Çanakkale cephesinde henüz 21 yaşındaki bir teğmenin 29 gün boyunca tuttuğu günlük notları Seyit Ahmet Sılay tarafından kitaplaştırılmıştır. Sılay’ın günlüğe uygun gördüğü isim ise şehidin kısacık ömründe dile getireceği son sözler olacaktır: “Allah’a ısmarladık!”
Bu, apaçık bir veda sözüdür. Teğmen İbrahim Naci, günlüğüne son noktayı koyarken şehadet mertebesine erişeceğini gayet iyi bilmektedir. Aynı şekilde ilk satırlarını yazarken de… Kendisini tanıtırken ev adresini verir ve şu sözleri kaydeder: “Bu defter kimin eline geçerse bir şehit hürmetine yukarıdaki adrese göndersin…” (s. 41)
Notlarına bakıldığında, henüz 21 yaşındaki teğmenin fevkalade bir edebî üsluba sahip olduğu görülür. Tasvirleri ve duygu yüklü satırlarıyla bazı bölümlerin bir öykü tadında okunduğu söylenebilir. Esasen tahsilli ve kendisini yetiştirmiş olduğu da anlaşılmaktadır. Üstelik İbrahim Naci, cephede roman dahi okumaktadır. Onun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’te de karşılaştığımız bu yönü; okumanın lüks değil, bir ihtiyaç olarak algılanması gerektiğini gösterir güzel bir örnektir.
İbrahim Naci’nin, notlarını alırken düz bir anlatıma başvurmadığı belli olur. O, mekân tasvirleri yaparak günlüğüne bir seyahatname havası katmayı da başarır. Aslında savaşın her yönünü açığa çıkarmaya çalıştığı da söylenebilir. Onun notlarında günlük gazetenin bile ne kadar kıymetli olduğu anlaşılır. O, vatan aşkının yanında memleket hasretini; memleketine ve sevdiklerine kavuşmanın yolunun vatanın kurtarılmasından geçtiğini büyük bir ustalıkla sezdirir. Savaşın ortasında, bir neferin hissettiği karmakarışık hisleri satırlarına nakış nakış işler. Onda aşkı, özlemi, umudu, coşkuyu, korkuyu, cesareti, inancı bir arada bulursunuz. Ve savaşın en acı gerçeği olan ölümle şu satırlarda karşılaşıp hüznün doruklarına