Güzel bir kul olarak bu fânî âleme vedâ edebilmek ve kabrimizin cennet bahçelerinden bir bahçe olabilmesi için, sayılı nefesleri son nefese iyi hazırlamak zarûrîdir. Yâni mes'ûd bir âhiret hayatı için; amel-i salîhlerle müzeyyen, feyizli ve istikâmet üzere bir dünyâ hayâtı elzemdir. Zîrâ Cenab-ı Hak: "Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk et!" (el-Hicr,99) buyurmaktadır.
Ey benim kahraman komutanlarım, ey benim sadık devlet erkânım! Sahip olduğumuz bu şanlı devlet, sahip olduğumuz bu güzel memleket, büyük savaşlar ve tehlikelerle kazanılmıştır. Bu bereketli topraklar atalarımızdan bizlere miras kalmıştır. İhtiyar olanlar o zorlu uğraşıları, o kanlı çatışmaları gördüler, yaşadılar. Gençlerimiz atalarından, babalarından duydular, işittiler. Atalarımız üzerlerine düşeni layıkıyla yaptılar. Şimdi sıra bizde. Şimdi önümüzde zorlu bir uğraş var. Kostantiniyye'nin fethi. Bu şehri kuşatan denize hâkimiz. Bu şehri kuşatan karaya da hâkimiz. Bu şehir adeta avucumuzun içindedir. Bize düşen, bu şehri bir an önce ele geçirmek, atalarımızın kahramanlıklarına layık bir nesil olduğumuzu herkese göstermektir. Ya Kostantiniyye'yi alacağız ya da bu uğurda öleceğiz. Tartışacak bir şey yok, konuşacak bir şey yok, vazgeçmek yok, geri dönüş yok. Bu kuşatma boyunca sizlerin yanında, ordumun ön saflarında olacağım. Hak edeni, hak ettiği kadar ödüllendirecek, hak edeni hak ettiği kadar armağanlara boğacak ve elbette hak edeni hak ettiği kadar cezalandıracağım. Öyle ki, tehlikelere göğüs gererek şan ve şeref kazanmak neymiş, herkesler bilsin, öğrensin.