Bu buluşma anının mutluluğunu anlatmaya sözcükler yetmez. İkisi de aynı anda bir gülüyor, bir ağlıyordu.
İnsanın sevinçten sarhoş olduğunda yaptığı gibi, dudaklarından bir sürü saçma sapan sözcükler dökülüyordu.
Günün birinde insanın canı artık hiçbir şey yapmak istemez. Hiçbir şeyle ilgilenmez ve kurur gider. Üstelik bu isteksizlik geçici değildir, hatta giderek de artar. Günden güne, haftadan haftaya daha da kötü olur. İnsan kendinden hoşlanmaz, sanki içi bomboştu ve dünya ile bağdaşamaz. Sonraları bu hislerde kalmaz ve hiçbir şey hissetmez olur. Bütün dünyaya yabancılaşmış ve hiç kimse onu artık ilgilendirmez. Ne kızgınlık duyar ne de hayranlık. Ne sevinmesini bilir ne de üzülmesini. Gülmeyi de ağlamayı da unutmuştur. Böyle bir insanının içi kaskatı kesilmiştir. Artık hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevemez.