(...) Klâsik Türk müziği günümüz Batı medeniyetinin de pek çok şey borçlu olduğu bir ana kaynaktan, İslâm medeniyetinden doğmuştur. Milâdî 9’uncu asırda, Bağdad’da, Abbasî Sarayında ortaya çıkan bu müzik, seçkin bir zevke hitab etmiş “İslâm müziği” olarak adlandırılmıştır. Böyle adlandırılması da tabiîdir; çünkü bu müzik, her ne kadar kendisinden önceki yüksek müzik tecrübelerinden süzülüp gelen birtakım huzmeler taşısa da, İslâm estetiği ile yeniden yoğrulmuş ve orijinâl bir renk kazanmıştır. Abbasîler’den sonra Timurlu ve Celâyirli saraylarında söz konusu rengin giderek parlatıldığını, Bağdad’dan sonra Tebriz, Semerkand ve Herat’ta İslâm müziğinin geliştiğini görürüz.
Selim Gürselgil, TÜRK MÜZİĞİNE GİRİŞ, -Türk Müziğinin Kökleri-, (I. Dönem, Ocak 1996, Feyyaz Aksakal imzasıyla)