Kitabı okumaya basladigımda baobab agacının yalnızlıgını,caresizliğini,umudunu okumaya başladıgımi düşündüm.
Satırlar devam ettikçe Azhak'ı tanıdım ve yureği anne sevgisine aç ama gururlu,kuzu değil ama kurt,güçlü ve kontrolü kaybetmemeye çalışan bir göçmen çıktı karşıma.Afganistan'dan Turkiye'ye uzanan yolculuğunda patronunun en yakını olmayı başardığını düşünürken aslında yapılanlara alet olduğunu tam hatırlayamamaktadır.Kendini ülkesine ait hissetmeyen Turkiye'ye de ayak uydurmaya çalıştıgı bu dönemlerde hatırlamayamadıgı bölük pörçük anıların nerede nasıl gerçekleştiği muammaydı.Ve hersey sadece göcmenlere yardim eden,resmiyette nereye bagli olduğu bilinmeyen klinigin yoneticisi ve Azhak'ın patronu Cihangir Kent'in ölümüyle anlaşılmaya başlar.
Bundan sonra içine çekildiğinizi hissedeceğiniz sıginmaci sorunları ile ilgili bakış açımızı genişleten,heyecanlı gizemli bir film izlemeye başlıyorsunuz.