“Madde mânânın emrine girmedikçe; insan bir hamal, hayat ise yüktür.” . . instagram.com/p/DZhkDMNtbfd/?...
Duygu ve Düşünce
“İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.” Necip Fazıl Kısakürek
Şiir
Reklam
Kahveci kadın: -Eli kulağında ,neredeyse gelir benim kiracı. (Kırlangıç) Kırlangıcın yuvasına bir göz atardık. Bir defa yerinden korkmuştu da düşmüştü. Bir şeyler olmamıştı yuvaya. Hamal salih'in çayı dökülmüş, çay fincanı kırılmıştı. Dünyada iyi insanlar da olmazsa kırlangıç yuvasını tutup yerine tutkalla yapıştırır, altına da bir tahtacığım oturturlar mı? Sağ olsunlar, Ahmet'le Mehmet isminde iki delikanlı kolları sıvadılar, koparsa düşmeyecek hale getirdiler. Son Kuşlar Sait Faik Abasıyanık
Alıntı
Emanet Duygular ve Hafiflik
"Bize ait olmayan hikayelerin yükünü hamal gibi sırtımızda taşımışız yıllarca. Başkalarının mutsuzluklarını telafi etmeye çalışırken, kendi içimizdeki o duru pınarı kurutmuşuz. Şimdi göğsümden aşağı doğru süzülen o hafifliği kelimelerle tarif edemem. Kendimi sadece bana ait olan o kutsal çembere sadık kılıyorum. Kırıklar da benim, şifalar da... Başkasının gölgesine muhtaç olmadan, kendi güneşimde sakince demleniyorum."
"Madde, mânânın emrine girmedikçe; insan bir hamal, hayat ise bir yüktür.”
Tasavvuf
İmam Abdülkerim Kuşeyrî (k.s.) naklediyor: Sûfînin birisi sürekli: “Allah’ım! Senden afiyet istiyorum. Allah’ım! Senden afiyet istiyorum...” diye dua ediyordu. Kendisine niçin sürekli böyle dua ettiği sorulunca şöyle anlattı: “Ben, mânevî terbiyeye ilk girdiğim günlerde hamallık yapıyordum. Bir gün ağır bir un yükü taşıyordum. Dinlenmek için yükü bir yere koydum. Orada: ‘Yâ Rabbi! Eğer her gün bana yorulmadan iki ekmek versen, onlarla yetinirdim!’ diye dua ettim. O sırada önümde iki kişi dövüşmeye başladı. Ben de aralarını bulayım diye yanlarına vardım. Birisi elindeki şeyi hasmına vurmak isterken başıma vurdu; yüzüm kana bulandı. Tam o sırada mahallenin asayişinden sorumlu kimse gelip ikisini yakaladı. Beni de kana bulanmış görünce kavgacı zannedip onlarla birlikte hapse attı. Bir müddet hapiste kaldım. Her gün iki ekmek veriyorlardı. Bir gece rüya gördüm. Birisi bana: ‘Sen her gün yorulmadan iki ekmek istedin; fakat Allah’tan afiyet (beden, din ve dünya selâmeti) istemedin. İşte istediğin sana verildi!’ dedi. Rüyadan uyandım. Ondan sonra hep: ‘Yâ Rabbi! Afiyet ver. Yâ Rabbi! Afiyet ver...’ diye dua etmeye başladım. Bir ara hücrenin kapısı çalındı. Birisi: ‘Hamal Ömer nerede?’ diye beni sordu. Beni götürdü, ellerimi çözüp serbest bıraktılar.”
Reklam
Reklam