Kusursuz Yabancı - Sezin Karameşe
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Sezomu sosyal medyadaki daha ilk zamanlarından beridir takip ederim. Kendisi her şeyden önce bu mecralarda geçmişten bugüne kadar her zaman kendine iyi şeyler katan, geliştiren, kötü bir anlamda değişmeyen ve aynı zamanda takipçilerine de ışık tutan bir insan. Onunla gurur duyuyorum ve yıllarca bu gelişimine tanıklık ettiğim için çok mutluyum. Kusursuz Yabancı’ya gelecek olursak; bu Sezin’imin kaleminden okuduğum ilk kitaptı ve cidden beklediğimden çok daha iyi bir kalemi var. Eylül o kadar derin bir karakter ki aslında onun bu derinliğini çözümleyebilmemizde İnci’nin çok büyük bir payı var. Başlangıçta gerçekleşen olaylar sonucunda gerçekten İnci’nin paranormal bir yanı mı var diye düşünmeden edemedim. İlerleyen bölümlerde de Eylül’ün sürekli mental gitgelleri, başına gelenler ‘Acaba Eylül’e asıl ihanet eden onun zihni mi?’ diye sorgulattı bana. Bütüne baktığımızda ise Eylül’ün kendi sandığının aksine İnci’den daha da kırılgan bir psikolojiye sahip. Aslında İnci Eylül’ün içindeki karanlık tarafı tetikledi ve gün yüzüne çıkardı. Başlangıçta Eylül için üzülüyordum ama geçmişte olan olayları öğrenince ikileme düştüm. Her iki tarafın da geri dönüşü olmayan yanlışları var maalesef. Sözün özü kitabı okurken zaman zaman sinirlendim, gerildim, kuşkulandım ama en önemlisi okurken müthiş bir keyif aldım. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum Sezin Karameşe Kusursuz Yabancı
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 2026113 okunma
Doğu’nun ve Batı’nın Efendisi
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
91 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:25
Ve sonunda bitti. İlber hocanın röportajını izler veya dinler gibi bir üslupta yazılmış. Akıcı ama pek çok kez aynı şeylerin ifade edildiği paragraflara rastlanıyor. Fatih dönemini anlatmak için yabancı kaynaklara çok ihtiyaç olduğu ama henüz bu seviyeye ulaşılamadığını belirtiyor. Kayseri-i Rum olan Fatih döneminin entelektüelleri arasında ilk sıralarda yer aldığı yabancı kaynaklarca da dile getirilmiş. Ecdadımızla gurur duyup, 15. Yy da yapılıp günümüzde yapılamayanlara odaklanarak bit gelecek kurmalıyız. Teşekkürler İlber Ortaylı hocam. Tüm katkıların için. Mekanın cennet olsun.
Duygu ve Düşünce
Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2025931 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Çarpışma kitap yorumu Herkese merhaba sevgili okurlar.Bugün Çarpışmadan bahsetmeye geldim.Öncelikle konusundan bahsedeyim.Sophie ve Liam yıllar önce bir partide karşılaşırlar ve F1 pilotu olduğu için Liam,Sophie'nin babasıda F1 dünyasında antronörlük yaptığı için tekrar karşılaşırlar.Ancak Sophie hiç de Liam'ın beklediği gibi birisi değildir.Güzelleşmiş ve büyümüştür.Bir liste hazırlayan Sophie,ölmeden önce yapılacaklar listesini tamamlamaya çalışır ve bu Liam'ın yaptığı sevdiği birşey olur.Beraber listeyi tamamlamaya çalışırlar.Ancak işin içine duygular girince beklenmedik şeyler olacaktır.Öncelikle sevdiğimi söyleyebilirim.Özellikle Liam'ın en yakın arkadaşı ve abisinin eşi vefat ettiği için bunalıma giren Liam'ın sonrasında pişman olması ve abisiyle konuşması çok güzeldi.Çok üzülerek okumuştum o sahneyi.Abisi ise kızları için ayakta kalıyor ve hayatına devam etmesi gerektiğini kızları için yaşamaya devam etmesini söylüyor.Bunları okurken çok duygulandım.Liam,Sophie ona duygularını açınca kaybetmekten korktuğu için epeyce hata yapıyor.Ancak sonunda ona aşık olduğunu anlayınca aklı başına geliyor.Ailesi çok tatlıydı.Hatalarıyla,başarılarıyla her zaman Liam'ın arkasında oldular ve gurur duydular.Keşke Noah'ın da anne babası öyle olsaydı.Son bölümde hepsinin çocukları olduğunu ve beraber yaşadıklarını okuyoruz.Çok güzeldi.Beğenerek okuduğum romantik bir kurguydu.Benim puanım 9/10.İyi okumalar dilerim.
