8/10
·95 syf.··
2026 30. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 16:19
Halil Cibran'ı ilk defa okuyuşum. Sezai Karakoç üslubu sezinledim eserinde. Bir çırpıda değil de üzerinde düşüne düşüne okunası bir eser. Sembolik dil kullanmasına rağmen herkesçe anlaşılır bir dile sahip çok güzel bir eser tavsiye ederim. Yazar el- Mustafa isimli bir karakter ile uğradığı bir adada kendisine gelen soruları hikmetli sözler ile cevaplandırıyor.
ErmişHalil Cibran · Olimpos Yayınları · 202085,3bin okunma
Dervişin Teselli Koleksiyonu
9/10
·344 syf.··
2025 46. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 11:20
Çok karşıma çıkıp çok okumak istediğim kitabı sonunda okumuş bulunmaktayım. Dervişin Teselli Koleksiyonu sadece dervişe değil, her insana hitap eder. Kişi hangi ruh halini taşıyor olursa olsun kitaptan faydalanan herkesi manevi olarak huzura eriştirecek bazısının üzerinde ise köklü değişim ve dönüşümlere yol açacaktır. Kitap içerisinde Doğu'dan ve Batı'dan 99 teselli barındırmakta. Bu 99 teselli, teselli sayısı kadar başlıkla okuyucuya sunulmuştur. Kitapta sözleri yer alan Alimlerden bazıları : Abdulkadir Geylani, Said Nursi, El Cezeri, Feridüddin Attar, İmam Gazali, Mevlana... Kitapta sözleri yer alan Filozoflardan bazıları: Albert Camus, Buda, Aristophanes, Filibeli Ahmed Hilmi, Halil Cibran, Kant, Platon, Nietzsche, Seneca... Kitapta sözleri yer alan Yazarlardan bazıları: Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Haşim, Arif Nihat Asya, Cahit Sıtkı Tarancı, Cemal Süreya, Oğuz Atay, Orhan Veli, Peyami Safa, Atilla İlhan, Dostoyevski, Charles Dickens, Sezai Karakoç, Samuel Beckett... Kitap içeriğiyle ilgili bilgi verdikten sonra kitabı okuyunca elde ettiğim, tespitini yaptığım çıkarımları özet halinde, madde madde paylaşmak istiyorum. 1)Yaşamış olduğumuz dünya hayatı geçicidir. Bu dünyada misafiriz. Her şeyin bir sonu vardır. İyinin de kötünün de. Yaşamış olduğumuz kederlerde takılı kalmamak gereklidir. Yaşanılan keder, teselli evrenseldir. 2)Başımıza gelen musibet belki bizim için daha hayırlı olacaktır zamanla musibet hayra vesile olacaktır. Şer hayr olabilir, bunu biz bilemeyiz. Kendimiz bizden daha kötü durumda olanlarla kıyas etmeliyiz. Kıyasa tüm insanları katmalıyız. 3) İnsanın her duyguya ihtiyacı vardır. "İnsanın sevmeye ihtiyacı olduğu kadar nefret etmeye de, yükselmeye ihtiyacı olduğu kadar düşmeye de, varlık sahibi olduğu kadar yoksunluğa da ihtiyacı
Edebiyat
Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 201710,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·536 syf.·
2025 12. kitabı
Dünyayı yönetenler bahsinde Rakıfeller ailesiyle birlikte adı anılan aile; Roçildler. Gerek nüfuz alanının genişliği gerekse maddi güç olarak daima komplo teorilerinde yer edinmiş, hafızalara kazınmış, bilinçaltına işlenmiş ad; Roçildler. 1800 lerde kök salmaya başlayan, tefecilik, borç verme, ipotek, faiz sarmalıyla şahısları, kurumları, şirketleri, devletleri, her tabakadan yöneticileri, birçok meslek kolundan yetkilileri vs. avucuna alıp uzun vadeli borçlandırarak varlığı yakıp yokluğu yok eden duyguyu yani GÜÇ duygusunu iliklerine kadar yaşayan, her yolu mübah gören hastalıklı zihniyet yapısına sahip, aile dışı evliliğe kapalı yapı, Roçildler. Kitap; tartışmalı padişahla, kötülüğün vücut bulmuş hali olan ailenin münasebetlerini inceliyor. Ailenin ilk teması 1830 larda başlıyor Osmanlıyla ve 2. Abdülhamid ile zirve noktasına ulaşıyor. Kırım savaşıyla alınan ilk borçtan sonra borç almak gelenek haline geliyor Osmanlı'da ve devletin çeşitli gelirleri karşılığında aileden faizle para temin ediliyor. (Oysa İslam'da faiz haramdı, padişah da Müslümandı değil mi? Belki de yere abdestsiz basmayan cennetmekân padişahın günahını alıyorumdur...) Onlarca yıla yayılan ödeme planıyla devletin geleceği ipotek altına alınıyor, o sırada itibardan da tasarruf edilmeyerek Roçild fertlerine şirin görünmek, gönüllerini hoş tutmak için nişanlar veriliyor o da yetmediği zaman lord unvanına sahip şahsa az olur, fazlasına layık düşüncesiyle nişan vermek yerine mücevher kutusu hediye ediliyordu. (Komşusu açken tok yatanı kendinden görmeyen anlayış, tebaası açken zenginlik içinde yaşayanı da kendinden görmez sanırım.) İş bir noktada öyle bir yere varıyor ki ailesinden birine verilen nişanı öne sürüp kendisi de dereceli nişan isteyen Roçild fertleri ortaya çıkıyor, isteğini yazılı olarak
Araştırma-İnceleme Tarih
Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğuMustafa Balcıoğlu · Erguvani Yayınları · 202049 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2024 97. kitabı
İlk inceleme yazacağım kitap Dokunmadan mı olmalıydı bilmiyorum ama şunu biliyorum , bardak dolmazsa su içemezsin. Dolmuşum , yazmak istedim Arka fonda “Ner’den bulur bu insanlar ben mutsuzken gülünecek şeyleri?” diyen Halil Sezai var. Aynı hisleri paylaşan kitabımızın kahramanı Adalet’te öyle düşünüyor ve bu yüzden insanlardan olabildiğince soyutluyor kendini. Kitabın bir noktasında gerçekler ve hayaller ayırt edilemeyecek bir noktaya geliyor ki zaten okur hikayenin içinde oldukça ilerlemiş oluyor. Dilinin yalınlığı, konuya sizi çekip alışı, sıkılmadan ve elinizden bırakmadan okuyacağınız bir kitap garantisi sunuyor. Ölüm var ve bir hayatımız daha yok. Bu yüzden “… korkmadan dokunmak için yaşayalım onu.” Syf 314
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,5bin okunma
4/10
·436 syf.··
2024 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2024 21:37
2024 yılı bitmesine bir ay kala bu yıl içinde basılan Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2024'inde önceki seçkilerdeki Sezai Özden'in el emeği göz nuru çizimleri yerini artık hayatımızda yardımcı asistan görevi yapan yapay zeka tarafında tasarlanan ve öyküleri anlatan sinematik gerçekçi öykü resimleri yer aldı. Öykü seçkisinde öyküler, önceki seçkilerdeki öykü kalitesindeki düzeyinden gittikçe uzaklaşırken öyküleri tek tek nesnel anlatımlı olarak inceledim; En Uzun Yol (Arda TİPİ); Akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılığın başrolde olduğu yerli bilimkurgu öyküsünde insanların nutuklarını keserken son paragrafın gereksiz olduğu da izlenimi veriyor. Rüya terapisiyle zaman yolculuğu yapıldığını görürken öykünün kırılma anı ise nutukları