Puan vermedi·328 syf.··
2026 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 15:36
Halide Edip Adıvar ın otobiyografi si diyebiliriz. Yazar hem kendi hayatını kendi gözünden hem de Osmanlı İmparatorluğu nun son döneminin siyasal ve sosyal yönlerini, halkın yaşadıklarını, doğu- batı ikililiğini anlatmış. Çocukluk dönemini ama kendi ağzıyla değilde 3. Tekil şahıslar vasıtasıyla anlatıyor. Çocukluğunu o dönemin imkanlarkna göre yokluk içinde geçirmemiş. Bolluk içinde eğitim yönünden donanımlı geçirmiş. Sarayla da babasından dolayı bağlantılı geçirmiş. Sarayı da görmüş. Sadece o dönemde aile hayatı çok dalgalı düzensiz geçmiş. Kitabın adı da Çocukluğunda yaşadığı Mor Salkımlı Ev den geliyor. Anne sevgisi çok görmemiş çünkü annesini küçük yaş da kaybetmiş. Ona daha çok anneannesi bakmış. Ona da Haminne diye hitap etmiş. Kitaba bu adı verme sebebi bence de o çocukluğunun geçtiğş evi unutmak istememesi. Babası Edip Bey dir. Küçüklüğünden beri gerek evde gerek de okullarda kaliteli hocalardan eğitim almıştır. Rumca, Arapça, Fransızca bilmektedir. Piyano çalar. Kendini çok yönlü bir şekilde geliştirmiştir. İlk evliliği öğretmeni olan ve aralarında çok yaş farkı olan Salih Zeki Bey le olmuştur. Çocukları da olmuştur. Sonraki evliliği Adnan Adıvar ile olmuştur. Milli mücadeleyi desteklemiştir ve isyancıların hedefinden kaçmak için Mısır a gitmiştir. Orada da boş durmamıştır. Oradaki farklı bölgelerde okullar açmıştır. Destek olmuştur. Özellikle kız çocuklarının okumasını çok istemiştir. Tüm bunları yaparken de bazen hümanist tavır takınmıştır bazen de milli mücadeleyi destekleyici tavrını belli etmiştir yani taraflı olmuştur. Milli Mücadeleyi desteklemesi ve bu yçnden etkilenmesinin sebepleri Ziya Gökalp ve Yısuf Akçura olabilir. Yazar düşüncelerini belirtirken insanı sprgulamaya yönlendiriyor. Direk bilgi vermemiş bu da hoşuma gitti. Bend earaştırma isteği
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,698 okunma
Milli Mücadelede İnsanın Kokusu: Küçük Ağa
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 13:04
Küçük Ağa… Milli Mücadele’yi ideolojik bir anlatı olmaktan çıkarıp insanî bir tecrübeye dönüştüren ve benim okuma serüvenimde kıymetli bir yere sahip olan kitap… Kaleme alındığı tarih itibariyle geç bir dönem olması ve yazarının dikkatleri onu öncesinde okuduğum kitaplardan büyük ölçüde farklılaştırdı. Okumalarım, Halide Edip'in 1920'li yıllarda yazdığı "Ateşten Gömlek" ve "Vurun Kahpeye" isimli kitapları ile başlayıp Yakup Kadri'nin 1930’lu yıllarda yazdığı "Yaban" ve "Ankara"sı ile devam etti. Halide Edip ile yirmili yıllarda gezinirken, "Yaban" ve "Ankara"da otuzlu yılların entelektüel ortamlarına dahil oldum. Kadro dergisi yazarları ile oturup kalktım. Küçük Ağa’dan önce okuduğum dört kitabın ortak noktasının ne olduğu bana sorulsa karakterlerin araçsallaştığı, didaktik ve ideolojik temsillerin ağır bastığı anlatılar olarak nitelerim. Yakup Kadri'nin bahsettiğim kitaplarını okurken de adeta Kadro dergisi çevresinin tartışmalarını okuyor gibi hissettim. 1930'lu yıllarda CHP'li seçkinlere yönelik eleştiriler olarak okudum kitaplarını, özellikle "Ankara"yı. Milli Mücadele döneminin gerçekliğini sanki puslu camlar ardından görüyorlardı her ikisi de. İdeolojik tartışmalar savaşın gerçekliğinin ve acımasızlığının önüne geçmişti. Bunun dönemi için çok anlaşılabilir bir şey olduğunu da vurgulamak lazım. Tarık Buğra'ya geldiğimiz de ise “Küçük Ağa”nın bambaşka bir dönemin ürünü olduğunu söyleyebiliriz. 1960’lı yılların Türkiyesinin siyasi panoraması ile okunduğunda kitabın çok daha anlamlı bir hale geleceğini düşünmekteyim. Tek parti dönemi bittikten sonra 1950'li yıllarda edebiyatçılar Milli Mücadele'yi savaş döneminin ideolojik tartışmalarına 40-50 yıllık bir mesafeden bakarak daha soğukkanlı bir şekilde ele alabiliyorlardı. “Küçük Ağa”nın öncelikle Akşehir’den çıkan
1000Kitap
Küçük AğaTarık Buğra · İletişim Yayınları · 201511,9bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·112 syf.··
2025 3. kitabı
Bu kitap bana Livaneli'nin bir yönüyle İstanbul şehrengizi gibiyken diğer bir yönüyle de bazı büyük isimlere karşı saygı duruşu gibi geldi. Kitapta mahlaslar kullanarak edebiyatımızda yer edinmiş şairler, yazarlar, devlet büyükleri, liderler, sultanların gölgelerinin bir sokak lambası altında toplanıp sohbet edip şiir okuyuşları anlatılıyor. Bu isimler; Avnî mahlasıyla Fatih Sultan Mehmet; Asım Us mahlasıyla Mustafa Kemal Atatürk; Halide Salih mahlasıyla Halide Edip Adıvar; Üsküplü Ahmet Agâh mahlasıyla Yahya Kemal Beyatlı; Saksağan mahlasıyla Reşat Nuri Güntekin; Orhan Selim mahlasıyla Nazım Hikmet; A.Metin mahlasıyla Sabahattin Ali; F.M. İkinci mahlasıyla Kemal Tahir; Raşit Kemali mahlasıyla Orhan Kemal; Mehmet Ali Sel mahlasıyla Orhan Veli Kanık; Kemal Sadık mahlasıyla Yaşar Kemal; Ali Kaptanoğlu mahlasıyla Attilâ İlhan; Cemasef, mahlasıyla Cemal Süreya; Ayhan Çağlar mahlasıyla Ece Ayhan ve William Flynn mahlasıyla Ülkü Tamer... Bu isimleri okuyor olmanın güzelliği bir yana kitap sıcak, sade bir dille yazılmış. Çok kısa olması biraz yarım kalmışlık hissi oluştursa da ben severek okudum ama beğenmeden de çok onu da söylemek gerek. Onları da anlamadım diyemem çünkü kitapta bir sürükleyicilik bir olay örgüsü ya da sonunu merakla bekleyeceğiniz bir kurgu yok. Ama başta da dediğim gibi adeta bir saygı duruşu olan bu kitapta hepsi ayrı ayrı özellikleriyle gönlümü fethetmiş bu isimleri bir arada okumak benim fazlasıyla hoşuma gitti.
Edebiyat & Roman
GölgelerZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 20185,2bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 23:37
Hayata Rağmen Edebiyat; yazarın sevdiği, etkilendiği, insanların okumasında yarar gördüğü yazarları kendi penceresinden aktardığı eseridir. Biçim ve format olarak bakıldığında “Kişisel Edebiyat Atlası’nın” devamı olarak düşünülebilir. Yazarın “sevdiğim ölüler” olarak nitelendirdiği, kitabında yer verdiği yazarlar: - Halide Edip Adıvar - Sabahattin Ali - Mihail Bulgakov - Louis Ferdinand Celine - Suat Derviş - Umberto Eco - Hans Fallada - Ernst Theodor Amadeus Hoffmann - Mithat Cemal Kuntay - Jack London - Thomas Mann - George Orwell - Nahid Sırrı Örik - Georges Perec - Ernesto Sabato - Peyami Safa - Tayeb Salih - Jules Verne - Virginia Woolf - Tahsin Yücel
Hayata Rağmen EdebiyatAli Lidar · İthaki Yayınları · 2019569 okunma
Gölgeler Sohbeti...
7/10
·112 syf.··
2025 223. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 19:49
Konstantiniyye Otel'inde belli dönemlerde yaşamış ancak benzer hayatı yaşayan kendi olarak dünya da varolmuş şairler, yazarlar, devlet adamı lider ve sultanı insanlar bizim insanlarımız ve mâhlaslarıyla geçmişten günümüze, mücadelemize ışık tutan yüreğimizde ki cevahirlerimiz. *Avnî, gönlünü Galata'ya Firdevs'i ile bağlayan Fatih Sultan Mehmet... *Asım Us, bir çift mavi gözle sarışın kurt Mustafa Kemal Atatürk... *Halide Salih, ile adıyla Gölgeler arasında yer alan baştan ayağa Kuvayi Milliye'nin Kadın ruhu Halide Edip Adıvar... *Üsküplü Ahmet Agâh, İstanbul'un sessiz gemisi Yahya Kemal Beyatlı... *Saksağan, bir duruşla çürüyen insanların konakların köşklerin gözlemcisi Reşat Nuri Güntekin... *Orhan Selim, Mavi Gözlü Dev Memleket Şairi Nazım Hikmet... *A.Metin, yazar şair gazeteci dönemin en keskin kalemi başı öne eğilmeyen Adam Sabahattin Ali... *F.M. İkinci, Esir bir şehrin Yorgun savaşçısı Kemal Tahir... *Raşit Kemali, bereketli toprakların ekmek kavgasının kalemi Orhan Kemal... *Mehmet Ali Sel, İstanbul'u dinleyip anlatamamanın garip şairi Orhan Veli Kanık... *Kemal Sadık, Çukurovanın memleketin Kartal gözlü yazarı ve şairi yaşayan destanı Yaşar Kemal... *Ali Kaptanoğlu, Üçüncü bir şahısta bile ben sana mecburumun şairi Attilâ İlhan... *Cemasef, Uzaktan sevmenin kapalı yolların sevgili şairi Cemal Süreya... *Ayhan Çağlar, Martıların çığlıkları ile kanat çırpan şair Ece Ayhan... *William Flynn, Gölgelere katılan "Ne şairler sevdim;zaten yoktular" dizesi ile olmak istediği yerde olan Ülkü Tamer... Eşsiz ve sonsuz bir sohbette biraraya gelen bizi biz yapan umudun, sevdanın, memleketin, mücadelenin, âşkın temsilcileri... Gölgeler Zülfü Livaneli
GölgelerZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 20185,2bin okunma
5/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 85. kitabı
Konstantiniyye Oteli’ndeki “edebi ve ebedi gölgeler” bölümünün genişletilmesiyle ortaya çıkan Gölgeler, romanın arka planda bıraktığı edebi yüzleri ön plana çıkarıyor. İstanbul’un belleğinde yer etmiş yazarlar, şairler ve düşünürler birer “gölge” olarak sayfalarda dolaşıyor. Bu isimlerden bazıları Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Yaşar Kemal…Ancak bu büyük isimler, eserlerinde kullandıkları mahlaslarıyla — yani takma adlarla — anlatılıyor. Bu lakaplardan bazıları ise şöyle; “Avni”, “Asım Us”, “Halide Salih”, “Kemal Sadık”, “Saksağan”… Evet, kitabı okudum bitirdim ve dürüst olacağım “ne anladın?” derseniz… açıkçası hiçbir şey. Zülfü Livaneli’nin kalemini çok severim, hatta 10’dan fazla kitabını okumuşumdur. Bu yüzden beklentim yüksekti ama bu kitap beni maalesef hayal kırıklığına uğrattı. Yazılma amacı elbette değerli, büyük isimleri unutmamak, edebi bir saygı duruşu oluşturmak güzel bir fikir. Fakat hikâye anlamında olay örgüsü yok denecek kadar zayıftı. Bu nedenle kitaba bir türlü konsantre olamadım ve gerçekten içine giremedim. Sonuç olarak beni pek tatmin etmedi. Kendi adıma tavsiye edebileceğim bir kitap değil.
GölgelerZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 20185,2bin okunma