"Acaba" ile başlayan her ihtimal karanlıktı. Ama biz o ihtimallerin hep çok güzel, en azından mevcuttan daha güzel olduğunu düşünüyor, bu yanılgıyla kendi kendimizi yiyip bitiriyorduk. Oysa karanlıkların içinde kötü senaryolar da olabilirdi, mevcut halimizi mumla aratacak senaryolar...
Sevgisiz büyümüştü o da. Bu yüzden de yeterince gösterememişti sevgisini çocuklarına. Ona ne öğretilmişse onu uygulamıştı Elif, ne bir eksik ne bir fazla...
Ölüm, en güzel öğretmen olmuştu ama geç gelen bu öğretmenliğin Rafet'e bir faydası yoktu artık. Toprak, bu taze kuzuyu koynuna almak için sabırsızlanırken Elif, biraz daha zaman kazanmanın peşindeydi. Kocasının kucağındaki emanetine çaresizce bakarken ciğeri kor ateşlerde yanıyordu..
Ne de güzel ahlak...
- Ne? Ahlaktan ne diye söz ediyorsunuz? Ne oluyorsunuz?
- Ha işte böyle, evet ahlaksızlık!
- Nasıl? - Demek ki size göre, her aşağılanmış koca, boynuzludur!
Genç birinin, insani duygulara ve olaylara arkasından baktığı tozpembe örtü kaldırıldığı zaman, en güzel umutlarını ve hayallerini kaybettiğini görmek üzüntü vericidir. Ancak bu insanın, eski yanılgılarını, en az onlar kadar geçici ama tatlı olan yenileriyle değiştirme umudu vardır...