Adı:
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
308
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099350
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
308 syf.
15 Ekim 1844' te doğan, "Güç İstenci", "Üstinsan", "Bengidönüş" gibi özgün fikirlerle tanınan varoluşçu, Alman filozof ( Friedrich Nietzsche) Nietzsche' nin düşüncelerinin en yüksek düzeye ulaştığı hatta hakkında " En derin eser " dediği kitabıdır Böyle Buyurdu Zerdüşt. Bu eser kendi alanında, kendi felsefesine göre bir ana yapıt, prototiptir. Her ne kadar felsefi bir kitap olsa da diğer felsefe eserlerinin ve adamlarının aksine Nietzsche bu kitabında oldukça yalın, anlaşır ve akıcı bir dil kullanmıştır. Aslında Nietzsche için filozof demek bana her daim yetersiz gelmiştir. Çünkü Sigmund Freud ' in büyük çalışmalarla, kuramlarla çağımıza ulaşmasına sebep olduğu psikianalize büyük katkıları olan ve hatta "Bilinçaltı (id)" kavramını ilk kez ortaya atan kişidir Nietzsche. Kendisini "Filozoflar içindeki ilk psikolog" diye tanımlaması da bundan dolayı olsa gerek.


Nietzsche bu kitabında kendine Zerdüşt ' ü sözcü olarak seçmiş, anlatacaklarını onun buyruklarıyla kaleme almıştır. Zerdüşt bundan yaklaşık 3.500 yıl önce kesin olmamakla birlikte İran' da ortaya çıkan ve kendini peygamber ilan eden Zerdüştlük inancının kurucusudur.


Düz yazı ve şiirsel bir anlatımın hakim olduğu eserde, Nietzsche dil bilgisi kurallarını bir kenara itip aforizmalarla, iğneleyici bir üslup, felsefi mülahazalarla dolu bir anlatımı tercih etmiştir. Bazen en olumlu cümleyi ters köşe yaparak olumsuz bir şekilde sonlandırması, kullandığı imalı ve küçümseyici dil Nietzsche ' nin anlaşılmasını ve eserin hakkettiği değeri görmesini engellemiştir. Bu konuda Nietzsche bir öngörüde bulunmuş ve bu eserin anlaşılabilmesi için, bir asır geçmesi gerektiğini söylemiştir. Gerçekten de 19.yy' da yayımlanan bu kitap ancak 20.yy' ın ortalarında ses getirmeye, bir popülarite kazanmaya başlamıştır.


Kitabın kahramanı kendini insanlardan soyutlamış, dağda inzivaya çekilmiş olan Zerdüşt. Kendine insanlar yerine bir kartal ve yılanı dost edinmiştir. Çünkü insanoğlunun dostluğuna güvenmiyordur. Nietzsche bu kitabında tüm inançları yok sayıp, ilahi bir bakışla, evreni, tanrıyı, varlığı, dinleri,,, sorgulayıp, yargılamıştır. İnsanlığın savunduğu her küçük düşününceyi avam bulup reddeder, herkesle, her şeyle bu konuda kavga eder. Çünkü ona göre hayatın tek bir amacı, felsefesi vardır; " Üstinsan " olmak. Bu seviyeye, mertebeye ulaşmak için her türlü küçüklüğü, zayıflığı yıkmak, hiç etmek gerektiğini düşünür. Peki nedir üstinsan? Nietzsche ' nin felsefesine göre üstinsan; insan evriminin sonraki aşamasıdır. İnsanın aşılması gereken bir varlık olduğunu düşünür. İnsanın gözünde maymun neyse üstinsanın gözünde de insan odur. Yani bir bakıma evrim teorisini destekler, insanın maymundan evrildiği gibi insandan sonraki evrimin de üstinsan olduğuna inanır.

Nietzsche ' ye göre güç her şeyin üstündedir ve bu güçle zayıf, sığ bulunan her düşüncenin, inancın yıkılması gerektiğini söyler. Üst insana giden yolun güç olduğunu, zayıfların bu evrimi geciktirdiğini söyler. İşte Nietzsche ' nin bu düşüncesi zamanla yanlış yorumlanmış hatta bilinçli bir şekilde saptırılmıştır. Bunun sebebi olarakta Nietzsche ' nin kızkardeşi gösterilmiştir. Çünkü Nietzsche ' nin eserlerini toplayıp düzenleyen odur. Bu saptırmalar sonucunda Nietzsche ' nin felsefesi asla savunmadığı hatta karşısında olduğu görüşlerce kullanılmasına yol açmıştır. Gençken bu eseri okuyup etkilendiğini söyleyen ve hatta askerlerine bu kitabı dağıtan Hitler yüzünden Nietzsche ' nin adı Nazizmle çok fazla iç içe geçmiştir. Oysa ki Nietzsche her zaman bir Alman karşıtı olmuştur.


Defalarca okuduğum ve hayatımın her döneminde okuyabilecağim kitaplardan biridir Böyle Buyurdu Zerdüşt. Son olarak yayınevi farkından bahsetmek istiyorum. Bu kitabı İskele Yayınları, Mustafa Bahar çevirisi ve İş Bankası Kültür Yayınları, Mustafa Tüzel çevirisiyle iki farklı yayından okudum. Gerçekten çevirinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Bu kitabı okumayı düşünen arkadaşlara her klasiği olduğu gibi bunu da kesinlikle İş Bankası Yayınları' ndan okumalarını tavsiye ederim...


" Yalnız insan, bir derin göl gibidir. İçine bir taş atmak kolaydır; fakat taş dibine kadar çökerse, söyleyin, kim onu çıkarabilir? Yalnıza hakaret etmekten çekinin. Fakat bunu yaparsanız artık onu öldürün." (Sayfa: 62)
320 syf.
·Beğendi·10/10
"Bu kitap herkes ve hiç kimse içindir." Masadan en son kalkanlar için.
Bu kitap senin için yazıldı kardeşim, üstinsana köprü olacak potansiyeli taşıyan, hakikati damla damla içmeye yeltenen birkaçı için!

Zerdüşt bir sabah tanla kalktı, güneşin karşısına geçerek seslendi:
"Ey ulu yıldız! Aydınlattıkların olmasaydı, nerede kalırdı senin mutluluğun!" Bu güneşin doğuşu, onun batışıydı.

Öncelikle bu zamana kadar okuma/derinine inme fırsatı bulduğum başka hiçbir filozofun beni Nietzsche kadar çarpmadığını belirtmem gerek. Beni kendime getiren, uyandıran hakiki bir tokat.

Nietzsche'yi iki parçaya ayırırsak daha rahat anlayabiliriz. İlkin
Nietzsche denen pos bıyıklı; yürekli, zeki, umursamaz, kendinden çokça emin biriydi.
Nietzsche'deki 'Öteki' ise öfkeyle dolu, kendi kabına hiç mi hiç sığmayan, hiddetli, anlaşılmaz, öveyim derken hışmına uğrayabileceğiniz biridir. Öteki, sıklıkla kitaplarında gördüğümüz yüzüdür. Şöyle ki; Nietzsche'nin kitapları vaaz verir, sopalar, hatırlatır, bazense haykırır. Çünkü duymayı unutmuş kulaklarımıza ancak bir yıldırımın sıçratan coşkusuyla seslenilebilir. Bu yüzden bu kitap herkes içindir!
Bu Nietzsche ve Öteki ikiliği, zannımca felsefesini yorumlama niyetinde olan eleştirmenleri yanıltan bazen de onlara malzeme çıkaran en önemli nokta olmuştur. Nietzsche'den hoşlanmayanlar Öteki'yi koz olarak kullanmış, onu öncü alan güruh ise diğer özellikleri örnek göstererek işin içinden sıyrılmaya çalışmıştır.
Bir insanın tam zıttının yine kendisi olması bu yüzden çok gariptir. Her insan işte bu ikiliğin ağır basan tarafıyla diğerinin kaotik savaşımını içinde taşır.

Nietzsche'nin, yıllar boyu sentezleyip ortaya koyduğu felsefesinin temel taşını "üstinsan" oluşturur. Tarihteki temel taşlarının tamamı gibi Üstinsan da, öznel yorumlanmaktan kaçamamış bilhassa çağının kurbanı olmuştur. Bunda her ne kadar Nietzsche'nin açık bir tanım yapmamasının suçu olsa da asıl pay Nietzsche'nin kızkardeşi Elizabeth'indir. Elizabeth Forster Nietzsche; bir anti-semitist, bir Nazi sempatizanıdır ve
Nietzsche öldükten sonra onun çeşitli eserlerinden Nazi propagandası yapılabilecek olan kısımları derleyip(bazı felsefe tarihçileri kendinin bolca ekleme yaptığını söyler) "Güç istenci" adıyla kitaplaştırır. Dünya savaşına yol açacak çok çeşitli etkenler dizisi yanında bu propagandaların da çığırından çıkmış bir halk üzerindeki etkisi çok büyük olmuştur. Hitler bunun gibi bir ton kitabı ve mecmuayı referans göstererek sözde üstün bir Alman ırkı yaratmak için 6 milyonu Yahudi olmak üzere 17 milyonu aşkın insanı canice yöntemlerle öldürmüş/öldürtmüştür.
Wilhelm Reich'ın ifadesiyle:
"Küçük adam! Nietzsche'nin 'üstün insan'ı olmak için tepelere tırmanmakla, Hitler'in "aşağı insan"ı olmak için aşağılarda bulunmak arasında bir seçim yapma hakkın vardı. Sen ise 'Heil'(yaşasın) diye bağırdın ve aşağı insanı seçtin!"

