Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun 1934 yılında yayınlanan "Ankara" romanını okurken o satırların içerisinde ben de olmadım değil.
Tacettin Mahallesi, Cebeci, Etlik, Keçiören, Hamamönü'nün dar Arnavut kaldırımı sokaklarında bahsi geçen karakterler ile birlikte adım attım. Sonrasında Yenişehir, Ulus, Çankaya çevresinde, Ankara Palas'ta, bahçe içinde kuleli Yenişehir evlerinde birlikte sohbetlere katıldık.
Üç bölümden oluşan romanı, çok büyük keyif alarak okudum.
Bu inceleme sonrası, Ankara'da yaşıyor olmamın verdiği bonusu kullanarak o sokaklara tekrar giderek aldığım hazzı katmerlendireceğim.
Ancak, özü incelemek gerekirse, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun kitap başında "Bir Not" şeklinde yayınlanan önsözü bence son söz olmuş.
"Fakat, bu halim çok sürmüyor; uyanıyorum ve kendimi toparlayarak etrafıma bakıyorum, o devirden bu yana ne kalmış diye. Kitabın birinci bölümünde belirtmeye çalıştığım Milli Mücadele ruhundan hemen hiçbir iz bulamıyorum.
Ya son bölümde hayalini kurduğum Türkiye'nin gerçekleşmesine doğru bir gelişme olmuş mudur? Ben, o zamanlar, bir gün gelip öleceğini aklımdan bile geçirmediğim Atatürk'ün öncülüğü ve rehberliğiyle bu ideal Türkiye'ye yirmi yıl içinde varacağımızı umuyordum. Şimdi, o yirmi yıl üstünden bir yirmi yıl daha geçmiş bulunuyor. Fakat, biz, sosyal, kültürel ve ekonomik devrim şartları bakımından, hâlâ romanımın ikinci bölümünde verdiğim ve karikatürünü yaptığım Ankara'nın içinde tepinip durmaktayız....
Yakup Kadri Karaosmanoğlu"
İyi okumalar dilerim.