“İçinde senin de olduğun çok güzel hayallerim var. Bir gün bakarsın hayallerim, hayallerin olur."
Sayfa 344·Kitabı okuyor
Alıntı
Nevski Bulvarı’ndan güzel bir yer yoktur, en azından Petersburg’da... Petersburg’un her şeyidir Nevski Bulvarı. Başkentimizin bu dilberi her şeyiyle pırıl pırıldır!.. Biliyorum, sıradan olsun, memur olsun Nevski Bulvarı’nın sakinlerinin bir teki bile hiçbir mutluluğa değişmez Nevski Bulvarı’nı. Demek istediğim yalnızca, pek güzel bıyıkları olan, çok şık redingot giyen yirmi beşinde genç değil, sakalına ak düşmüş, tepesi gümüş bir tabak gibi parlayan yaşlı adam da hayrandır Nevski Bulvarı’na. Hele kadınlar! Evet, Nevski Bulvarı kadınlar için daha da harikadır! Kim hayran değildir ki ona? Nevski Bulvarı’na adımınızı atar atmaz, orada dolaşmak isteği dolar içinize.
Reklam
Friedrich Nietzsche
“Aşk” diye adlandırılan, ama henüz aşktan başka her şey olan şu sarhoşlukla ne olağanüstü bir başarıya ulaşabilir!— Ne var ki herkesin bu konuda kendi bilgisi vardır. Bir genç kızın yakınlarına bir erkek geldiğinde, o kızın kas kuvveti anında artar, bunu ölçmek için aletler vardır. Cinsiyetler daha yakın temasa geçtiklerinde, örneğin danslarda ve diğer toplumsal etkinliklerde, bu kuvvet öylesine artar ki gerçekten bedensel güç isteyen başarılar mümkün olabilir: Sonunda insan kendi gözlerine—ya da gözlemine pek inanmaz. Böyle durumlarda elbette ki kendi içinde dans etmenin, tüm diğer hızlı hareketler gibi, tüm damar, sinir ve kas sisteminin bir nevi sarhoşluğunu da beraberinde getirdiği gerçeğini de hesaba katmak zorundayız. Böylece iki kat sarhoşluğun kombine etkilerini dikkate almak zorundayız.— Ve ara sıra biraz çakırkeyif olmak ne kadar bilgecedir! İnsanın kendine asla itiraf edemeyeceği gerçeklikler vardır; her şeyden önce birileri kadındır, her şeyden önce birileri bir kadının pudeurlerine [utangaçlıklarına / mahremiyetlerine] sahiptir— raks eden şu genç yaratıklar açıkça tüm gerçekliğin ötesindedirler. Hissedilebilir fikirlerden başka bir şeyle dans etmemektedirler; hatta etraflarında ideallerin oturduğunu bile görürler: Anneleri!— İşte Faust’tan alıntı yapmak için bir fırsat— Şu güzel yaratıklar, biraz çakırkeyif olduklarında kıyaslanamayacak kadar daha iyi görünürler— Ah, bunu kendileri de ne iyi bilirler. Aslında bunu bildikleri için sevimli hale gelirler. Sonuç olarak kendileri de süslü giyimlerinden ilham alırlar; süslü giyimleri onların üçüncü sarhoşluğudur; elbiselerine tıpkı Tanrılarına inandıkları gibi inanırlar— zaten onları bu inançtan kim vazgeçirebilir ki? Bu inanç kutsallaştırır! Ve kendini beğenmek sağlıklıdır! Kendini beğenmek, soğuğa karşı
Felsefe
“–Ey Mûsâ, ulemânın en güzel zineti, kanâatla beraber fakirlik ve bu ikisine rızâ göstermektir.” O’nu şöyle derken işittim:
Ahmed şöyle diyordu: “Hastalanmamak, refah hayat sürenlere yaklaşmak fitnedir! Onlarla oturup kalkmak fitnedir! Her güzel şeyin bir kıymeti vardır. Kalbin kıymeti de Allah’tan râzı olmaktır.”
Nihal'in Konağa Gelişi
Kader ne tuhaf; kimin hafızasında sonsuza dek güzel kalabilmek için didinip ihtimam gösteriyorsak, en çirkin hâlimiz onların hatırasında saklı kalıyor. Çünkü sevgi yaralar; bir türlü iyileşmek bilmeyen hakiki yaralar, sadece sevginin kudretinden doğar. Diğerleriyse geçer, bir an gelir, şifalı bir kelime, merhametli bir el, hassas bir gönül dokunur ve geçer gider. Sevgi geçmeyen yaralarla sınanır. Yüreğinde saplı duran hançere sabretmeni bekler.
Sayfa 122 - Doğan Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Reklam
Reklam