betul

betul
@haelilys
güneş altındaki yüklendiği bütün işlerinden insanın kazancı nedir?
Puan vermedi
dördüncü okuyuşum, her defasında yeni şeyler fark ediyorum. ama her seferinde biraz buruk bitiriyorum şu kitabı. bittersweet bir son hak ediyordu bence karakterimiz, intikamın sonucunda kendi adaletini sağlamış olmanın verdiği kocaman hazlardan sonra, hayatını adadığın bir amaç olmadan, yaptıklarınla ve kendinle baş başa kalmanın ağızda ne kadar kekremsi bir tat bıraktığı anlatısını görmeyi çok isterdim. bu söylediğim “intikam kötüdür, almayın” gibi bir noktadan gelmiyor, uğruna benliğinizi öldürdüğünüz, o duygudan başka hiçbir şey düşünmediğiniz, her hareketinizi o amaç uğruna yaptığınız bir olgu eksildiğinde düşülen boşluk fazlasıyla büyük olacaktır. he ben grilikleri seviyorum, mutlu sonlu kitapların da hayatımda çok etkisi olmamıştır; o yüzden mızmızlık yapıyorum.
Monte Kristo KontuAlexandre Dumas · Maviçatı Yayınları · 201637,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi
yıllar önce kendimden bir şeyler bulma umuduyla sığındığım bu kitap, bugün de yanımda, her şeye rağmen elimden tutup beni kıyıya ulaştıran nazik bir yol arkadaşı gibi. sevmenin, güvenmenin, biri karşısında soyunup çırılçıplak kalmanın, arayıp bulamamanın bir utanç kaynağı değil, bir yücelik, bir tanrı’ya yaklaşma olduğu anlatısını kendimden başka birinde daha bulmak dünyada hiçbir yalnızlığın, anlaşılmanın ötesinde kendine yer bulamayacağı gerçeğini bir defa daha anlattı bana. sevmenin ne olduğunu tarif etmek, kendine anlatmak, hissederken rasyonelleştirmek zor, ama ne olmadığının tanımını yaptığında bu durumu içselleştirmek daha kolay. sevginin umutsuzluğuna, bazen çıkmazlığına, bazen yetersizliğine rağmen tekrardan sevme gücünü göstermek, başkasına yazılan mektupları yakıp yeni birine yeni mektuplar göndermek üzere başka bir adres ezberlemek, bunun imkansız olmadığını görmek, bilmek; hayatın doğal döngüsünün bu olduğunu anlamak umut verici. ya da söylediklerimin hepsi koca bi’ yalan, “galiba asıl korkumuz sevmek değil! küçük küçük aldanmalarla kendimizi avutmaya çalışıyor, düştüğümüz çıkmazda bir teselli arıyoruz. kim bilir, belki karanlık bir oyun oynuyoruz seninle. belki de aynı korkular içindeyiz, birbirimizden haberimiz yok.” kim bilir, belki de yanılıyorum.
Aşka Dair NesirlerÜmit Yaşar Oğuzcan · Everest Yayınları · 202110bin okunma
Senin hoşuna gitmeyen bir şey yapmaya başladığımda ve sen bana başarısızlığa uğrayacağımı söyleyerek gözdağı verdiğinde, senin fikrine duyduğum saygının derinliği, belki daha ilerdeki bir zaman için bile olsa, başarısızlığı kaçınılmaz kılardı. Kendi eylemime duyduğum güveni kaybettim. Sebatsız, kararsızdım. Yaşım ilerledikçe, değersizliğimin kanıtı olarak karşıma çıkarabildiğin örnekler de arttı, giderek belli bir açıdan gerçekten de haklı çıktın.
..hep, büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta -yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim.
Aylardan sonra, bahçemdeki çiçeklerin açmaya başladığı bir Nisan gününde, durup dururken yavaş yavaş bu şarkıyı söylemeye başladım. O günden sonra, iş görürken, kuşlara su verirken, penceremden görünen deniz parçasını seyrederken bu şarkı, dudaklarımın ucuna geliyor. Dün akşamüstü son mısrayı tekrar ederken hiç sebepsiz ağlamaya başladım. Bu adi şarkı parçasının ne güftesinde, ne bestesinde ağlanacak hiçbir şey yok. Bir daha bu şarkıyı söylemeyeceğim.
Reklam