ÇarpışmaLauren Asher · Olimpos Yayınları · 2024478 okunma
Ayrılık, Dipsiz Kuyu
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Duygusal biri olarak bu kitabı okumak hem bana çok ızdırap verdi hem de sayfalar arasında kendimi kaybettim; kitap bitene kadar da yönümü bulamadım çünkü kitap beni, tabiri caizse girdabına almıştı ve kitabın esaretinden zor kurtuldum. Yazarın kalemini bu kadar içten ve dürüst bir şekilde kullanması nefes alışımı engelledi; her sayfası ayrı bir değer, ayrı bir yaşanmışlık barındırırken her sayfasında insanın kendini görmesi kaçınılmaz oluyor. Her kitabında çıtayı bu kadar yükseltmesini aklım almıyor; bu denli kalemini ustaca kullanan, hayatın içindeki olayları sade ve okuyucuyu yaşanan olaya tanık etmişçesine aktaran, okuyucunun yüreğini bin parçaya bölerek kılıcını ustaca konuşturan yazarın karşısında saygıyla ve sevgiyle eğiliyorum. Gelgelelim hepinizin hayatında en az bir kere yaşadığı ya da yaşayacağı ayrılığa; içine düştüğümüz o dipsiz kuyuyu yazar bakın nasıl da güzel tanımlamış: "Ayrılık, insanın içini dökmekten vazgeçmesidir. Ayrılık, türküsünü söyleyecek kimsenin kalmamasıdır. Ayrılık, güneşin bir ceza gibi doğması. Ayrılık, o küçük usta ölüm." Kendi adıma konuşmak gerekirse böyle sanatçıların ülkemizde yetişmesi ve o muazzam kalemini "sanat toplum içindir" düşüncesiyle konuşturması beni çok onurlandırdı. Sizin gibi sanatçılarımızın varlığı bize gurur veriyor ve bizler ancak sizin gibi kıymetli değerlerin eserlerini okuyarak gelişebiliriz. Saygıyla. Sevgiyle. 🩵
İnceleme
İnsanın Acısını İnsan AlırŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814bin okunma
Puan vermedi
“Kendini tanımak, başkasını değiştirmeye çalışmaktan çok daha acı vericidir.” “Ben gerçekten bunu mu istiyorum, yoksa korkularım mı bana bunu istetiyor?” sorusunu sürekli kendime soran biri olarak, kitap üzerimde ürpertici bir etki bıraktı. Sevgi bazen karşıdakini olduğu gibi görmek değil, kendi eksikliğimizi onun üzerine yansıtmaktır… Ah, bu hata gibi görünen ama asla yapmaktan kaçamadığımız yansıtma öyle tehlikeli ve sinsi ki. Evet, “İnsan bazen özgür olmak ister ama özgürlüğün bedeli olan yalnızlıktan korkar.” Ama hangisi daha korkutucu, bilemiyorum: Nietzsche gibi soğuk duvarlar arasına kendini kapatıp avutucu ve yüceltici ideallere sığınarak katı bir hayat sürmek mi, yoksa tüm hatalar ve anlam karmaşaları arasında mutluluğu da, sevinci de, hayal kırıklığını da, gurur duymayı da, sevmeyi de, sevilmeyi de, nefret etmeyi, hatta nefret edilmeyi bile göze alıp denemeye devam etmek mi? Hem de hiç yılmadan… İlginç bir şekilde, bu tedavi düellosuna dahil olanlardan bir diğeri de ben oldum. Tedavi olabildim mi, ondan pek emin değilim. Nietzche’yi bu denli katı bulmama rağmen, kendimi en çok ona yakın hissetmiş olmak da beni ayrı şaşırttı…
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470,1bin okunma
3/10
·328 syf.··
2026 24. kitabı
Kitapları yarım bırakabilme gibi bir özelliğim olsaydı bu kitabı ilk 20. sayfada bırakırdım. Bittikten sonra kendimi sorgularken buldum, neden kendime bu eziyeti çektirdim diye. Kitabın öyle ters ahlaki açıdan kötü bir tarafı yok hakaret ve kadını aşağılama daha çok ön planda açıkçası en azından benim tarafımdan. Benim sevmediğim kısım karakterler. Erkek karakter Nikolas’ı bana verseler leş çuvalı gibi duvardan duvara savururdum. Bütün bildiğim hakaretleri saydırmamı hak ediyor. Bencilliği, gereksiz egosu, kadın karaktere davranışları ki bence kendisi tam bir kadın düşmanıydı. Tess’e ilk karşılaştıkları andan son sayfalarına kadar olan davranışları bence iğrençti. Pişmanlıklarını okumak da haliyle inandırıcı gelmedi. Aşk mı ben asla hissetmedim. Hele o aşk itirafı neydi öyle romantik olmaktan çok uzaktı sol gözüm hala seğiriyor. Önce kızı gereksiz yere boş tehditleriyle taciz etmeye başladı ki aşırı saçma olay aynen şöyle oldu. Kız zaten anksiyete sorunları olan korkak birisi. Annesi bu Nikolas’ın babasıyla evleniyor diye adamın ailesi ile tanışmak için akşam yemeğine gidiyor. İlk karşılaşmaları da böyle başlıyor işte adamın elleri kana bulanmış ellerini yıkayıp ailesinin yanına geri geliyor ve kıza elini uzatınca kız korkudan bir afallıyor elini uzatamıyor. Tess donakalmışken çekip yanaklarından öpüyor bu sırada da tehdit etmeyi es geçmiyor. “Bu bana yaptığın son saygısızlık bir dahakine elimi sıkacaksın.” Sonra yine aynı akşam kızı bakışlarıyla da taciz ediyor pis sapık!! Bitti mi sandınız bitmedi yine kızı tehdit etmeye devam ediyor. YEmin ederim hakaret ede ede okudum bu kısımları sen kimsin ya kimm vasıfsız. Her bulduğu fırsatta kızı aşağılamalar, kısıtlamalar, zorla evlendirmeye çalışmalar, zorbalamalar zaten kızı sessiz eşek olarak gördü bence. Tess’e
Günahkârın OyunuMichelle Heard · Artemis Yayınları · 202691 okunma