Diğer yandan,sadece organize kitleye mensup olmasıyla birlikte bir kişi, medeniyet basamaklarında birkaç derece asağı iner.Bu kişi kendi başınayken belki de kültürlüdür ama kitlenin parçasıyken dürtülerinin güdümündeki bir barbardır. Artık ilkel varlıklarda görülen içinden geldiği gibi davranma, şiddet, vahşilik ve coşkunluk ile kahramanlık gibi hislere sahiptir. Kitlenin parçası birey, sahildeki tek bir kum tanesi gibidir,rüzgâr onu dilediğince savurur.
Zor bir iş diyebileceğimiz kitleleri yönetmek için değilse de kitleler tarafından yönetilmemek için bugün bir devlet adamının en önemli dayanağı, onların psikolojilerini anlamaktır.
Bilim, iflas etmediği gibi, ne bugünkü entelektüel anarşide ne de bu anarşinin göbeğinde büyüyen yeni gücün oluşumunda herhangi bir pay sahibidir. Bilim bize hakikati veya hiç değilse aklımızla kavrayabileceğimiz bağıntıların bilgisini vadetti; barış, huzur, mutluluk değil. Duygularımız söz konusu olduğunda büyük bir kayıtsızlık içindeki bilim, ağlayıp sızlanmalarımızı da işitmez. Bilimle birlikte yaşamaya çalışmak bütünüyle bizim işimizdir çünkü bilimin ortadan kaldırdığı yanılsamaları geri getirebilecek hiçbir şey yoktur.
Onun tek üstünlüğü başkalarının gözünde küçük düşmekten korkmamasıydı. Bu bakımdan, kendisi bilmese de çok şanslı sayılırdı. Oysa birçokları hastalıktan değil de kendini büyük gösterme ihtirasından ölürlerdi.