçmiş bir kızı unutabilir miydi? Hele onun bir başkasının kolları arasında ona benzer ateşle yandığını düşünmek ona şimdiye dek türünü hiç bilmediği ölüm gibi korkunç acılar veriyordu.
"Erzak kıtlığı çekmemek için daha uzun bir güzergâh izlemeliyiz. Hem de kralın ordusundan mümkün olduğu kadar uzaklaşmak için ilk günlerde elimizden geldiğince uzun mesafeler katetmeliyiz. Başlangıçta iki üç günlük fark atarsak kral artık bize yetişemez. Çünkü küçük bir orduyla takibi göze alamaz; yanına büyük bir ordu aldığı takdirde ise hem hızlı hareket edemez hem de büyük olasılıkla erzak sıkıntısı çeker. İşte ben böyle düşünüyorum,"
Sayfa 49 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor