geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum?
herkes bağırırken şiirler okumak mı,
susmak mı sözün bittiği yerde,
kusmak mı sindirebildiklerinizi?
apansız uykum kaçıyor kaç gece,
bu da mı aleyhime kanıt?
sondan saymaya başladım adları
böyle hoşuma gidiyor
beğenmeseler de seviyorum ellerimi,
hep olmayacak düşler görüyorum,
yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan.
İtiraf ediyorum
silin adımı listenizden, yokum;
aslında bir oyun olan kavgalarınızda
ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda.
kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni.
gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum.
yalan övgülerinize ihtiyacım yok.
gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.
bir sürgün nereye sürülebilir?
gölgeler kelepçeye vurulur mu?
çekilin, yürümediğiniz yolları(mı) kirletmeyin.!
“Hem bilmek hem de bilmemek , bir yandan ustaca uydurulmuş yalanlar söylerken bir yandan da tüm gerçeğin ayırdında olmak , çeliştiklerini bilerek ve her ikisinide inanarak birbirini çürüten iki görüşü aynı anda savunmak ; mantığa karşı mantığı kullanmak , ahlaka sahip çıktığını söylerken ahlakı yadsıtmak, hem demokrasinin olanaksızlığı hem de Parti’nin demokrasinin koruyucusu olduğuna inanmak ; unutulması gerekeni unutmak , gerekli olur olmaz yeniden anımsamak , sonra birden yeniden unutuvermek ; en önemlisi de , aynı işlemi işlemin kendisine de uygulamak. İşin asıl inceliği de buradaydı : bilinçli bir biçimde bilinçsizliği özendirmek , sonra da , bir kez daha , az önce uygulamış olduğunuz uykuya yatırmanın ayırdında olmamak .