Ankara
8/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 12:29
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun 1934 yılında yayınlanan "Ankara" romanını okurken o satırların içerisinde ben de olmadım değil. Tacettin Mahallesi, Cebeci, Etlik, Keçiören, Hamamönü'nün dar Arnavut kaldırımı sokaklarında bahsi geçen karakterler ile birlikte adım attım. Sonrasında Yenişehir, Ulus, Çankaya çevresinde, Ankara Palas'ta, bahçe içinde kuleli Yenişehir evlerinde birlikte sohbetlere katıldık. Üç bölümden oluşan romanı, çok büyük keyif alarak okudum. Bu inceleme sonrası, Ankara'da yaşıyor olmamın verdiği bonusu kullanarak o sokaklara tekrar giderek aldığım hazzı katmerlendireceğim. Ancak, özü incelemek gerekirse, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun kitap başında "Bir Not" şeklinde yayınlanan önsözü bence son söz olmuş. "Fakat, bu halim çok sürmüyor; uyanıyorum ve kendimi toparlayarak etrafıma bakıyorum, o devirden bu yana ne kalmış diye. Kitabın birinci bölümünde belirtmeye çalıştığım Milli Mücadele ruhundan hemen hiçbir iz bulamıyorum. Ya son bölümde hayalini kurduğum Türkiye'nin gerçekleşmesine doğru bir gelişme olmuş mudur? Ben, o zamanlar, bir gün gelip öleceğini aklımdan bile geçirmediğim Atatürk'ün öncülüğü ve rehberliğiyle bu ideal Türkiye'ye yirmi yıl içinde varacağımızı umuyordum. Şimdi, o yirmi yıl üstünden bir yirmi yıl daha geçmiş bulunuyor. Fakat, biz, sosyal, kültürel ve ekonomik devrim şartları bakımından, hâlâ romanımın ikinci bölümünde verdiğim ve karikatürünü yaptığım Ankara'nın içinde tepinip durmaktayız.... Yakup Kadri Karaosmanoğlu" İyi okumalar dilerim.
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,724 okunma
Ankara Ankara Seni görmek ister her bahtı kara..
Puan vermedi·112 syf.··
2024 12. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2024 01:17
Öncelikle derginin Ankara özelinde olması okumama vesile oldu diyebilirim. Doğup, büyüdüğüm İstanbul'dan sonra üniversite için Ankara'ya gelmek ve alışmak zor olmadı desem yalan olur fakat Erzurum maceramdan sonra zamanla yaşamaya alıştığım ve hatta şuan sevdiğim bu şehre gelmek, beni her daim Tanrı'ya müteşekkir kılacak. Dergiye göz atacak olursak, açıkçası sadece Ankara bahsinin geçtiği 3 yazıya odaklandım ve onları okudum. İlk yazıda, hafıza mekânları üzerine şekillenen toplumsal unutma-hatırlama pratiğinin şehrin mimari, anıtsal yapıları üzerinden değerlendirilmesi söz konusu. Bilhassa Başkent sıfatına nail olan bu şehirde, eski-yeni düzenin çatışması da bahsi geçen bir detay. Burada dikkatimi çeken mevzu; yazarın özellikle seküler ulus-devletin geçmişe ait izleri sosyal-mekânsal düzenlemeler ile baskılandığını sıkça dile getiriyor oluşu ki zaten yazının ana teması bu. Mezkûr sosyal düzenlemeler, özellikle mimari safhada cereyan etmekte ve Ankara halkının devlet ricali ve yeni kurulan Cumhuriyetle, bunun yanı