Emir

Günümüzde yaşam, üretmekten başka bir anlama gel­miyor. Her şey oyun alanından çıkıp üretim alanına ka­yıyor. Oyuncu değil, işçiyiz artık hepimiz. Oyun bir boş zaman uğraşı haline getirilerek güç kaybetmektedir. Zayıf oyuna tahammül edilmektedir sadece. Zayıf oyun, üreti­min içinde bir işlevsel unsur oluşturmaktadır. Oyunun kutsal ciddiyeti tamamen çalışma ve üretimin profan cid­diyetine teslim olmuştur. Sağlığın, optimizasyonun ve per­formansın diktasına tâbi olan yaşam, hayatta-kalma olayın­dan başka bir şey değildir. Her türlü parlaklık, egemenlik ve yoğunluktan yoksundur. Romalı hicivci Juvenal bunu daha o zaman çok isabetli bir biçimde formüle etmiştir: “Et propter vitam vivendi perdere causas: hayatta kalmak için hayatın anlamından vazgeçmek.”
Sayfa 63 - İnka Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Schroeter olağanüstü bir hazzın, bir yoğunluğun eşlik ettiği egemen bir özgür ölüm fikri tasavvur etmekte­dir: “Umudunu kaybetmiş birinin intihar edecek gücü bul­masını anlamıyorum. Ben olsam kendimi bir iyilik halinde, olağanüstü bir haz halinde öldürebilirdim ancak, asla dep­resyon halindeyken değil.” Sözü edilen bu olağanüstü haz bir yoğunluktur, bir yaşam yoğunluğudur. Depresyondaki kişinin egemen özgür ölüme [Freitod] gücü yoktur. Onun intiharı yaşama evet demenin bir ifadesi değildir. O buna zorlanmıştır daha ziyade, çünkü yaşam boş, anlamsız ve çe­kilmez hale gelmiştir, çünkü o yorgun ve bitkindir, çünkü o artık üretemiyor dur, artık kendini üretemiyordur. Onun inti­har nedeni yaşama hayır demektir. Özgür bir ölüm değildir bu, tam tersine zoraki bir ölüm, bir bitkinlik ölümüdür. Bu da sadece neoliberal üretim ilişkileri içinde mümkündür.
Sayfa 61 - İnka Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji
Sessiz kalamadı­ğımız için iletişim kurmak zorunda kalıyoruz. Veya susa­mamamızın nedeni, iletişim zorlamasına, üretim zorlama­sına tâbi olmamız. Sözün sessizliğe imkân veren halinden kurtulmak, özgürleşmek, iletişim zorlaması olarak buluyor ifadesini. Özgürlük tersyüz olup zorlamaya dönüşüyor.
Sayfa 47 - İnka Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji
Bugün yeniden uyanan milliyetçilik, ötekinin, yabancının dışlanmasına yol açan bir kapanma ihtiyacı ta­şıyor içinde. Ancak unutmayalım ki, sadece bütünsel [totaler] kapanmanın olumsuzluğu değil, aynı zamanda ölçüsüz açılmanın olumluluğu da karşı şiddet doğuran bir şiddettir. İnsan bir mahal-varlığıdır [Ortswesen]. İkamet etmeyi, konaklamayı mümkün kılan şeydir mahal. Her mahal-varlığı ille de mahal köktencisi [Ortsfundamentalist] olmayabi­lir. Misafirperverliği dışlamaz. Dünyanın küreselleşme ta­rafından bütünsel mahalsizleştirilmesi, böylece tüm farklı­lıkların tesviye edilmesi ve sadece aynının varyasyonlarına geçit verilmesi yıkıcıdır. Ötekilik, yabancılık üretim karşıtı bir etki yaratmaktadır. Dolayısıyla küreselleşme bir aynılık cehennemi doğurmaktadır. Tam da küreselin bu şiddeti yü­zünden mahal köktenciliği uyanış içindedir.
Sayfa 40 - İnka Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji
Narsistik homo psychologicus, kendi kendisinin, çetrefil içselliğinin tutsağıdır. Dünyadan nasibini alamamış yoksul­luğu yüzünden kendi çevresinde dönmekten başka bir şey yapamamaktadır. Dolayısıyla depresyona düşmektedir.
Sayfa 31 - İnka Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji