Ömer

Bir labirent gibidir Kayra'nın içi. Dünyadan büyük bir labirent taşır içinde. Aslında herkes biraz öyle. Annem, babam, kız kardeşim... Hepsi birer labirent. Onun için sevmedim ben insanları. Çünkü girince içlerine, nerelerinden çıkacağım belli değil. Belki kıçlarından, belki gözlerinden...
Sayfa 469
Reklam
Ne dertler var be
İnsan en azından Yeni Zürih gazetesini bulabileceği yerlerde yaşamalı.
Wittgensteinlar bir yüzyıl boyu silah ve makine üretip durmuşlardı, ta ki gelip eninde sonunda Ludwig'le Paul'u, döneme damgasını vuran Düşünür'le en azından Viyana'da onun kadar ünlü, hatta daha bile ünlü olan Deli'yi üretene kadar. Paul temelde tıpkı amcası Ludwig kadar filozoftu, tıpkı filozof Ludwig'in de tıpkı yeğeni Paul kadar deli olduğu gibi. Biri ününü filozofluğuyla yapmıştı, ötekisi deliliğiyle. Biri, Ludwig, belki daha filozoftu, öteki yani Paul belki daha deli ama birincisinin, filozof Wittgenstein'ın filozof olduğuna, deliliğini değil filozofluğunu kâğıda döktüğü için inanıyoruz sadece, ötekinin, Paul'un deli olduğuna ise felsefesini bastırdığı, açığa çıkarmadığı ve sadece deliliğini gözler önüne serdiği için inanıyoruz.
Günümüz toplumuna immünoloji damgasını vurmuyor. Öteki, o kadar büyük bir gerilim yaratmaktan aciz artık. Şiddetli bir bağışıklık tepkisine yol açacak o varoluşsal vuruculuktan yoksun.
Reklam