sıra Cumhuriyet'in burjuvasının yeni Ankara ile kurduğu ilişkinin bu anıtsal pratikler üzerinden vaziyeti incelenmekte. Ve son olarak şehrin belli noktalarına inşa edilen yeni yapılar vesilesiyle - Ulus Anıtı, Güvenlik Anıtı gibi - toplumun yeni kimliğinin ve hafızasının oluşturulması yönetim kadrosunca telakki tarz edilmekte. Derginin Ankara üzerine olan diğer iki yazısı; "ÇAYIR, BAYIR, MEKTEP: CEBECİ" ve "ANKARA'NIN ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ HAFIZASI: ULUS VE ANAFARTALAR CADDESİ" başlıklı yazıları, bu semtlerin geçmişi ve bugünüyle tarihi, sosyal-politik kimliğini yazarların değerlendirmelerinden bizlere sunmakta. Okuyana ayrı tatlar bırakacak bu son iki yazıda ele alınan mekânlar benim içinde ayrı öneme sahip. Ankara'ya ilk geldiğim o 2017 yılında
Varlık Dergisi - Sayı 1369 (Ekim 2021)Varlık Dergisi · Varlık Yayınları · 20215 okunma
Reklam
7/10
·216 syf.··
2023 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2023 22:38
Mehmet Akif Ersoy'un Hamamönü'nde müze haline getirilmiş evi bilinir ama ölümünün gerçekleştiği Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nin şairle bağlantısı pek bilinmez. Hele ki oradan sessiz sedasız çıkan cenazesi... Hemşiresi olan Rus Maria... Çiçek Pasajı'na daha çok masa konulsun diye kesilen kolonlar yüzünden bir felaketle patlaması da, Rus çiçekçi kızlarının sokakta rahatsız olup bu pasajı sığındıkları da pek bilinmez. Aya Triada Kilisesi arazisinin Hristiyanlar için mezarlık olarak alınıp daha sonra bu mezarların taşınarak kilise arazisinin oluşturulduğunu da bilen azdır. Beyoğlu'ndaki Ağa Cami'nin bir bahane üzerine yaptırıldığını işgal yıllarında hem Necip Fazıl kısakürek'in hem de Nazım hikmet'in adına şiiri yazdığını da... Bir Pera Masalı, Pera'nın sırlarını sayfaları arasından size fısıldıyor yeter ki kulak verin.
Bir Pera MasalıSelçuk Eracun · Destek Yayınları · 202051 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 7. kitabı
Yeni bitirdim ve sıcağı sıcağına birkaç cümle kurmak istedim. Farklı hikâyelerden oluşan kitap okudukça insanın okuyasını getiriyor, böyle olunca da sona ulaşmadan elinizden bırakmak istemiyorsunuz(Ben öyle hissettim aslında :) ). Hikayelerin konuları öyle hayattan ki bir yerlerden sizi de yakalıyor ya da toplumun kanayan bazı yaralarına yer veriyor ve sizler de bu yaralara kayıtsız kalamıyorsunuz. Okurken anlatılan mekanları hayal ettim, gezdim... Bildiğim mekanları(Hamamönü, Tacettin Dergahı) tekrar zihnime getirdim, bilmediklerimi de hayal gücüm yettiğince canlandırmaya çalıştım. Kimi yerde güldüm kimi yerde gözyaşlarımı tutamadım(Cam Bardak, Bir Yırtık Çizme, Hoca Bekir). Bir de kitapta hikayelerle ilgili mekanların ve tarihlerin not düşülmesi benim için manidardı. Yazarın bu ilk kitabı yüreğimize dokunacak sıcaklıkta. Sizlere de tavsiye ediyorum. Yazar Ahmet Yetik Bey'in eline, yüreğine kalemine sağlık.