kesen o gizemli yaratığın varlığıdır. Ruhsal ve fiziksel betimlemelerle olayın gerçekleştiği labortuvarda kendimizi bulmakta alıkoyamıyoruz. Robokurt (Muhittin Yağmur POLAT); Öykünün adı yarı Slavca yarı Farsça olsa da içerik olarak yerli bilimkurgu olarak kabul edilmesi su götürmez bir gerçektir. Öncelikle Robokurt için Dargankaşkır adı öneriyorum çünkü hayvan robotlar için metal anlamına gelen "Dargan" ve hayvan adları bir araya getirerek kullanabiliriz. Öyküye dönersek üniversiteyi kısa sürede bitirmek için bitirme tezi olarak hayvan zekası destekli yapay zekalı kuladargan yapıp üniversiteye sunmalıdır. Öykü ilk etapta ruhsal ve fiziksel betimlemeler ile durum öyküsü olarak ilerken birden kontrolden çıkan Dargankaşkır, ormana kaçıp insan zekası öykünen yapay zekadan yapıldığı için neden kaşkırıya dönüştürüldüğünü sorgulamasıyla öyküde akıcılık, merak ve heyecan, sahneye çıkmasıyla öykünün sonuna nasıl geldiğini bilmiyorsun. Girdaptaki Esaret (Çağla ZENGİN); Öykü seçkisindeki tam anlamıyla %100 yerli
Bilim-Kurgu
Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2024Kolektif · Liman Yayınevi · 20246 okunma
Portrenin anlattığı, biyografinin söylemediği…
9/10
·474 syf.··
Beğendi
·
2023 19. kitabı
Feridun Andaç’ın yeni kitabının alt başlığı yazınsal tanıklıklar / portreler / kimlikler. Aziz Nesin, Peride Celâl, Bilge Karasu, Melih cevdet Anday, Fazıl Hüsnü Dağlarca, İlhan Berk, Oktay Akbal, Hilmi Yavuz, Doğan Hızlan, Füsun Akatlı’nın da aralarında bulunduğu 40 isim. Vüs’at O. Bener, Leylâ Erbil, Attilâ İlhan gibi haklarında ne yazılsa kayıtsız kalamayacağım isimlerden başladım okumaya. Sonra diğerlerini de uzun yıllardır yazar ve yayıncı olarak edebiyat dünyasının içinde olan Andaç’ın dilinden telaşa kapılmadan dinlemeye çalıştım. Bir kitap yapma kaygısı gözetmeden çeşitli zamanlarda farklı niyetlerle kaleme alınmış yazıların birikimiyle oluşmuş Bir Güz Güneşi Gibi. Dolayısıyla yazıların da biçim, içerik, hatta üslup olarak farklı olduğu görülüyor. Örneğin Attilâ İlhan’a ölümünden belli bir süre sonra bir mektupla seslenilmiş. Andaç önce İlhan’ın salt kitaplarıyla başlayan, yıllar sonra karşılaştıktan sonra yüz yüze devam eden tanışıklıklarını hikaye etmiş mektubunda. Fazıl Hüsnü Dağlarca’yla ilgili metin kendisiyle yaptığı bir röportaj ve bu röportaja yazılmış sunuştan oluşuyor. Leylâ Erbil’le tanışmaya giderken düşündükleri ve tanışma sırasındaki izlenimleri. Vüs’at Bener’le ölçülü dostluklarından bahsederken araya görüşmelerinde tuttuğu notlarından röportaj kıvamında soru cevaplar iliştiriyor. Vüs’at Bey’den yazıda acının nasıl sağalabileceğini öğrendiğini söylüyor örneğin. Kişisel izlenimler, anımsamalar, odaklanılan isimlerle ilişkilerin yazardaki tortusu ağırlıklı yer kaplıyor yazılarda. İrdelemeden, hele eleştiriden özellikle kaçınılmış gibi. Bu haliyle söz konusu kişiler kadar Feridun Andaç’la da ilgili ipuçları veren bir kitap ortaya çıkmış. Portre kitaplarına uzak dururdum eskiden. Durulması gerektiğini de düşünürdüm. Yaptığı işten, ortaya koyduğu
Edebiyat
99 YüzCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 2019420 okunma
Reklam
Reklam