Puan vermedi·312 syf.·
2026 30. kitabı
Ahmet Şimşirgil’in Mızraklı Hakikat birinci cildini az önce bitirdim Kitap, yazarın bakış açısından Ehl-i sünnet anlayışına karşı olduğunu düşündüğü kişi ve akımları; kaynaklar, alıntılar ve çeşitli deliller eşliğinde ele alıyor. Okurken dinî meselelerde araştırmanın, okuduğunu sorgulamanın ve uyanık olmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha düşündüm. Bana göre, hak ile bâtıl mücadelesi tarih boyunca hiç bitmedi, bundan sonra da bitmeyecek. “Ebu Cehil’in zihniyeti” olarak ifade edilen tavrın farklı şekillerde her dönemde ortaya çıkabileceğini düşündüm. Bu sebeple, Peygamber Efendimizin sünnetine sımsıkı sarılmanın ve güvenilir kaynaklardan ilim öğrenmenin önemini bir kez daha hissettim. Benim için rehber niteliğinde, üzerinde düşünmeye sevk eden faydalı bir eser oldu.
Mızraklı HakikatAhmet Şimşirgil · Ktb Yayınları · 2020142 okunma
8/10
·252 syf.··
2026 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:02
Spoiler vermeden anlatmaya çalışacağım “Herkes, kendi karakterinin mimarıdır.” öncelikle bu alıntı. Üzerine paragraflar yazılabilir... Kitabimizda Sarıca ve Çira diye iki kahramanımız var. Bu ikisinin aşkı üzerinden şekillenen hikaye Göbeklitepe etrafında şekilleniyor. Göbeklitepe sadece bir mekân değil; insanın inanç, hakikat ve medeniyet arayışının sembolü olarak hikâyenin merkezinde yer alıyor. Bu sırada Sarıca’nın anlam arayışı var. Hakikat arayışı, adalet anlayışı, neden varolduğumuzu anlama arayışı… Çira’yı ararken bunları arıyor bir yandan da. Bu aramaları sırasında karşımıza tarihten pek çok kişi çıkıyor. Onlarla ilgili kısa bilgiler ediniyoruz . Elbette iyiler ve kötüler var… İyi ve kötü mücadelesi… Yine bu nokta için çok güzel bir alıntılar vardı : “Annesinin iyi olması evladın da iyi olmasına sebep değil ki!”… “Yer yüzünde iyiliğe muhtaç çok insan var efendim. Arzın karanlık yüzü sayısız kötülükle dolu çünkü." İlk 70 sayfası çok sıkıcıydı gerçekten. Olayın nereye varacağını anlamakta zorlandım ama sonrası aktı. Üslup bakımından bildiğimiz gibi zaten İskender Pala. Tavsiyemdir.
Akşam Yıldızıİskender Pala · Kapı Yayınları · 20208,2bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Seçkinler ve Rasyonel Olmayan Kitleleri̇n Fonlanma Algori̇tması
9/10
·103 syf.··
2026 225. kitabı
Toplumsal yapıların, ideolojilerin ve politik kavgaların arkasındaki çıplak motor, ahlaki ilerleme veya insani değerler değil; tamamen elitlerin yer değiştirmesi (Circulation of Elites) ve rasyonel olmayan kitlelerin bu süreçte birer piyon olarak kullanılmasıdır. Antik Yunan’da Sofist Thrasymakhos’un ortaya koyduğu "Adalet, güçlünün işine gelendir" kanunu, günümüzün modern ve dijital laboratuvarında da pürüzsüz bir şekilde işlemektedir. Toplumdaki en büyük yanılgı, yönetici elitlerin (gücü elinde tutan kliklerin) çok zeki, bilgili veya üstün rasyonel varlıklar olduğu zannıdır. Pratikte elitlerin rasyonel olması gerekmez; onlar sadece kitledeki aptallığı, zihinsel tembelliği ve ilkel kabile dürtülerini manipüle etmeyi öğrenmiş "nitelikli parazitlerdir." Günümüzün tarikat yapıları, küresel fon mekanizmaları ya da politik figürleri, entelektüel bir derinliğe sahip değillerdir. Onların tek yeteneği, kitlelerin "kafa çalıştırmayı gerektirmeyen" dogmalara olan kronik açlığını görüp, gücü elde tutmak için bu cehaleti kanalize etmektir. Güç; rasyonel aklın değil, kitle manipülasyon yeteneğinin ödülüdür. Tarih boyunca sahneye çıkan dinler, sosyalizm, kapitalizm, feminizm, Woke kültürü veya Black Lives Matter gibi tüm ideolojik ve sosyolojik akımlar, makro düzeyde sadece birer araçtır. Bilinçsiz Otomatlar: Bu akımların savunucuları (solcular, radikal aktivistler, tarikat müritleri) mekanizmanın farkında değillerdir. Bilişsel kapasiteleri yetersiz olduğu için kendilerini dünyayı kurtaran "ahlaki kahramanlar" sanırlar. Oysa hepsi rasyonel olmayan birer biyolojik piyondur. Fonlama ve Propaganda Bariyeri: Yeni bir elit grubu, mevcut güç sahiplerini devirmek istediğinde kitlelere rasyonel argümanlar sunamaz; çünkü kitleler rasyonaliteyi kavrayamaz. Bunun yerine kitleleri ajite
