Bize doğada kabul edilebilir olandan daha derin bir üzüntú veren acılık her gun sabahın köründe ıstırap dolu, kifayetsiz kafalarımızı tokuşturarak berbat ve boğucu tek bir varsayım hali yaratıyordu. İçimizdeki, dışımızdaki, etrafımızdaki her şey kayıp olduğumuza işaret ediyordu, bakmak ve düşünmek zorunda olduğumuz her şey, yürümek ve durmak uyumak ve rüyamızda görmek zorunda olduğumuz her şey, ne olursa olsun her şey.