Bilgeden" H'den"
Puan vermedi·479 syf.··
2026 15. kitabı
"Hikmet, beni artık arama. Kendi oyunlarında boğuluyorsun. Bir insan, başka bir insanın dünyasına ancak o dünya ona izin verdiğinde girebilir. Sen kendi dünyanı, kendi duvarlarınla o kadar sağlam ördün ki, içeriye ne sevgi sığdı ne de başka biri. Oyun oynuyorsun Hikmet. Hayatla, insanlarla, kendinle... En kötüsü de, bu oyunların içinde gerçeği arıyorsun. Gerçek, senin kurduğun o sahte krallıklarda değil, cesaretle yüzleştiğin o çıplak yalnızlığında saklı. Seni seviyordum belki; ama seni, senin bana sunduğun hayali bir Bilge olarak seviyordum. Gerçek ben, senin o karmaşık zihninde kendine yer bulamadı. Sen, başkalarının sana biçtiği rolleri reddederken, kendi kendine öyle roller biçtin ki, sonunda kendi yazdığın oyunun kurbanı oldun. Artık uyanmalısın. Oyun bitti Hikmet. Sahne boşaldı, ışıklar söndü. Şimdi, o korktuğun sessizlikle baş başasın. Kim olduğunu, ne istediğini, nereye gittiğini sorma artık. Çünkü sen, sorulardan bir kule yaptın ve o kulenin en tepesinden aşağıya bakmaya korkuyorsun. Hoşça kal Hikmet. Kendi oyununda buluşmak üzere değil, kendi gerçekliğinde kaybolmak üzere hoşça kal.'"
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
SUÇ VE CEZA POLİSİYE ROMAN MI?
8/10
·704 syf.··
2026 4. kitabı
Başlıktaki soruyu duyduğunda tüylerinin diken diken olacağından emin olduğum H. W. Auden’e göre, Suç ve Ceza bir sanat eseridir ve bir sanat eseri olmayan polisiye romanla asla mukayese edilemez. Auden iddiasını şöyle temellendirir: Suç ve Ceza, okuyucunun “başka birinin acısını” paylaşmasına imkân tanıdığı için bir sanat eseridir. Polisiye ise bir fantezi olup okurun gerçeklerden kaçmasını, hayal dünyasına sığınmasını sağlar. Bu nedenle polisiye roman bir sanat eseri olamaz. İnsanın ister istemez “Neden?” diye sorası geliyor. Gerçeklerden kaçmamızı sağlayan bir roman neden sanat eseri olamasın? Evet, sanat, Tolstoy’un da dediği gibi, bize hayatı sevmeyi öğretir. Düşündürür, hissettirir, bilgilendirir eğitir ama aynı zamanda eğlendirir de. Bir süreliğine de olsa hayatın gerçeklerinden kaçmamızı, eğlenmemizi, acılarımızı unutmamızı sağlayan bir roman neden sanat eseri olma onuruna erişemesin? Neyse ki günümüzde polisiye romanların sanat eseri olabileceği konusunda en ufak bir tereddüt yok. Peki, o zaman başlıktaki soruya dönersek, Suç ve Ceza’nın polisiye roman olması mümkün mü? Polisiye romanların da sanat eseri olabileceklerini kabul ettiğimize göre şimdilik bu sorunun cevabı “evet” gibi görünüyor. Ancak, Suç ve Ceza’nın polisiye bir roman olup olmadığı, onun sanat eseri olup olmamasıyla bağlantılı değildir. Suç ve Ceza’yı polisiye roman yapacak veya yapmayacak olan kriterler polisiye roman türünün yapısıyla alakalıdır. Yazımın devamını Dedektif Dergi'den okuyabilirsiniz: dedektifdergi.com/polisiye-edebiy...
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·136 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:21
Yıllar önce kitabını okumadan önce filmini izleyip derinden etkilenmiştim. Aradan geçen zamana rağmen kitabı yeniden okuduğumda aynı duyguları hissettim. Ölü Ozanlar Derneği, yalnızca bir okul hikâyesi değil; özgür düşünmeyi, hayallerinin peşinden gitmeyi ve hayatı cesurca yaşamayı anlatan unutulmaz bir eser. Şiirin ve edebiyatın insan ruhuna nasıl dokunabildiğini gösterirken, okuyucusuna da kendi sesini bulma cesareti veriyor. Kesinlikle tavsiye ederim.