Sosyoloji
Seçkinlerin Yükselişi Ve DüşüşüVilfredo Pareto · Doğubatı Yayınları · 2006159 okunma
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu~ #spoiler
Puan vermedi·72 syf.··
2026 18. kitabı
Gerçek ne kadar çıplak ve acımasız olursa olsun, onunla yüzleşmek insanı özgürleştirir. Yalanın estetiğindense gerçeğin soğukluğunu tercih edenlere bu kitap, hayal dünyasına sığınmanın bireysel ve sosyal bedellerini sorgulatıyor. Kurgusal bir dünyada yaşamanın bireyi illüzyonların tutsağı haline getirdiğini ve gerçek anlamda iyileşmesini engellediğini gösteren trajik bir vaka analizi. Öncelikle yazarın rafine ve minimalist üslubunu, kitabın kısacık anlatıya sığdırdığı felsefi derinliğini, lüzumsuz detaylardan arınmış kurgusunu çok sevdim. Her yaşa hitap ediyor. Vurucu ve etkileyici. Ancak kitabın sunduğu bu tatlı ve masalsı anlatımın arka planında derin bir felsefi çelişki ve sarsıcı bir trajedi var. Kitap boyunca Bayan Ming’in kurguladığı çocuk hikayeleri üzerinden Konfüçyüs'ün öğretilerine sıkça atıfta bulunuluyor ama kitabın finali ile bu öğretiler arasında ciddi bir tezatlık mevcut: ​ Konfüçyüsçülük rasyonel, dünyevi ve gerçeğin dürüstçe kabul edilmesine dayanan bir felsefedir. ​Yazar ise felsefedeki "toplumsal uyum" kavramını esneterek, Bayan Ming'in yalanlarını bir bilgelik aracı gibi sunuyor. Üstelik bu "iyi niyetli" görünen yalanlar fabrikadaki diğer kadınların Bayan Ming'i kıskanmasına ve onu dışlamasına neden olarak yalnızlığını derinleştiriyor ve başkarakterin gerçeklik algısını eğip bükerek onu bir şüphe ve manipülasyon sarmalına sürüklüyor. Batılı ve romantik bir "hayal dünyasına sığınma" güzellemesi yapmak adına, ayakları yere basan Doğu felsefesini kendi kurgusuna araç ediyor. Kitabın sonunda Bayan Ming’in aslında hiç çocuğunun olmadığı, tüm bu dünyayı Çin'in katı tek çocuk politikasının ve toplumsal baskıların yarattığı yalnızlıkla baş edebilmek için zihninde kurduğu gerçeği açığa çıkıyor. Aslında derin bir travmanın doğurduğu trajik bir kaçış
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 4. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:12
Roman, ünlü yazar Ahmet Hamdi Tanpınar etrafında dönen gizemli ve sıra dışı olayları anlatıyor. Gerçek ile kurgu iç içe geçiyor; edebiyat, polisiye ve mizah bir araya geliyor. Hikâye boyunca karakterler geçmişin izlerini takip ederken kimlik, sanat ve hakikat sorgulanıyor. Kısacası: hem edebiyat göndermeleri bol, hem de sürükleyici bir gizem romanı. Baştan sona tempolu ve farklı bir anlatımı var.
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026765 okunma
9/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Kral Oidipus, insanın kaderiyle olan amansız mücadelesini ve hakikati arayışının yıkıcı sonuçlarını işleyen, Antik Yunan tragedyasının başyapıtlarından biri. Aristoteles tarafından acıma ve korku duyguları aracılığıyla ruhsal arınmayı (katharsis) sağlayan en yetkin tragedya örneği olarak kabul edilen eser, okura ve seyirciye özgür irade ile kaçınılmaz yazgı arasındaki dramatik çatışmayı sarsıcı bir şekilde sunuyor. Hem Freud'un psikanalitik "Oidipus Kompleksi" çözümlemelerine hem de Foucault'nun bilgi, iktidar ve sorgulama üzerinden kurguladığı "hakikat tiranlığı" analizlerine ilham veren bu çok katmanlı metin, tarih boyunca salt bir mit veya yazgı hikâyesi olmanın çok ötesine geçmiştir. Kral Oidipus, insanın kendi karanlık gerçeğiyle yüzleşmesinin bedelini, güç ile kibrin sınırlarını ve insanlık durumunun kırılganlığını ustalıkla yansıttığı için günümüzde hâlâ evrensel değerini ve geçerliğini koruyan eşsiz bir edebi değerlendirme ve felsefi sorgulamadır. Okumak iptiladır, müptelalara selam olsun!
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma