44)HakikiAşk('Işku'l-hakîkî)
Bu, nefislerin ve ruhların Yaratıcıya duydukları aşktır. Çünkü o, kendilerini yaratıp maddi ve manevi nimetleriyle yardım edendir. Bir hadiste "Sizi beslediği nimetleri nedeniyle Allah'ı seviniz." denilir. Çünkü gerçek anlamda ihsan eden ve her kemalle nitelenen Allah'tır. O, bütün eksikliklerden münezzehtir. Kalp bir şeyi sevdiğinde, ona yönelir, onun karşısında saygıya kapılır, verdiği bütün emirlerde kendisine itaat eder. Çünkü seven sevdiğine karşı itaatkârdır. Öte taraftan kalp sadece bir tarafa yöneldiği gibi insanın da tek kalbi vardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Allah bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır."¹ Kalbin tek yönelişi olduğu için Mevla'ya yöneldiğinde başkalarından yüz çevirir ve bu durumda gerçek anlamda Allah'a kul olur. Arzusuna yöneldiğinde, bu kez kesin bir şekilde efendisinden yüz çevirir, Allah'ın dışındaki şeylere kul olur. Allah kulunun başka bir şeye kulluk yapmasından razı olmaz.
Hikem-i Atâiyye'de şöyle denir: "Bir şeyi sevmişsen ona kul olmuşsun demektir. Allah zatından başkasına kul olmandan razı olmaz." Şeytan insana gelir ve şöyle der: "Allah'a hakiki anlamda âşık olabilmen için, içini ve dışını, zahirini ve batınını O'nun dışındaki her şeyden boşaltıp sadece Allah ile meşgul kalarak bütün işlerden soyutlanman şarttır. Hâlbuki eşin, evladın, evin, dükkanın, bağın, bahçen vs. var iken bunu yapabilmen mümkün değildir."
Bu vesvese insanı harabelere yönlendirir.
Gerçekte Selefî ekolün nefyettiği re'y ve te'vil, kendi din anlayışına ters düşen görüş ve yorumdan başka bir şey değildir. Hâlbuki Kur'an'ın muhkem, yani tefsir/te'vil gerektirmeyecek kadar açık ve anlaşılır olduğu kabul edilen birçok ayetinin dahi geçmişte ve günümüzde çok farklı şekillerde yorumlandığı dikkate alındığında, re'y ve te'vilden arındırılmış bir dinden söz etme imkânının bulunmadığı rahatlıkla anlaşılabilir. İnsanoğlu bu dünyada var olduğu müddetçe din hep te'vil edilecektir. Dinin her çağda yeni te'villere konu olması problem değildir; buna mukabil belli bir tarihsel te'vilin mutlaklaştırılıp tek hakikat diye sunulması dinî alanın belki de en ciddi problemidir.
Avrupa tarzı bir yaşamda insanlar için estetik ve çekicilik vardır, lezzet ve lüks Vardır, her şey mübah görme anlayışı vardır.
Nefsin hoşuna giden bir takım lezzetler vardır. Tabii ki bunların hepsi nefse hoş gelen şeylerdir;
Nefsani arzulara, kadınlara, oğullara Yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer Allah katındadır.
Ali İmran suresinin 14.ayeti
mazlum bir iniltiydi “intihar etme leyla”
parçalanan yüreğimle
“canfezam” diye eylül, hep eylül sayıkladım
yakamda bir karanfil gibi, aşağılayan
korkunç kelimelerin
halbuki ben şifası olmayan bir hekimin
kapısından çaresizlik devşiren
sürgün bahanesi ayakların zinciriyim