Kaşgarlı Mahmut’un derlemiş olduğu ağıt
Alp Er Tunga öldü mü? Isız ajun kaldı mu? Ödlek öçin aldı mu? Emdi yürek yırtılur. … Günümüz Türkçesi Anlamı Alp Er Tunga öldü mü? Dünya ıssız kaldı mı? Felek öcünü aldı mı? Şimdi yürek yırtılır.
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Babam anneme beni rahat bırakmasını söyledi. Günümüz gençlerinin, eski kuşağın anlayamayacağı ince, karmaşık psikolojik sorunları olduğunu söyledi.
Sayfa 116 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Günümüz toplumu artık Foucault'nun kliniklerden, tımarhanelerden, hapishanelerden, kışlalardan ve fabrikalardan oluşan disiplin toplumu değil. Bunların yerini fitness salonları, ofis kuleleri, bankalar, havaalanları, alışveriş merkezleri ve gen laboratuvarlarından oluşan bambaşka bir toplum aldı. 21. yüzyıl toplumu artık bir disiplin toplumu değil, performans toplumudur. Sakinleri de artık 'itaat özneleri' değil, performans özneleri olarak adlandırılıyor. Bu özneler kendi kendilerinin girişimcileridir. Normalin mekânını anormalin mekânından ayıran disiplin kurumlarının ördüğü duvarlar, geldiğimiz noktada eskimiş görünüyor. Foucault'nun iktidar analitiği, disiplin toplumunun performans toplumuna dönüşmesiyle birlikte gerçekleşen psikolojik ve topolojik değişimleri betimleyemez. Sıkça kullanılan 'kontrol toplumu' kavramı da bu dönüşümün hakkını veremiyor. Hâlâ fazlasıyla negatiflik içeriyor.
Sayfa 20·Kitabı okudu
İKTİDAR! KİMİN ADINA?..
(...) "Emir verme ve karar alma yetkisi olmayan, -ki, iktidarın vasfı budur-, emir ve kararın mevzuunu teşkil eden hâkimler(!)… Netice olarak: Demokratik, faşist ve sosyalist olarak iktidarının niteliğini belirttiğimiz günümüz rejimleri, iktidarın ne olmadığını, iktidarın kimin adına olmadığını göstermektedirler!.." [*]
HUKUK EDEBİYATI, -Nizam ve İdare Ruhu-I-, 28 Haziran 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Hukuk-Edebiyat
Kibir, kibir, kibir! Her yerdeydi! Hatta mezar taşlarında ve en yüksek amaçlar için ölmeye hazır insanlarda bile vardı! Kibir! Çağımızın karakteristik bir işareti ve tuhaf bir hastalığı. Neden eski günlerdeki insanlardan bahsedilirken çiçek hastalığı ya da kolera dışında başka bir şey duymuyoruz? Homeros ve Shakespeare aşktan, şandan ve acıdan bahsederken günümüz yazarları neden sadece züppelikten ve kibirden ibaret bitimsiz hikayeler yazıyor?
Reklam
Reklam