En yüksek tepelerin doruğuna ne diye tırmanasın ki, sonradan inmek zorunda kalacak olduktan sonra; inince de, yaşamını oraya nasıl çıktığını anlatarak geçirmemen mümkün mü? Ne diye yaşar gibi görünesin ki ? Neden sürünesin? Başına gelecekleri şimdiden bilmiyor musun sanki ?
Bir tek gözleri hüzünlüydü. Bir tek gözlerle olmaz ki. Var olmanın ve yaşamanın bozgununun şarkısını söylüyorlardı ve bunun farkında değildiler. Bunu hala aşk sanıyorlardı, sadece aşk, kimse gerisini öğretmemişti ki bu cimcimelere. Güya ufacık bir gönül yarasının şarkısını söylüyorlardı! Adını böyle koymuşlar! Insan gençken ve bilmezken her şeyi gönül yarası sanıyor...
..., bilin ki para kimseyi ne daha mutlu ne de daha neşeli yapar. Yaptığı tek şey, insanın yüreğini kötü bir karışıklığa sürüklemektir. Parayla hiç kimseye yardım edemezsiniz;onu daha mutlu, daha güçlü ve neşeli kılamazsınız. Bu yuvarlak metalı ve ağır kağıtları en büyük düşmanınız olarak görün ve ondan nefret edin.
Hiçbir şeyden korkmuyordum. Bu yüzden özgürsün. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdır. Özgürlüğüm onları öfkelendiriyor. Hâlâ istediğim, hala korktuğum ya da hala özlediğim bir şey kalmış olması hoşlarına giderdi. O zaman beni bir kez daha köleleştirebilirlerdi.