1000Kitap
KapkaraydınlıkAhmet Yetik · İz Yayıncılık · 202149 okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2021 1. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2021 17:40
248- Milli mücadele dönemi, Cumhuriyetin kuruluşu ve ilk yıllarını anlatan, o döneme dair ilk durum öyküsü denebilecek eserlerden Ankara. Yakup Kadri Bey, baş kahraman Selma Hanım'ın hayatı ve hayatına giren üç erkek üzerinden bu üç dönemi üç bölümde anlatmış. İlk bölüm Selma Hanım'ın Nazif Bey ile birlikte milli mücadeleyi destekleyen bir çift olarak İstanbul'dan Ankara'ya taşındıktan sonra o zamanın köyden hallice Ankara'sında başlıyor. Ankara'nın eğitimsiz, gün görmemiş, savaşın da etkileriyle perişan haldeki mahalle ortamına ayna tutarken savaşın gidişatıyla ilgili çok fazla detay vermeden rütbelilerin yaşantısına da değiniyor. Bu kısımlarda en çok dikkatimi çeken şey o dönemden bugüne kalan semt isimleri oldu. Zamanında Ankara'nın en azından bazı kesimleri gerçekten şimdiki kurak bozkır havasından uzakmış betimlenene göre. İncesu ve Göksu mesela ortasından dereler akan, hayvanların otladığı ve etrafında pek fazla yerleşimin olmadığı izbe yerlermiş. Göllerin olduğu bölgedeki (büyük ihtimalle Gölbaşı'nı kastediyor) plajda yüzülüyormuş. Kavaklıdere ise gerçekten bir dere boyunca dizili kavaklardan oluşuyormuş. Şimdi aynı Kavaklıdere'de cadde boyunca dizili uzun uzun binalar mevcut. Bitki örtüsü ise kaldırımda dikilmiş olan tek tük ağaçtan ibaret. Dikmen o zaman da Ankara'nın Dikmen'iymiş. Çankaya ise kayalık ve tepelik, ağaçlarla bezeli bir bölgeymiş. Paşa'nın köşkü dışında civarda başka yapı yokmuş ve hatta köşke de patika yollar üzerinden ulaşılıyormuş. Ankara halkı ise Etlik, Hamamönü, Ulus civarında yaşamaktaymış ağırlıklı olarak. Ankara'nın bu portresi acayip ilgimi çekti. Keşke çok daha uzun uzun betimlenseymiş de uzun uzun okuma şansına erişseymişiz. Dikeniyle sevdiğimiz bu gülün gerçekten koktuğu zamanları görme şansımız olmasa bile en azından bir
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20184,724 okunma
7/10
·112 syf.·
2017 83. kitabı
Ankara nın sokaklarında adım adım gezip kentin üzerine çöken keşmekeşlikten ruhen yorulmuşum gibi yığılmış vaziyette bitirdim kitabı.. Birer ikişer sayfa onlarca insanın hayatlarının özeti yada bi köşesine şahit olmanın verdiği yorgunluk... Hoş hayatlar yada hoş anılar değiller o yüzden kekremsi bi mutsuzluk kaplıyor insanın içini. Öylesine doğru ve olduğu gibi tabiri caizse kısa ve öz cümleler ile hem olay akışını hem duyguyu ancak bu kadar anlatabilirdi bir yazar. Başta sanki çorba gibi olan birbirine teğet geçen bu kısa öz hayat geçişlerini toplayamıyorsunuz başınız dönüyor ağır geliyor aynı anda o kadar hayata temas etmek..hepsi de gerçek bunların diyorsunuz ve bu gerçekler bazen tiksindiriyor bazen buruyor bazen de kızdırıyor sizi.. Hepimizin ya bizzat yaşadığı yada etrafında şahit olduğu şeyleri bir Ankara turu atarak okuyabilirsiniz.. absürd ve olur olmadık heryerde erkeklerin kadına nasıl baktığı kafasında nasıl hayaller fanteziler kurduğunu olanca açıklığıyla okuduğunuzda çok yerde iğreneceksinizde.. Zor ve basit hayatları farklı gözlerden okumak onları da gerçekliği ile kabul etmek adına gerçekten değişik hissediyor insan kendini.. çok şey eklenebilirdi belki ama herkes kendi baktığı yerden de görüyor aslında birnevi hayatı ve çevresini.. Ulusu anlatıp Hacı bayram a , Hamamönü nü anlatıp Taceddin dergahina, Opera yı anlatıp Karyağdı türbesine, Tunalı yı Kuğuluyu anlatıp Kocatepe'ye Cinnah ve Atakule ye temas etmeyen yazar Ankara nın mabedsiz şehir ünvanını ve o kısmına kendinin de temas etmediğini ifşa ediyor aslında bir nevi.. Ben okuldan bir arkadaşıma (ki Ankara ya sık sık gelip bürokrasi vs ile daha sık karşılaşan Büyükelçilikler meclis vs ile haşırneşir olmaktan başka birşey yapmadan Ankara dan ayrılan) Ankara nın bu yüzünü de göstermiştim.
Edebiyat
Herkes Herkesle Dostmuş GibiBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20212,307 okunma
Reklam