Nietzsche'nin kendisi ise, hem Alman milliyetçiliğinin hem de Yahudi-karşıtlığının sıkı bir eleştiricisiydi. Bu karşıtlık yüzünden de Nietzsche, tarih boyunca en fazla yanlış anlaşılan çoğu zamansa pek de anlaşılmayan filozofların başında gelir. Onu yüzeysel okuyan birinin, üstinsanın kavgacı ve salt şiddet yanlısı olduğu gibi bir izlenime kapılması olasıdır. Bu yüzden bu kitap hiç kimse içindir!

Neden Zerdüşt?
Nietzsche her şeyden önce bir filoloji profesörüydü(24 yaşında Basel üniversitesine profesör olarak atanmıştı.) Bu yüzden Antik Yunan başta olmak üzere Fars medeniyetine kadar geniş bir kültürel yelpazeyi tanımış, incelemişti. Zerdüşt'ü, tarihte benzeri görülmemiş şekilde bir anti-peygamber olarak baştan yaratır.
Pos bıyıkların ardından çıkan kendi sözlerine kulak verelim;
"Bu şerefi ben bir farsa vermeye mecbur oldum: Çünkü tarihi, en önce, bütün ve büyük olarak düşünen Farslardır."

Tanrı ölebilir miydi?
Zerdüşt, insanlara Tanrı'nın öldüğünü haber veren bir elçi gibi tasvir edilir. İlk defa La Gaya Scienza(Şen Bilim)'de müjdelenen bir ölüm haberidir bu. Öğle aydınlığında el feneriyle Tanrıyı arayan kaçık bir adam seslenir bize.
"Onu biz öldürdük, sizlerle ben. Onun katiliyiz hepimiz! Peki ama bunu nasıl yaptık. Denizi kim içebilir?"
Tanrı'nın ölümü apaçık bir felakettir, ama bilirsiniz, her felaket bir fırsatı beraberinde getirir. Pekala Tanrı öldüyse o zaman sonunda iyi-kötü kavramlarının ötesine geçebiliriz. Çökmüş ahlak sistemleri öneren dinleri, en dindar olanı en ahlaksız olan din adamlarını bir kenara atabilir, kendi gerçek ahlaki kavramlarımızı yaratabiliriz. Tanrı'nın ölüşü gerçek erdemlerin yükselişidir artık.
Üstad Heidegger, Nietzsche'nin Tanrı öldü sözünün, Batı felsefesi ve metafiziğinin bütün kavramlarının yıkılıp baştan yazılmasına sebep olduğunu ve bir kırılma noktası yarattığını bu yüzden öne sürer.
Ayrıca değinmek gerekir ki Varoluşçuluk(Existensializm) felsefesi savaş dışında iki büyük kaynaktan beslenmiştir, bunların biri Hegel(Kirkegaard nedense çok içerlemiştir bu zata) diğeri Nietzsche'dir. Çünkü Stirner baklayı ağzından çıkaran ilk filozofsa(W.Adorno), Nietzsche bütün Avrupa'ya 'bakla ithal eden' bir filozoftur.
Hakikatin değeri ve ne'liği üzerine yaptığı sorgulama ayrıca Post-modernist ve Post-yapısal anlayışın/felsefenin ortaya çıkışına ön ayak olmuştur. Buna etkilediği bir ton önemli ismi de ekleyebiliriz. İlk aklımıza gelenler; Cioran, Bataille, Camus, Sartre, Foucault, Zweig, Hitler, Palahniuk, Musil, Adler, Jung, Hesse gibi dehalar.
Düşüncelerinden beslendiği kişilerse tabii ki Schopenhauer (Bkz. İstenç ve tasarım üzerine) başta olmak üzere Sokrates, Platon, Spinoza, Dostoyevski(Yeraltından notları coşkuyla okuduğu söylenir), Hegel, Kant, Stendhal, Montaigne, R.Waldo Emerson ve hatırlamadığım diğerleri.

Toplumun her kesimi kendi kabiliyeti ölçüsünde felsefe okuyabilir, anlayabilir. Felsefi doktrinlerin asıl hedef kitlesiyse sürünün cehalete yönelimi karşısında tek aydınlatıcı olan entelektüel-aktivist kitledir.
La Mettrie der ki; "Felsefenin nüfuz edebileceği kişiler sadece halihazırda aydınlanmış ve korkacak hiçbir şeyi olmayanlardır."
Zerdüşt de pazaryerinden vazgeçer bu yüzden. O kulakların duyacağı ağız olmadığını fark eder. Masadan en son kalkanlara, hakikati damla damla içmeye çalışan ve toplumun, dinin dayattığı bütün ahlaki ilkeleri darmadağın edip kendi erdemlerini yaratanlara seslenmeye başlar. Tanrı yoksa korkuya da gerek yoktur, korkunun olmadığı yerde de ahlak ve aydınlanma bir çiçek gibi açmaya, yayılmaya başlar.

