Puan vermedi·54 syf.·
2026 290. kitabı
Ben okumayı Bayan Barnet'in İncil'inden öğrenen çocuklardan biriyim. O 'iyi komşuluk karşılığı' diyerek bunun için para almazdı ama her Pazar ona bir sepet sebze ve meyve götürür, her güz bizim en iyi elma şarabımızdan bir düzine verirdik...S:12 1997 yılının kasım ayında İtalya’da gün yüzüne çıkan bu metin, Mary Shelley ’nin ömrü hayatında yazdığı ilk ve tek çocuk masalıdır. Shelley, Frankenstein’dan iki yıl sonra kaleme aldığı bu öyküyü basması için babasına verir ancak William Godwin isteğini geri çevirir. Kimilerine göre bu reddin sebebi, öykünün fazla “biyografik” bulunmasıdır. Maurice, Shelley’nin aile hayatındaki trajedilere tutulmuş bir mercek gibidir adeta. Maurice, ya da Balıkçının Kulübesi Ben Oxford Üniversitesi'nden bir mate­matik profesörünün oğluyum, babam var­lıklı değildi ama bana mükemmel bir eğitim verdi, çok çalışkandım ve öğrenmeyi çok se­viyordum. Bildiğim kadarıyla, cebimde bir kitap olmadan hiç dolaşmazdım ve tek başı­ma uzun yürüyüşler yapmayı, sonra ağaçla­rın gölgesinde ve nehrin kıyısında saatlerce oturup okumayı severdim..s:38
Hikaye (Öykü) Edebiyat
Maurice, ya da Balıkçının KulübesiMary Shelley · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018146 okunma
Biraz uzun sürdü bu inceleme
Puan vermedi·144 syf.··
2025 4. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2025 21:59
Okuma eylemi sabit değil; zamanla biçim değiştiriyor, anlamı da farklılaşabiliyor. Bazen aynı kitabı seneler sonra okurken farklı bir pencereden yeniden bakmak gibi. Bir roman, bir hikâye, bir şiir her okurda başka bir yerden açılır, başka bir yerden sızar içeri. Bazen bir ses, bazen bir imge, bazen bir boşluk etkiler insanı. "Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası" da bana yeniden farklı bir pencereden bakmamı sağladı. Biraz şiir kitabı incelemesinden çok, şairin hayatının incelemesi gibi olmuş olabilir bu yazı. Kitabı ilk okuduğum zamanlarda pek bir şey anlamadığım olmuştu. Sonradan yeniden elime alma, okuma fırsatı buldum. Bu sefer bir şarkı üzerinden giderek şiirlerini yeniden okudum. Şairin kendine has bir yalnızlığı var. Ötekileştirildiği, dışlandığı sıralarda boşuna kullanmıyor "Arkadaş" mahlasını. Yine ötekileştirmeye karşı avaz avaz şiirlerinde kendini ifade ediyor. Şiirlerine karşı gelen yol arkadaşları oluyor. Hatta 2021 yılında "Merhaba Canım" belgeseli çekimleri yapılırken, arkadaş olduğunu neredeyse inkâr edecekler olmuş. Belli şiirleri basılmıyor, yaşarken hiç şiir kitabı olmuyor zaten. "Bir gün bir şiir kitabım olursa, adı 'Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası' olacak," diyor. Kısa ömrü yoksulluk, hastalık (osteomyelit), acı ile geçiyor. Yaşadıklarını; isyanını, mizahı, ironiyi, acıyı, hüznü şiir yoluyla anlatıyor. “Onlara rağmen. Yaşarken zaten manipüle edilmiş, öldükten sonra eseri tırpanlanmış. Ama bugüne ulaşan şiirlerinde dahi kendini avaz avaz ifade eden bir insan var karşımızda.” “Allah ile kediyi eş görmek… Bir leylekle solucanın sevişmesinden, farklılıkların sevgisinden bahsetmek… Bunlar gerçekten döneminin acı edebiyatının içinde büyük cesaretle yaptığı şeyler. Dönemin entelektüel çevresi “şuna biraz mantık anlatın, leylekle solucan arkadaş olur mu”
Şiir
Sakalsız Bir Oğlanın TragedyasıArkadaş Zekai Özger · Ve Yayınevi · 20191,095 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kız çocuklarımız okutulmalı
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2025 00:00
