İnsanlığın masumiyetini kaybettiği yer
10/10
·644 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:01
İlk cümleyi kurmak bile zor; belki de bembeyaz bir sayfayı katletmenin ilk adımı bu. Neyse, deneyeceğim. İnsanlık tarihinin, hangi din olursa olsun, en çok bilinen ilk hikâyesi Adem ile Havva ve o malum elma meselesidir. Hemen ardından ise Habil ile Kabil gelir. Bilinen en eski, en kadim hikâye; insanlığa dair en kıymetli ders, en sarsıcı kıssa... Anladığım kadarıyla John Steinbeck'in kendi aile hayatından da izler taşıyan bu eser, tam da bu Kabil ve Habil öyküsünü karakterler ve nesiller üzerinden muazzam bir şekilde yeniden yorumluyor. "Kötülük doğuştan mı gelir? Kalıtımsal bir geçiş var mıdır, yoksa sonradan mı kötü oluruz?" Bu ağır soruları okurken her satırda tepenizde hissediyorsunuz. Hakkında yazacak, söyleyecek o kadar çok şey var ki... Başlamadan önce o sayfa sayısı beni yorar diye korkmuştum ama inanılmaz güzel aktı. Kapağını her kapattığımda, bir an önce kitabın evrenine geri dönme isteği uyandırdı içimde. Bir kitaba 10/10 vermek pek âdetim değildir ama okurken defalarca kez "Keşke böyle bir şeyi ben yazmış olsaydım" dedim içimden... Kendimi bununla avuturken, sözlerimi kitabın isminin taşıdığı o derin anlamla bitirmek isterim: "Cennetin Doğusu" sadece coğrafi bir yer değil; insanın cennetten kovulduktan sonraki varoluş hâlinin ta kendisi. Kusurlu, acı çeken ama tüm bunlara rağmen seçim yapma özgürlüğüne sahip insanın metaforu. Aslında bu kitabı çok daha detaylı ve derinlemesine incelemek gerek. Ama uzun lafın kısası; buraya kadar okuduysan arkadaşım, git ve bu kitabı oku. Hadi, kapat burayı da okumaya başla ya da en azından hemen sipariş ver. :)
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma
6/10
·392 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:48
Herkese selam! Günler sonra elimde artık can çekiştiğini hissettiğim bu kitabı bitirdim. Bunun sebebi kitabımızın slow burn ilerlemesi. Yazar keşke ilk 150 sayfayı hiç yazmasaymış. O kadar sıkıldım ki "Hadi artık konuya gir, bir olay olsun." diye söylenerek okudum resmen. Ayrıca yazarın kalemi ile tanıştığım ilk kitaptı bu. Kitabın içerisine de tam olarak giremediğimden sevmedim kalemini. Sonu şaşırtıcı ve ters köşe olduğu için, bölümlerin kısa olması ve okumanın kolaylığından dolayı 6 puan veriyorum. Türüne gelecek olursakta bence gerilim çok azdı. Bu türde gerçekten gerilimi ve gizemi hissettiren daha güzel romanlar var. Tatmin etmedi diyebilirim. Siz şans vermek isterseniz okuyabilirsiniz.
İçimizden BiriLucy Clarke · Olimpos Yayınları · 2023443 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi··
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:11
5 hikayenin içinde biri beynimden vurdu maalesef. Halbuki niye vuruluyorsun Zweig denildi mi intihar demek zaten. Göbek adı gibi bir şey. İntihar üzerine kafa yorduğum bir şey değil. Eskiden o kadar cesaretli biri değilim derdim şimdi o kadar "..." değilim. Doldurulabilir. Bilemiyorum. Benim hayata bakışım, herhalde Allah'a şükür kaldıramayacağımı yüklemediği içindir, gelen geldiği an, ee şimdi n'apıyoruz? Buradan nereye kırıyoruz? Şimdi hangi kameradayız? Gerçekten böyle. Yoksa kalpten gitmiştim çoktan. Bu hayatta fiziksel imtihanlardan sonra duygusal imtihanlar gelir. Ve bu konuda YL DR değil Prof'um ben. Çünkü . Çünkü uzun hikaye. Bu novella, zengin diyeceğim, bir otelde garson olarak çalışan François adındaki bir gencin yaşantısından onun iç buhranını veriyor. François, otele konaklamaya gelen ve kendisinden sosyal statü olarak çok yüksekte olan aristokrat bir kadına yani bir kontese aşık oluyor ve şahsi kanaatim saçmalıyor. Neden. Aşık olmak kavuşmak demek değil ki. Neden ya. Her sevdiğimizi almak zorunda değiliz. Hem de alamayız ki. Ha uğruna ölecek kadar aşıksan alabilirsin de. O ayrı bir mesele ama almak zorunda değiliz. Kontes bana bakmaz vah beni beni doğru bir yaklşaım değil. HERKES HERKESE BAKAR. Hayatta her şeyin bir yolu vardır. Ben asla gerçekten birbirini seven iki insanın kavuşamayacağına inanmıyorum. Kavuşma yoksa bir taraf eksiktir. BİTTİ. Buradaki durum o bile değil. Kontesi sevmek demek uğruna ölmek demek olabilir mi? Sev ya doya doya sev. Kaburgaların çatlasın öyle sev. Ama ölünce sevemezsin. En sevdiğin şeyi sevmekten neden vazgeçersin? Madem bu kadar güçlü bir duygu sevgi, neden ölmek kadar "an" bir his için vazgeçeyim ????? Şimdi bunu Zweig yazmış ben de allıyorum pulluyorum gibi olmayacaksa; var maalesef böyle şeyler. Bir insanın varlığını
Alıntı
AylakStefan Zweig · İndigo Yayınları · 20191,491 okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 162. kitabı
𝙷𝙰𝚃𝙰 𝙾𝚏-𝙲𝚊𝚖𝚙𝚞𝚜 𝚂𝚎𝚛𝚒𝚜𝚒 1 Herkese selamlar... Bugün sizlere severek okuduğum seriden ikinci kitap ile geldim. Ahhh Of-Campus evrenine gerçekten bayıldım. İyi ki de hemen bir ardından iki okudum. Seriyi peşpeşe okumaya kararlıydım ve öyle de devam ediyorum. Hele ki uzun zamandır bu tarz okumayınca güzel de olunca elimde varken neden bekleyim ama değil mi? Dizisi de şu aralar epey popüler ama ben kitapları ile kalırım o keyfi ve tadı üst seviyede bırakırım fikrimde hala kararlıyım Evet serimiz yetişkin içerikli. İlk kitapta daha az seviyede olsa da bu kitapta baştan sona vardı. Ama diğer kitapta olduğu gibi alt metinde de oldukça güzel noktalara değinmişti yine kalbimi kazandı. Siz de okuyunca o detayları bulacaksınız. 𝙹𝚘𝚑𝚗 𝙻𝚘𝚐𝚊𝚗 𝚟𝚎 𝙶𝚛𝚊𝚌𝚎 𝙸̇𝚟𝚎𝚛𝚜 𝚒𝚕𝚎 𝚝𝚊𝚗ı𝚜̧ı𝚗! John ahhh o her kızı bir bakışı göz kırpışı ile tavlayacak bir erkek. Ve tabi ki hokeyin de yıldız oyuncusudur. İşler onun için aşk konusumda karışıktır. Hey hadi ama adamım en yakın arkadaşının kız arkadaşına aşık olamazsın! Evet tabi ki olmaz. Bizim şapşik oğlanın isteği başkadır. Ama bunu anlaması için de işleri bir güzel batırması gerekir. Ehh bu hemen hemen bir yılına mal olur. Ailesi ile de olan problemlerin üstesinden gelip ve aynı zamanda hem aşkı bulup, hem de hayallerine kavuşacaktır. (Eeee ayrıntılar kitapta) Grace İvers son derece kendi halinde ve henüz ne aşkı bulmuş ve ne de bir erkek bedeni keşfetmiştir.
HataElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20222,210 okunma
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
217 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 08:39
ruth isteseydi martin acliktan olmek uzereyken yardim edebilirdi martin eline gecen uc bes parayla rutha hediye almayi dusunurken elbiselerini rehineciye verdigi icin aksam yemegine gelemedigini bildigi halde adamcagiza bir elbise alamadi hadi onu alamadin bari rehineciden geri almasina yardim etseydin martine surekli calis calis dedi ama kendisi hicbir ise yaramiyordu babasinin unuyle parasiyla geciniyordu bir de kendine burjuva diyordu martini de etrafindaki asalak erkeklerin burundukleri kaliba sokmaya calismaktan baska bir sey yapmadi
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
1/10
·256 syf.·
2026 42. kitabı
Okuduğum her kitaba bayılmayı beklemem, bu oldukça ütopik olurdu. Ara ara şanssızlıklar yaşamak da sürecin bir parçası tabii ki. Beklentim, kitabın beni bir noktada beslemesidir.  ​Gelelim "Kuzu" isimli yazımın kahramanı olan kitaba... Kendisinde koca bir hüsranla karşılaştım. ​Nereden merak saldım bilmiyorum, hadi dedim şu goodreads en iyi korku roman adayı kitabına bir şans vereyim. Feminist korku adı altında pazarlanan bu metin derinlikli bir tür ürünü mü, yoksa ucuz bir yamyamlık güzellemesi mi diye düşünürsem cevabım net. Sayfalar boyu neye maruz kaldığımı ve bu kurgunun edebi olarak tam olarak nereye hizmet ettiğini çözebilmiş değilim. ​Bu yıl okuduğum en zayıf yapıta çoktan denk geldiğimi düşünürken, bu kitap çıtayı her anlamda daha da aşağı çekmeyi başardı. Sayesinde listemin en alt sırası, uzun süre sarsılmayacak yeni "dip" noktasını bulmuş oldu. ​İstisnasız her sayfada gözümüze sokulan "kaybolanları yiyoruz" vurguları, "tırnakları alınmış parmaklar" tasvirleri... Yazar, sırf bu sığ ve çiğ imgeleri metnin orasına burasına serpiştirerek korku edebiyatı yaptığını, atmosfer kurduğunu sanıyor sanırım. Atmosfer kurmaktan, kurgu derinliğinden ve mantıktan tamamen uzak; sadece okuyucuyu ucuz numaralarla irite etmeye çalışan koca bir reklam balonu.
KuzuLucy Rose · İthaki Yayınları · 202632 okunma