Alp Er Tunga öldü mü?
Isız ajun kaldı mu?
Ödlek öçin aldı mu?
Emdi yürek yırtılur.
…
Günümüz Türkçesi Anlamı
Alp Er Tunga öldü mü?
Dünya ıssız kaldı mı?
Felek öcünü aldı mı?
Şimdi yürek yırtılır.
Günümüz toplumu artık Foucault'nun kliniklerden, tımarhanelerden, hapishanelerden, kışlalardan ve fabrikalardan oluşan disiplin toplumu değil. Bunların yerini fitness salonları, ofis kuleleri, bankalar, havaalanları, alışveriş merkezleri ve gen laboratuvarlarından oluşan bambaşka bir toplum aldı. 21. yüzyıl toplumu artık bir disiplin toplumu değil, performans toplumudur. Sakinleri de artık 'itaat özneleri' değil, performans özneleri olarak adlandırılıyor. Bu özneler kendi kendilerinin girişimcileridir. Normalin mekânını anormalin mekânından ayıran disiplin kurumlarının ördüğü duvarlar, geldiğimiz noktada eskimiş görünüyor. Foucault'nun iktidar analitiği, disiplin toplumunun performans toplumuna dönüşmesiyle birlikte gerçekleşen psikolojik ve topolojik değişimleri betimleyemez. Sıkça kullanılan 'kontrol toplumu' kavramı da bu dönüşümün hakkını veremiyor. Hâlâ fazlasıyla negatiflik içeriyor.
(...) "Emir verme ve karar alma yetkisi olmayan, -ki, iktidarın vasfı budur-, emir ve kararın mevzuunu teşkil eden hâkimler(!)… Netice olarak: Demokratik, faşist ve sosyalist olarak iktidarının niteliğini belirttiğimiz günümüz rejimleri, iktidarın ne olmadığını, iktidarın kimin adına olmadığını göstermektedirler!.." [*]
HUKUK EDEBİYATI, -Nizam ve İdare Ruhu-I-, 28 Haziran 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Kibir, kibir, kibir! Her yerdeydi! Hatta mezar taşlarında ve en yüksek amaçlar için ölmeye hazır insanlarda bile vardı! Kibir! Çağımızın karakteristik bir işareti ve tuhaf bir hastalığı. Neden eski günlerdeki insanlardan bahsedilirken çiçek hastalığı ya da kolera dışında başka bir şey duymuyoruz? Homeros ve Shakespeare aşktan, şandan ve acıdan bahsederken günümüz yazarları neden sadece züppelikten ve kibirden ibaret bitimsiz hikayeler yazıyor?