Spoiler içerebilir. Öncelikle bu kitabı, kız çocuklarımızı okutmak yerine gelinlik giydiren zihniyetlerin okumasının zorunlu kılınmasını diliyorum. Bu kitabı bitirdiğimden beri bir inceleme yazma ihtiyacı vuku buldu. Bu incelemeyi yapmadan başka kitaba geçemeyeceğim. Kitabımızın asıl anlatıcısı bir ressamdır. Kitabın anlatımına bakıldığında sanki bir tablo oluşturulmaya çalışıldığını göreceksiniz ve bu konuda okuyucudan da yardım istenmektedir. Bitmemiş bir tablonun konusunu duyurmak ve düşüncelerini paylaşmak istendiğine şahit olacaksınız. Anlatıcı sizinle öyküyü paylaşmak zorunda olduğunu belirtmektedir. Kurkereu adında bir köy, şırıl şırıl akan derelerin bir dağ yamacında, geniş bir yaylada kurulmuştur. Köyün aşağısında Sarıyazı adı verilen geniş bir kazak ovası uzanır. Karadağ sıraları ovayı dört bir yandan kuşatır. Koyu bir çizgi gibi görünen demiryolu ise düzlüğü bir baştan başa geçerek batıya doğru ufukta kaybolur. İki büyük kavak ağacı dikilidir köyün yukarısında tepede. Kurkereu ‘ ya hangi yönden yaklaşırsanız yaklaşın, yükseğe dikilmiş iki deniz feneri gibi öce bu kavaklar görülür. Başta bahsettiğim gibi bu cümleleri aynısını kurma nedenim bu anlatıcının ressam olması ve dikkat ederseniz zihnimizde bir tablo şekillendi. Kitabı okurken bu anlatım biçimi kavakların vurgulanması dikkatimi çekmiştir. Anlatıcımız için, çocukluğunu geçirdiği bu kavaklar çok önemli, bunu şöyle dile getiriyor. ‘’ bu kavakların dibinde, büyüleyici yeşil bir cam kırığı gibi kaldı çocukluğum… ‘’ Kavakların gizemini çözdüğünü dile getirirken bize anlatmak istediği hikayenin asıl karakterleri olan Düyşen ile Altınay’ ın diktiği kavakların yani anlatıcının güzel anlatımıyla ‘’ Ağaçların köklerini toprağa salan bu insan neler düşlemiş, hangi umutlarla yetiştirmişti? Bu kitapta ağaç
1000Kitap
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 201810,7bin okunma
Üzümlü çöreğim bitti
10/10
·355 syf.·
2023 11. kitabı
Tam bir hafta boyunca benimle dolaştı bu kitap. İlgiyle izlediğim bir diziyi bitirmiş gibi hissediyorum. Düşünürken hep söze Atticus diye başlamama engel olamıyorum. Sonra sabah olunca ön verandadan Öcü Radleye bakma isteğime yenik düşeceğim. Off çok güzeldi. Sen bir yazarsın Harper Lee! Usta bir yazar! Sen bir yetişkinsin Harper Lee ama bir farkın var kalemine çocuk ruhu üfürmüşler. Scout un ifadeleri o kadar güzeldi ki. Olaylara hakim bakışı bir çocuk gözünden öyle güzel ifade etmiş ki. Okurken çok keyif aldım. Doğaldı. Atticus keşke benim ebeveynim olsaydı. Müthiş bir baba! Anne yok ama eksikliğini hissettirmiyor. Çünkü Atticus çocukların dünyasında kocaman bir yere sahip. En çok şeyde etkilenmiştim. Scout abisi Jem ergenlik döneminde ona karışıyor diye sinir olduğunda “Sözünü sana dinletebildiğinde dinlersin” demişti. Evet Jem ergen olabilirsin ama daha dünki çocuksun dur bakalım artistlik yapma Scout a, bir gün gerçekten sözünün eri olduğunda Atticus un vekili olabilirsin. Kitabın son sahneleri filmin son sahneleri gibiydi. Kulağımda hareketli akustik gitar çaldı, bütün bir serüveni gözden geçirdi yazar kısa kısa pasajlarla. “Yine güz, Öcünün çocuklarının ona ihtiyacı vardı” Genel hatlarıyla usluptan ve onların hayatından bahsettim ama savaş sonrası toplumun durumundan, zencilere yapılan ırkçılıktan da bahsediliyor. Eee oralar zaten kitabın başlı başına teması, detaylar sana kalsın sevgili okur Benim en en en sevdiğim alıntıyı da ekleyip kaçıyorum Öhöm “Atticus haklıydı. Bir keresinde, kendinizi bir adamın yerine koymadıkça, o adamın yerinde olmanın nasıl bir şey olacağını anlamaya çalışmadıkça o adamı gerçekten tanıyamazsınız, demişti” Radleylerin verandası, yaz tatili hatıralarım, canım Dill, Bayan Maudie ve Zavallı Tom kendinize iyi bakın. Atticus
Edebiyat
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Sel Yayınları · 201488,8bin okunma
10/10
·374 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 02:00
``Şimdi diyorum. Şimdi; bir deniz, denizde vapur, gökyüzünde martı, semaverde çay olmalı. Birde çaya yaren...´´ Cemal Süreya'yı bu sözüyle tanımıştım ve en sevdiğim şairdir kendisi. Uzun süredir kitaplarını çok okumak istiyordum ama bir türlü fırsat yaratmıyordum kendime diyeyim. Özellikle hayatına kadar bir çok şeyi araştırmıştım. Büyük bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu gözden kaçırmadım ve kız çocuğu hayranı olduğunu :) Kitapla ilgili sözlerime gelecek olursak; akışı olsun, içine sürükleyiciliği olsun gayet güzeldi. Cemal Süreya' nın şiirlerini okurken onun gözünden bakmalısınız dünyaya ya da düşüncelerinden. Yoksa sadece okuyup geçersiniz anlaması güç olur. Ben okurken adeta yaşadım şiirlerini, sözlerini, mektuplarını. Şairimiz Cemal Süreya şiirlerinde bir çok unsurlar kullanmıştır. Sigara ve alkol. Sigarayı ne kadar çok sevdiğini biliyorum, şiirlerine bunu fazlasıyla yansıtmış. Sözünde de dediği gibi: ``Bilirsin, sigarayı da kalem tuttuğum gibi tutarım. Ondan tüter sevda sözleri.´´ Diğer bir unsura gelecek olursak bunlar hayvanlar. At kelimesini özellikle çok duydum şiirlerinde. Benim direk aklımda şu 3 mitoloji canlandı ``At, avrat, silah´´ Nedenine gelecek olursak, şairimizin sevdiği kadınlara yazmış olduğu şiirler. Silah olarak çok kullandığı bir bölüm yok ama bir şiirinde yani ``İntihar´´ şiirinde bu unsuru kullanmış. Söz konusu hayvanlardan açıldı haydi gelelim kuş, güvercinle olan bağlarına. ``Hayat kısa, kuşlar uçuyor´´ sözünden de anlaşıldığı üzere ömrünü uçan kuşlara benzetmiş. ``Güvercin curnatasında yan yana akan iki güverciniz.´´ sevdiğini güvercin olarak benimsetmiş. Ömrünü uçan kuşlara benzetmiş derken; diğer bir unsur ise ölüm. Şairimiz ölüm konusunu yine bir o kadar çok işlemiş şiirlerinde. ``Özgürlüğün geldiği gün, o gün ölmek yasak!´´ demiş; ama
1000Kitap
Sevda SözleriCemal Süreya · Can Yayınları · 202032,3bin okunma
9/10
·54 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2021 15:25
Ben okumayı Bayan Barnet'in İncil'inden öğrenen çocuklardan biriyim. O "iyi komşuluk karşılığı" diyerek bunun için para almazdı ama her Pazar ona bir sepet sebze ve meyve götürür, her güz bizim en iyi elma şarabımızdan bir düzine verirdik. ° Herkese selamlar kitapsever dostlarım . Muhteşem bir yazarla tanıştım. Şubat ayında "Frankenstein" kitabını Yıldız ile birlikte okuyacağız. Bunun öncesinde yazarın dilini anlamak için kısacık bir kitabını okudum. ° Mary Shelley - Maurice, ya da Balıkçının Kulübesi ° Herkesin dilinde olan "Frankenstein" kitabının yazarı Mary. Son zamanlarda filmini de izledim çok etkilendim. Bu kitabı ise kısacık bir çocuk kitabı. Bence çocuk kitabı değil kendinden bir şeyler olan biyografik bir kitap. Zaten her yazar eserlerine kendinden bir şeyler katmaz mı? Yazar gününde araştırıp güzel bilgiler vermek istiyorum size o yüzden kısa bir giriş yapayım hayatına burada. Mary Wollstonecraft Godwin Shelley, yazdığı romanlarla ünlü İngiliz yazar. 1797 yılında Londra'da doğdu. Babası William Godwin, radikal siyasal görüşleriyle tanınan bir yazar, annesi Mary Wollstonecraft ise dönemin etkili bir kadın hakları savunucusuydu. Annesi doğumu sırasında ölünce, babası tarafından büyütüldü. Babasından ve arkadaş çevresinden etkilenerek edebiyat ve felsefeye ilgi duydu. Hayatı büyük zorluklar geçmiş bir isim Mary. Babasının yazdıklarına karşı bir sert davranışı var. Mary'nin daha iyi olmasını istiyor bence ama bu davranışlar onu kırıp, üzüyor. Kitabımızın konusuna gelicek olursak küçük bir kasaba da bir balıkçı kulubesi var. Burada herkese yardım eden ve kıt kanaat geçinen bir balıkçı ailesi yaşıyor. Bir gün bir gezginin yolu bu kasabaya düşer tam o sırada da bir cenazeye rast gelir. Orada bir küçük çocuk gözüne ilişir. Çok güzel, yakışıklı
Edebiyat
Maurice, ya da Balıkçının KulübesiMary Shelley · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018146 okunma