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,1bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 18. kitabı
Okulun katı kuralları içinde kendi sesini bulmaya çalışan öğrencilerin hikâyesini anlatıyor. Karakterlerin yaşadığı değişim, dostlukları ve aldıkları kararlar kitabın merkezinde yer alıyor. Özellikle edebiyatın ve düşünce özgürlüğünün öğrenciler üzerindeki etkisi dikkat çekiyor.
1000Kitap
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Nokta Yayınları · 200633,1bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:15
Dunwich Dehşeti 2 hikayeden oluşuyor; birincisi kitabın adı olan Duneich Dehşeti ikincisi Duvardaki Sıçanlar. Dunwich Dehşeti, hikayesinde babasının kim olduğu bilinmeyen doğduğu andan itibaren çok hızlı büyüyen korkutucu derecede boyu olan ve büyü yapmayı bilen Wilburdan bahsetmektedir. Dunwich'e musallat olan olan korkunç, gizemli, görünmeyen bir yaratıktan ve Dunwich halkının bu yaratığın izini sürme ve kurtulma olaylarından bahsedilmektedir. Duvardaki Sıçanlarda ise karakter kendi yaşadıklarını kendi gözünden anlatmaktadır hikayeler genel olarak açık anlaşılır bir şekilde anlatılmış ama olaylar fazla detaylandırılmamışçocum süreci uzatılması hemen çözülmüş hikayelerdir. Okunabilir mi? evet okunabilir ama çok güzel bir kitaptı diyemem yine de çabuk ve akıcı bir şekilde ilerledi okurken sıkmadı.
İnceleme
Dunwich DehşetiH. P. Lovecraft · Kızıl Panda Yayınları · 0103 okunma
Puan vermedi·
"Sözüm ona modern çağda sevmekkk... Sevmek ne uzun ve zor kelime aslında haddini, edebini bilene tabi eskiler ne güzel demiş Edeb ya hû!!! İnsanların sevgi adı altında birbirlerinin arkasından işler çevirmesinden, samimiyetsizce gülümsemelerinden, kadınların da erkeklerin de 'bir sürü seçeneğim var' diyerek önüne geleni takip edip, beğenip sonra sessizce ortadan kaybolmalarıyla dolu bir çağda sevmek... İlişkileri bir ego tatmini aracına dönüştürmelerinden, kendi bencilliklerini masum insanların verdiği değerle beslemelerinden yorulduğumuz bir zaman.. Ne kadar kötü seven, ne kadar eksik kalan, ne kadar emek vermekten kaçan insanlarla dolu bir çağ bu. İnsan; durup dinlemeye, gerçekten bakıp görmeye, hissetmeye bile zaman bulamıyor. Belki de zaman bulmak istemiyor. Çünkü hissetmek sorumluluk getiriyor, anlamak emek istiyor, kalmak cesaret gerektiriyor. Bu yazılan satırlar bile muhtemelen yalnızca bir beğeninin ardından sonsuz kelimeler arasında kaybolup gidecek. İşte hızın acımasızca tükettiği çağın gerçeği bu. Hayallerden, kalplerden ve insanlığın içindeki güzel parçalardan çalarak büyüyen bir çağ... Dürüstlüğün bu kadar nadir, sevmenin bu kadar ucuz ve yüzeysel hâle gelmesine üzülüyorum. Neden herkes birbirini öylesine deniyor? Neden kimse gerçekten kalmaya niyet etmiyor? Neden bir insanın kalbini tanımaya çalışmadan, onu yalnızca bir ihtimalmiş gibi tüketip geçiyor? Biriniz de sahici olun istiyor insan. Biriniz de cesaret gösterin. Eğer samimiyetiniz yoksa insanların hayatına dokunmayın. Eğer kalmaya niyetiniz yoksa umut vermeyin. Eğer sevmeye cesaretiniz yoksa yüreği güzel insanları yaralamayın çünkü sevmek farkındalık ister güç ister kum fırtınasında güneşe bakamayacaksan niye güneşi hep görmek istiyorum diyorsun ki ? Bazen şöyle demek geliyor içimden: Bu çağın
Beni Sessiz de Sevebilir misin?M. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 20144,387 okunma