Hamza Gök

JIA LIN
Sırf zekaya güvenmek isyankârlığı, sırf insancıllığa bel bağlamak ise zayıflığı doğurur. Güvene saplanıp kalmak aptallığa, cesaretin gücüne dayanmaksa şiddeti doğurur. Aşırı katılık ise zulmü getirir. Eğer bir kişi de bu beş şeyin beşi de yerli yerindeyse, ancak o zaman bir önder olabilir.
Sayfa 18 - Halk Kitabevi, çev: Aylin yıldız·Kitabı okudu
Savaş Stratejileri
Reklam
Kitapta en hoşuma giden diyalog
“Ahmak, dedim, çünkü Peygamber'in çok sevdiği birinin na'şını düşmanının gözü önünde gömüyor ve bizim onu çıkarıp köpeklere parçalatacağımızı düşünmüyorsunuz!" Bu cümleyi telaffuz ettiğime pişman olacağımı düşünmemiştim. Ben ömrümde hiç, söze bu derece yumuşak başlayıp da gitgide yükselterek o oranda öfke ile bitiren bir askere rastlamamıştım: General!. Bize kalsa bu mübarek zatın na'şını buralarda bırakmazdık. Ne çare ki onun vasiyeti böyle oldu. Şimdi kulağınızı açıp beni iyi dinlemenizi rica edeceğim. Elbette sizin bu cesedi yerinden çıkarıp çıkaramayacağınızı bilemeyiz. Ama Allah'a yemin ederim ki bu mübarek zatın na'şına bir ziyan eriştirdiğinizi duyarsak, ben veya benim gibi sayısız mücahid, Arap yurtlarında öldürmedik bir tek Hristiyan, yıkmadık bir tek kilise bırakmayız. Ve eğer bu dediklerimi yapmazsam, Peygamber'i ve getirdiğini inkâr edenlerden olayım. İmdi general, işte size son bir tembih! Bundan böyle onu muhafaza etmek senin boynuna borç olsun, kabrine gözün gibi bak. Aksi takdirde, yerden havuç çekip koparıldığı gibi seni şu sisli puslu Kostantiniyye şehrinden koparıp soyunu kurutmak için her çareye başvurur, şu Cosmidion'da savaşan herkesi bunun için seferber ederiz. Bu sözlerimi ben arkadaşlarıma ve çocuklarıma da vasiyet edeceğim ki bu mübarek zatın mezarına bir ziyan erişirse hesabını senden ve senin ahfadından, torunlarından sorsunlar."
Sayfa 315 - kapı yayınları, 2.baskı·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Zamanın ölümler alıp ölümler satan bir bezirgan olduğunu işte o sırada bildim. Güzel ölümler ile güzel cennetlerde güzel dostlarla buluşmak için, gecede ve gündüzde, yaşlıda ve gençte ölümler alıp ölümler satan o zamanı bildim. Yeryüzünde ışığın azalıverdiği o zamanı, güneşin, üzüntüden ışığını kesiverdiği o ânı. Bir ibret ile bir vuslat arasında, bir rüya ile bir gerçek arasında, dosttan ayrılmanın ne olduğunu anladım. Bir ucunda yanışlar, diğer ucunda aldanışlar olmadan gelen ölümlerdeki saadeti, göklerin bulutlandığı ve kalplerin yandığı bir eşikte, bu dünya ile öte dünyanın eşiğinde, gidenlerle kalanların eşiğinde kara mı ak mı, yakın mı uzak mı olduğunu bilemediğimiz bir vetirede ölümü bildim. Adı şehadet idi...
Sayfa 299 - kapı yayınları, 2.baskı·Kitabı okudu
Ölüm
Ölüm
Zamanın ölümler alıp ölümler satan bir bezirgan olduğunu işte o sırada bildim.
Sayfa 299 - kapı yayınları, 2.baskı·Kitabı okudu
Ölüm
Cenk
Hendeği yeniden ele geçiresiye büyük bir coşkuyla cenk edildi. Kostantiniyye surları önünde hiç böyle bir gün yaşanmamıştı. Kılıcımı kınına koyup yüzüne baktığımda çehresinde mutlu bir tebessüm gördüm. Sevgili'ye kavuştuğundan mıydı; hendeğin yeniden alınmasından mıydı; Cebele kızının sevindirilmesinden miydi, anlayamadım. Gözyaşlarım ırmak olmuştu.
Sayfa 299 - kapı yayınları, 2.baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam