Bunu Düşünmek İstemezdim benim için yasın en sessiz ama en sert anlatımlarından biriydi. Kitap boyunca ölümün ağırlığı kadar, iki kardeş arasında kurulan o görünmez bağı hissetmek çok etkileyiciydi. Özellikle birbirlerini kelimelerden çok alışkanlıklarla, suskunluklarla anlamaları… insanın içine işliyor.
Bir kardeşi kaybetmenin yalnızlığı anlatılıyor ama aslında geride kalan kişinin “yarım kalmışlığı” okunuyor gibi hissettirdi bana.
En sevdiğim şey ise kitabın dramatik olmaya çalışmadan duyguyu verebilmesi oldu. Çok sade bir dili var ama bazı cümleler uzun süre akılda kalıyor. İki kardeşin ilişkisi de aşırı gerçek hissettirdi; sevgi, bağımlılık, kırgınlık, alışkanlık… hepsi birbirine karışmış haldeydi.