Puan vermedi·151 syf.·
2026 204. kitabı
Seyahatnâme'nin yazılmasının üzerinden geçen üç yüz yılı aşkın zaman içinde çok şey oldu, ancak modern İstanbul'u Evliya Çelebi'nin şehriyle kıyasladığımda en derin noktada şehrin temel karakterinin değişmediğini gördüm. Yerel mimarinin büyük bölümüyle birlikte Osmanlı zamanının renkli kıyafetleri artık olmasa da, modern İstanbul'daki manzaralar, sesler ve kokular Evliyâ Çelebi'nin Seyahatnâme'de yazdıklarının hemen hemen aynısıdır...S:8 17. yüzyıl İstanbul'unun sosyal, kültürel ve mimari yapısını, semt semt sokak kültürü, halkın yaşamı, esnaflar, camiler, saraylar ve efsanevi tılsımlarla detaylandıran kapsamlı bir şehrengizdir. Yazar, doğum yeri olan şehri tutkuyla ve yer yer abartılı bir dille anlatır.. İstanbul halkının günlük yaşantısı, örf ve adetleri, esnaf grupları, törenler ve şehrin renkli sokak hayatı anlatılır. Topkapı Sarayı, camiler, medreseler, hanlar, hamamlar ve çeşmeler gibi şehrin imar durumu detaylı tasvirlerle sunulur. İstanbul'un kuruluşundan itibaren şehre dair anlatılan mitolojik hikayeler ve gizemli tılsımlar masalsı dille anlatılır. 17. Yüzyıl Panoraması: Fetihten 17. yüzyıla kadar şehrin tarihi süreci, depremler ve şehrin nüfus yapısı, dönemin ruhunu yansıtacak şekilde aktarılır.  Bu Evliya Çelebi'nin İstanbul'u , bugünkü İstanbul ile 300 yıl önceki İstanbul arasında karşılaştırma yapılmasına olanak tanıyan, şehrin temel karakterini koruduğunu gösteren bir rehber niteliğindedir Evliya Çelebi'nin İstanbul'u Ayrı bir keyif alarak okudum Uzun yıllar yaşadığım Şehr-i İstanbul'çokca özlemımle..
Araştırma-İnceleme Tarih
Evliya Çelebi'nin İstanbul'uJohn Freely · Yapı Kredi Yayınları · 201661 okunma
10/10
·816 syf.··
Beğendi
·
2025 575. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 00:40
"EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNÂMESİ" Her kitap bir kapıdır derler. Bazı kitaplar vardır ki, açtığımızda bizi başka bir dünyaya götürmez; zamanda yolculuk yapmamızı da sağlar. Evliya Çelebi'nin seyahat etmesine sebep olan olay, gördüğü bir rüyadır. Kendi ifadesiyle, Mekke ve Medine gibi kutsal yerleri görme arzusuyla yanıp tutuşurken bir gece rüyasında kendisini Ahi Çelebi Camii'nde bulur. Rüyasında Hz. Muhammed'in elini öperken "Şefaat ya Resulallah" diyeceği yerde "Seyahat ya Resulallah" der. Hz. Peygamber de tebessüm ederek dualarla seyahatini kolaylaştırır. 1630 yılında gördüğü bu rüyayla yola koyulan Evliya Çelebi, hayatının kırk yılı aşkın bölümünü yollarda geçirir. 7 iklim, 18 padişahlık yeri, 256 büyük şehir ve 7062 kale… Bu rakamlar bile başlı başına bir destanın habercisidir aslında. Anadolu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan İran’a, Mısır’dan Viyana’ya kadar uzanan dev bir coğrafyayı adım adım dolaşır. Gördüklerini, duyduklarını, şahitlik ettiklerini ise eşsiz bir üslupla kayda geçirir. Seyahatnâme, yalnızca bir gezi kitabı değildir. 17. yüzyılın kültür atlasıdır aynı zamanda. Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’nın derinliklerinden Nil boylarına, Kafkasya’dan İran’a, Anadolu’dan büyük Avrupa şehirlerine uzanan bu devasa coğrafya, Evliya Çelebi’nin kaleminde adeta bir tablo gibi canlanır. Han odaları, görkemli saraylar, ıssız kaleler ve kalabalık çarşılar… Her biri, onun eşsiz gözlem gücüyle ölümsüzleşir. Kırk yılı aşkın bir süre boyunca Osmanlı coğrafyasını adım adım arşınlayan bu büyük gezgin, sadece gördüklerini değil, şahitlik ettiği olayları, dinlediği hikâyeleri, karşılaştığı insanları da satırlarına taşımış. Ortaya çıkan ise ciltler dolusu bir dünya klasiği olmuştur. Tarih kitaplarını karıştırırken çoğu zaman kendimizi olayların soğuk bir dökümü içinde buluruz.
Edebiyat
Evliya Çelebi SeyahatnâmesiEvliya Çelebi · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202528 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir Köle Kızdan İmparatorluğun En Güçlü Kadınına…
9/10
·235 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 02:54
Osmanlı sarayında pek çok kuralın Hürrem Sultan döneminde kırıldığı söylenir; bu kitabı okuduktan sonra bunun abartı olmadığını düşünmeye başladım. Oleksandra Şutko’nun Hürrem Sultan kitabı, Hürrem Sultan’ın hayatını tarihî belgeler ve mektuplar üzerinden anlatan oldukça akıcı bir biyografi çalışması. Akademik bir tarih kitabı gibi ağır ilerlemiyor; aksine okunması kolay ve merak uyandıran bir anlatımı var. Özellikle mektuplar ve tarihî belgeler üzerinden ilerlemesi, Hürrem Sultan hakkında anlatılan efsanelerin ötesine geçip daha somut bir portre görmemizi sağlıyor. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri Hürrem Sultan’ın Osmanlı saray düzeninde yarattığı kırılmalar oldu. Osmanlı’da padişahların cariyeleriyle nikâh kıyması uzun zamandır terk edilmiş bir gelenekti. Ancak Hürrem Sultan, Yıldırım Bayezid döneminden sonra padişahla nikâhlanan ilk kadın oluyor. Bu başlı başına büyük bir dönüşüm. Aynı şekilde harem düzeninde de önemli bir değişiklik yaşanıyor. Daha önce Eski Saray’da bulunan harem, Hürrem Sultan döneminde Topkapı Sarayı’na taşınıyor. Bunun Hürrem Sultan’ın saraydaki konumuyla doğrudan bağlantılı olduğunu düşünmemek zor. Şehzadelerle ilgili geleneklerde de benzer bir durum var. Normalde bir cariye erkek çocuk doğurduğunda şehzadesiyle birlikte Eski Saray’a gider ve şehzade sancağa çıkana kadar orada yaşardı. Ancak Hürrem Sultan ardı ardına şehzadeler doğurmasına rağmen ne Eski Saray’a gönderilmiş ne de oğullarıyla birlikte sancağa gitmiştir. Buna karşılık Kanuni’nin ilk gözdesi Mahidevran Sultan, oğlu Mustafa ile birlikte sancağa gitmiştir. Bu durum Hürrem Sultan’ın saray içindeki ayrıcalıklı konumunu açıkça gösteriyor. Açıkçası benim yorumum, Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’ı yanından ayırmak istememiş olması. Kitapta dikkatimi çeken bir
Tarih
Hürrem SultanOleksandra Şutko · Kitap Yayınevi · 047 okunma
Şafak vurgunu
10/10
·560 syf.··
2026 17. kitabı
Selamlar Bugün sizlere kalemini zaten çok sevdiğim ama bu kitapla kalbimi resmen çalan yazarımın kitabıyla geldim. Bazı kitaplar vardır. Okursunuz güzeldir. Ama bazıları vardır ki içinize işler, kalbinize yerleşir. İşte bu kitap tam olarak öyleydi. Bunu gerçekten ancak okuyan anlar. Ve bence okumayan kalmamalı. Ve kitabı canım aşk adamım ecevit'in sevdiği sanatçının şarkısıyla paylaşmak istedim. Gelelim hikayemize. Işıl Atabey… Atabey ailesinin tek kızı. Babası genelkurmay başkanı. Saygın, güçlü, göz önünde bir aile. Küçüklüğünden beri kusursuz bir fanusun içinde büyütülmüş. Bir abisini şehit olmuş, diğer abisi asker. Acıyı da baskıyı da fazlasıyla tanıyor. Ama artık o fanusun içinde nefes alamıyor. Kendi hayatını yaşamak istiyor. Ailesini zor da olsa ikna edip, ismini değiştirerek Fransa’ya gidiyor. Ve orada kendini buluyor. Çünkü Işıl resme, çizime aşık bir kadın. Fırçası onun kalbi gibi. Renkler onun dili gibi. Uzun zamandır beklediği sergi günü gelir çok heyecanlıdır. Hayalleri gerçek olmak üzeredir. Yanında can yoldaşı Parla. Hep destekçisidir. Ama kader yine acımasız. Bir telefonla sergi alanına çağrılıyor ve tablolarını çalan hırsızlarla karşılaşıyor. Bir anda silah sesleri. Ve Işıl elinden, kolundan vuruluyor. Ankara’ya ailesinin yanına dönüyor. Uzun süre elini kullanamayacağını, fizik tedavi göreceğini öğreniyor. Dünyası başına yıkılıyor. Hayalleri, renkleri, umutları bir anda kararıyor. Çünkü eli onun herseyiydi. Ve babası kızını korumak için bir karar alıyor. Onu tanımadığı bir adamla anlaşmalı evlendirecek. Işıl ne kadar hayır dese de bu evlilik olacak. Çünkü Atabey ailesinde bazı kararlar sorgulanmaz. Gelelim bizim nam-ı diğer Yıkım’a. Ecevit Demirhan. Özel eğitimli binbaşı. Dağlar onun evi, sessizlik onun dili. Gülmeyi bilmez, az konuşur, serttir. Hatta
1000Kitap
Şafak VurgunuŞevval Demirdöğer · Pukka Yayınlar · 2026156 okunma
Huzursuz Bacak
9/10
·170 syf.··
2025 32. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2025 19:36
Sanırım Mustafa Kutlu kitaplarını seviyorum. Henüz 2 kitabını okumuş bulunmaktayım ama genel olarak kendisinin diline hakim olduğumu düşünüyorum. Okurken insana hem hüzün hem mutluluk veriyor, kitapları farklı bir güzellik taşıyor. Yer yer göz dolduruyor yer yer hafif bir tokat atıyor. Kitaplarını konuşma havasında yazıp tüm düşüncelerini dürüstçe ifade edebilmesi ise en çok sevdiğim özelliklerinden. Huzursuz Bacak , yurtdışında tezini yazıp doktorasını tamamlayan Ömer Faruk Ay'ın yıllar sonra doğup büyüdüğü İstanbul'a dönmesi ve o eski İstanbul'u bulamamasını konu ediniyor. Memleketteki özentilik sonucu çoğu değerlerimizin kaybedilişi Ömer Faruk'u dertlendiriyor, dert ediniyor kendine. İşte bacağı da tıklatıyor arada, ne zaman gerilse damarları çekiliyor. Aslında burada Ömer Faruk sayesinde Mustafa Kutlu 'nun memleket meseleleri hakkındaki görüşlerini çok iyi anlıyoruz. Marka ile imza arasındaki farkı öğreniyoruz. Batıyı örnek almayıp direkt kopyalamanın oluşturduğu zararları, sorunları görüyoruz. Öyle ki kırk yıllık Pala'nın Kahvesi oluyor size Pala Bar. Hamamlar kapanıp üstüne zincir vuruluyor. Sadece bu da değil komünizm, dindarlık, muhafazakarlık, ticaret, kentleşme gibi birçok konuya değiniyor. Kısacası böyle, kitaptaki ana konu değişim. Mesaj içerikli, 'kalkın bir şeyler yapmalıyız, memleket elden gidiyor' teması hakim. Bir şeyler yapmamızı istiyor bu açık. Sonunda ise Ömer kendine hedefler koyuyor, hedeflerinin arasına ise betonu değil toprağı koyuyor. Belki de bu bize ipucudur. Belki de Ömer Faruk'un o 'huzursuz bacağı' her insanın içinde vermiş olduğu savaş, çağa ayak uyduramamanın verdiği telaştır. Herkes de kendi 'huzursuz bacağının' ağrısını nasıl dindirir onu bulmalıdır. Sıkmayacak, düşündürecek, azcık da 'ah be eski günler' dedirtecek bir şeyler arıyorsanız mutlaka
Edebiyat
Huzursuz BacakMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20223,744 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 99. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2025 17:10
İstanbul'dan Sayfalar, Türk tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı tarafından yazılan, 1987 yılında yayınlanan kitabıdır. Kitap; yazarın İstanbul, semtleri ve hayatı hakkında gazete ve dergilerde çıkmış akademik olmayan yazılarından ve son kısımda İstanbul'un yerleşme düzeni hakkında akademik yazısından oluşmaktadır. İlber Ortaylı çok sevdiği İstanbul’un sokaklarını arşınlarken, bir şehrin nasıl gezilmesi gerektiğini de gösteriyor. Kenar mahallelerinden surlarına, kütüphanelerden eğlence mekânlarına, kadim semtlerden popüler caddelere dek benzersiz bir İstanbul seyahati sunuyor. Bu seyahatte çarşılar, saraylar, hamamlar, kubbeler, köşkler, kasırlar ve yalılar yeniden anlam buluyor. Diliyle, tarihiyle, coğrafi nitelikleriyle, inançlarıyla, gelenekleriyle, yeme-içme kültürüyle ve sosyal hayatıyla benzersiz bir şehir olan İstanbul için, “sayfaları çevirmekle bitmeyen bir kitap; seyrine doyum olmayan bir resim” diyor Ortaylı. İstanbul’dan Sayfalar, bu şehrin her köşesini merak edenler kadar, bu şehirde yaşasa da onu tanımayanlar için de sıra dışı bir rehber, eşsiz bir hazine…
Edebiyat
İstanbul'dan Sayfalarİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2019995 okunma