Gizem

Gizem
@guzmevsimi
est post equitem seda atra cura
116 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
10/10
·104 syf.·
2024 1. kitabı
Hayranı olduğum Erbaş’ın şairane diliyle harmanlanmış o eşsiz eser. Arthur Miller’ın “Bir zamanlar insanlar hayatlarından memnun değillerse devrim yaparlardı. Şimdi alışverişe çıkıyorlar. Tamamen hafıza kaybı dönemi yaşıyoruz” sözleriyle başlıyor kitap… Şöyle bir alıntı ile de bu güzelliği kanıtlamak isterim: “Birisinin parmaklarının ucundan saygıyla öpseniz, avuçlarının içinde bir soluk alsanız, gamzelerinde boğulsanız, güzellik hepimizi dünya yüzüne çıkaracak. Ayrılık bile güzelleşecek.”
Edebiyat
Çırpınıp İçinde Döndüğüm DünyaŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20216bin okunma
Reklam
10/10
·184 syf.·
2022 15. kitabı
Hani bazı anlar vardır ya, “ben bu içimin narı ile daha fazla yaşayamam” deriz. İşte tam o anlardan birinde keşfettim Zeze’yi. Çoçukluğumun narin sızısı, ah canım Zeze! Kitabın içerisinde birden fazla duygu ile karşı karşıya kalabilir, her satırda kendinizden bir nokta bulabilirsiniz. Bu yüzden okumadan önce aman dikkat diyelim. Konusuna gelecek olursak eğer ise, aslında bu kitap biraz da Vasconcelos’un çocukluğunun bizlere yansıması diyebiliriz. Yoksul bir ailenin 5 yaşındaki çocuğu olan Zeze, hayal gücü ve zekası gelişmiş bir çocuk olmasına rağmen yaramazlığıyla çevresine nam salmıştır. Tabii ki uslu olmamanın cezasını dayak yiyerek ödeyen Zeze, yalnızlığını kendine bir arkadaş edinerek giderir: Portakal ağacı. Gün boyu yaşadıklarını anlattığı ağacı da kendisiyle konuşmaktadır. İlk acıyı, hayal kırıklığını, hayatı öğrenmeye başlayan küçük Zezé’nin her geçen gün yeni keşiflerde bulunduğu dünyasını anlatan kitap incelikle işlenmiş olmasının yanı sıra bir yandan da yazarın otobiyografisi niteliğindedir.
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
Leylim
10/10
·207 syf.·
2023 2. kitabı
Ahmed Arif’in, Leyla Erbil’e 1954-1959 ve 1977 yıllarında yazmış olduğu mektuplardan oluşan kitap. Aynı zamanda Arif’in sürgün günlerini, yaşadığı siyasi baskıyı, içsel dünyasını ve en çok da aşkını tüm gerçekçiliğiyle ortaya koymaktadır. Leylâ,Leylâsı, Arif’in Leylâ’sı, Arif’in Leylimi. Hem gecesi hem gündüzü hem de gökyüzü. Dostluktan öte geçemediği ömürlük yazgısı. Mektuplarında “Ömrüm” diye başladığı mektuplarındaki, o içten ve dipten sevdası. Ahmed Arif, her mektubun sonunda gözlerinden öptü sevdiğinin, bir mektubunda yazmıştı gözlerinden öpmeyeceğim birine yazmam diye. Ah! Bu nasıl bir duyarlılık, güzelliktir böyle? "Gözlerinden öperim cânım. En çok da burnundan. Gülme, ciddi söylüyorum. Yarı parçan" "Sabah gözlerimi sana açarım. Akşam, uykularımı senden alırım. Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade başdönmesini bulurum. Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmezki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yâr, arkadaş... hepsi. En çok da en ilk de Leylâsın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum. Üşüyorum kapama gözlerini..."
Edebiyat
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
10/10
·95 syf.·
2022 48. kitabı
Sadık Hidayet, modern İran edebiyatının önde gelen yazarı. Ve bunun yanı sıra ise İran'ın Franz Kafka'sı. Aynı ustası gibi melankoli ve buhran onun ana temalarıydı. Bu eserinde ise melankoli duygusunu fazlasıyla aktarıyor. Roman, somutun ötesinde bir soyutluktan bahsediyor. Bu bazen bir rüya, bazen bir düş, bazen kabus, uyku ile uyanıklık arası bir hayal. Tüm bunların dışında bir hastanın sayıklaması mı yoksa bir buhranın izdüşümü mü? Aslına bakarsak bu anlatılanlar, bu sancı  belki de hepimizin sancısı sadece anlatıcı Sadık Hidayet. uçurumun kenarından şöyle seslenir hep bize; "kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyordum. unutmam mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı, gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydım, bir mürekkep damlasında, bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyürlerdi ki, hissedilmezin içinde silinir, yok olurlardı. o zaman dileğime kavuşurdum."
Edebiyat
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
10/10
·256 syf.·
2022 18. kitabı
Şükrü Erbaş'ın 1995 tarihli denemelerinden oluşan, insanın ruhuna işleyen eseridir. Aynı zamanda zannımca Erbaş'ın en iyi eseridir. Neden diye soracak olursanız eğer, bir insana karşı hissedilen tüm duygular bu kadar mı naif anlatılır; sitem, öfke, kırgınlık bu kadar mı içten dile getirilir? Gelelim kitabın o nadide başlığına. Sevmek. Sevmek, insanın en büyük acısıdır, insanın acısını ise zaman alır. Ve öyle güzel anlatır ki Şükrü Erbaş, yaşamın kıyısında, tüm mümkünlerin ortasında mülksüzler oluşumuzu: "Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık. kimse bir başkası için kederlenmiyor. birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden. küçücük çocuklar bile yalnızlığın bilimini yapıyor. dilinde bir özürle konuşur oldu insanlar. kimse sevdiğine vakit ayırmıyor. iç çöküntünün boylarını görmek için kalabalık yerlere şöyle bir bakmak yeterli. otobüs duraklarından cami avlularına, vitrinlerin önlerinden hastane kapılarına, birbirine sokulmuş eğreti çoğulluğun, dili ensesinden çekilmiş yüzleri, yaşamın mı ölümün mü resmidir sizce? insanlar yenilgisine direnecek yerde, dinsel bir tabu, bir ayin gibi ondan bir lütuf, bir erdem umarak yücelik kazanmaya çalışıyorlar. ışıklı bir su gibi geçen kalmadı sokaklardan. balkonlardan uzaklara bakan yok. herkes türküsünü bir reklam filmiyle değişti. şimdi insanların yerine paketlenmiş duyguları söyleyen hazır türkücüler var. sevinci değişen insanın acısı da değişir elbet. öyle genişledi ki değişimin sınırları, doğrunun belkemiği kalmadı. korkunun ve kurnazlığın pervaneye dönderdiği insanlar, sonunda kendilerini aklayacak bir maymuncuk buldular: hoşgörü ve yenilik… böylece bir ülke pisliğinin üstünde tertemiz görünecek bir olanak buldu kendine. yağmur değişir mi? altında ıslanana ve pencereden bakana bağlı
Edebiyat
İnsanın Acısını İnsan AlırŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201813,9bin okunma
Reklam