Çaykovski'nin Don Juan operasından bir romans:
"Kim derse, başkası da var, güzellikte sana denk
Aşkınla yana yana, ederim onunla ölümüne cenk...
Sevilla'dan Granada'ya, sessiz alacakaranlığında gecelerin.
Işitilir serenatlar, işitilir şakırtısı kılıçların.
Çok kan dökülür, çok şarkılar söylenir güzeller uğruna.
Ben de kan dökecek, şarkı söyleyeceğim en güzel olana."
(ç.n.)
Köpek KalbiMihail Bulgakov
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Şurada can oynatan cengaverlerden son arzum odur ki, Azrail aleyhisselam bize uğradıktan sonra na'şımı Kostantiniyye surlarına yakın götürsünler. O gün savaş hattı nerede oluşursa, bedenimi o noktaya kadar taşısınlar ve orada, savaşan mücahidlerin arasında beni defneylesinler. Ta ki atlarımızın ayakları bedenimi çiğnemiş olsun, Bizans dokunamasın. Ayrıca, eğer yapabiliyorlarsa, cenazemi kendi atımın arkasında bir sedyeye bağlayıp taşısınlar. Tıpkı Kutlu Nebi'yi getiren Kusvâ'nın Medine'de bizim hanemizi bulduğu gibi o da benim için nereye gideceğini ve nerede duracağını bulacaktır."
Elbette bu dediğini yaparız, lakin neden Bizans'ı gören şu tepeye yahut hendeğin karşı yakasına değil de sahrada belirsiz bir yere?
"Rasûlullah'ın sünnetine burada da uymak isterim. Allah'ın bana takdir ettiği mahalle gelince atım duracaktır. İşte orası benim için Kostantiniyye'ye yeterince yakın demektir. Çünkü Rasûlullah'ın bir gün ‹Kostantiniyye'de, kalenin yakınında salih bir kul defnolunacaktır!› dediğini işittim. Umarım ki o salih kul ben olayım."