Denize, yedi sekiz kilometre kadar açıkta bir ışık huzmesi içinde görünen, burnunu batıya çevirmiş, pasrengi yelkenlerini açmış tekneye baktı. Uzaklardaki gemiyle konuşur gibi sakin sakin konuştu:
"Hiç dönmeyecek." "Hiç dönmeyeceğinden mi korkuyorsunuz?" "Hiç dönmeyeceğini biliyorum." "Anlayamadım."
Dönüp Charles'ın şaşkın, ilgi dolu yüzüne baktı. Uzun bir an onun bu şaşkınlığından zevk alıyormuş gibi göründü. Sonra başını çevirdi.
"Uzun zaman önce bir mektup aldım. Bu beyefendi..." ve tekrar sustu, sanki keşke bu kadar çok şey söylemeseydim der gibiydi. Birden patikaya doğru koşarcasına ilerlemeye başladı.
"Bayan Woodruff" Kız bir iki adım daha attı, sonra döndü; o gözler yine onu hem kendinden uzaklaştırıyor hem de delip geçiyordu. Sesinde hapsedilmiş bir sertlik vardı ama Charles' a yöneltildiği için bomba gibi pat ladı:
"O evli!"
Birbirlerinin ellerinden tutarak, kendilerini geriye bırakırlar.
İki gövdeli bir Güz Ağacı.
BAYAN - (Doğrulurken) Ne güzel!
BAY (Doğrulurken) Ne güzel!
Susarlar.
Sahnenin önüne gelirken Soruşturmacı'yı farkederler.
Birden dururlar.
BAYAN - (Bay'a) Çalışıyor. (Soruşturmacı'yı gösterir)
BAY - Hâlâ.
Sağdaki 'aralık-kapı'ya doğru yürürler.
SORUŞTURMACI - (Dosyadan başını kaldırır) Sürüyor.
Sahne karartılırken, ışık bir süre, çantanın üzerindeki "SORUŞTURMA" yazısında toplanır.
PERDE
BAY - (Koltuklardan birine oturur) Yürürken alışveriş yapıyorsun toprakla. Çiçeklenir doğada atılım isteği. (Seyircilere) İçimiz de engin bir doğa. (Bayan'a) Peynirin böyle bir gücü yok.
BAYAN - Kuşatma.
BAY - Doğru (Bayan'ın elinden tutarak pencerenin yanına varırlar) Yılgı. (Pencereden sokağa bakarlar) Hiç gördün mü darağacı? (Bayan irkilir) Ben de bakamam. Önce, içini astılar insanın. (Seyircilere) Anlamını.
BAYAN-(Ağır bir sesle) Egemenliğin gereği mi oluyor bu?
BAY - Saçmalık yoğunlaştıkça egemenliğin gereği. (Tutkulu bir sesle) İçeriği tüketildikçe, insanın dayanma gücü de azaldı. (Hareketsizleşir) Öldürme, başkasının, insana gerekli gördüğü bir sonuç oldu.
BAYAN - Hayvan kesim yeri.
BAY - Dünyamız mı?
Sessizlik.
BAY - Sığınalım altına.
BAYAN - Güz yağmurunun.
Sessizlik.
BAY - Şiir gerekli.
BAYAN - Kurak toprağa.
Güz bayan, sarışın, Tomris'di adı
Bir duvarı, üç kedisiyle tavanarasında oturan
Erkenden kalkardı, on parmağı arasında votkası
Dünyasına bakardı -masmavi- aralık balkon kapısından.
Eylül müydü? bana kalırsa
Ne kadar eylül varsa o kadar
Eylüldü sanki o zaman.
Gözlerini yıkardı, kalkardı oturduğu koltuktan
Vardı ya, yoktu bir alacağı mutluluktan
Çiçekli giysileriyle yıl boyu görünür görünürdü
Besbelli kimse görmesindi onu, çekip çıkarmasındı yalnızlığından.
Ekim miydi aylardan?
Çıkardı dışarı, tutardı yolu -nereye-
Berberin, manavın, pastacının yanından
Şöyle bir törendi bu, sabahın kollarına tekrar
Dönerdi hızla evine, girerdi ilk kez giriyor gibi kapısından.
Kasımdı besbelli kasımdı o zaman.
Saçları gümüştendi, yüzü bir menekşeyi emzirirdi sürekli
Konuşsa konuşsa "bu çiçekler kaça" derdi ki bazen
Derdi de, binlerce anlam mı taşırdı sesi?
Salt bu yüzden bir anlam çıkmaz mıydı yoksa sorusundan.
Aralığı saymazsak
Yalnızca çiçekler miydi zaman?