Böyle homurdandı Samet Ö. ve kendi mağarasının yolunu tekrardan adımlamaya döndü.
"Karanlık dağlardan doğan bir sabah güneşi gibi parlak ve güçlü."

Çeviri önerisi için;#50033962
448 syf.
·10/10
Güzel insan, değerli kardeşim Mehmet Zana Başkan bana felsefe okumamı önerdi. Umursamadığımı görünce bizzat kitabını gönderdi. Artık umursamamak olmaz. Sırf hatırı için okuyacağım çiğ tavuk yiyemem yani. Okudukça sevdim beğendim. Ama incelemeye neler yazabileceğimi bilmiyorum. Benim için ilk olacak. Zaten benim bildiğim felsefeler böyle değildi. Bu kitap çok değişik böyle roman gibi anlatılmış. Düşünmeye sevk ediyor yazılanlar. Böyle felsefe yazdılar da biz mi okumadık.

Kitabın tek ana karakteri Zerdüşt. Zerdüşt abimiz insanların bir amacının olmadığını görür ve yerini yurdunu terk ederek dağlara çıkar. Yalnızlığıyla baş başa kalır ve bolca düşünür. Eğer insan dünyaya bakışını ve düşüncelerini değiştirmek isterse bu kitabı okumalı. Bu konuda Zerdüşt abimiz bizlere yardımcı oluyor.

Kendisi yalnızlıktan sıkıldığı zamanlarda oluyor ağlıyor acı çekiyor erkek adam ağlamaz lafına inat ağlıyor. Nefret ediliyor her yerden kovuluyor ama vazgeçmiyor. Biz insanların sevgi, mutluluk, akıl, erdem ve doğruluk yolunda ilerleyebilmeleri için çekilen çilelerin kutsal olduğunu varsayıyor. (Bu kısmı uydurdum.)

İnsan önce kendini sevmeli diye buyuruyor Zerdüşt. Çünkü her an beraber olduğunuz kişi o dur.

Yalnızlığı çok seviyor ancak zaman zaman sıkılıyor. Yalnızlıkla kimsesizliğin aynı olmadığını söylüyor.

Sonra insanların mutlu olmalarını buyuruyor. Gönlünüzü özgürce harcayın cimrilik yapmayın diyor.

Sonra erdem konusuna geçiyor. Yani şöyle düşünün, gece yastığa başınızı koyduğunuzda gönlünüz rahat oluyor mu? Eğer rahatsa erdemli bir insansınız demek istiyor. Benim gönlüm rahat valla. Siz kendi derdinize yanın.

Tüm bunların toplamında yani; akıl, erdem, mutluluk doğruluk toplamında üst insan olacağımızı söylüyor. Düşünce olarak insan üstü bir yaratık olup yükselmeli insan yıldızlarında üzerine çıkmalı.

İşte bunları buyuruyor Zerdüşt.
308 syf.
·29 günde·9/10
"Herkes için ve hiç kimse için bir kitap" diye nitelendiriyor Nietzsche Zerdüşt'ü. Ayrıca Zerdüşt'ün yazılmış en derin kitap olduğunu iddia ediyor. Ben de Zerdüşt'ü "Nietzsche felsefesinin köşe taşı" diye nitelendiyorum. Lisedeki felsefe derslerinden filan az çok tanıyordum Nietzsche'yi. Altmışa yakın eseri varmış, bunu yeni öğrendim. Şunu da bu kitabı okuyunca öğrendim:felsefe ders kitaplarından Nietzsche hakkında edindiğim bilgilerin tamamı Zerdüşt kaynaklı neredeyse. Yani elinize bir felsefe ders kitabı aldınız ve karıştırmaya başladınız, işte o kitaptan Nietzsche hakkında edinebileceğiniz bilgilerin neredeyse tamamı Nietzsche'nin bu kitabından alıntı yapılmış. Nietzsche'ye ait onlarca kitap olmasına rağmen bu kitabın yeri çok ayrı.

Nietzsche Zerdüşt'ü yazarken sadece içeriği ile bir farklılık yaratmamış.Bu kitabın insanoğluna verilen en büyük armağan olduğunu düşünüyor Nietzsche. Ve madem insanoğluna bu kadar büyük bir armağan veriyor, tabiki sıradan olmasını istemeyecektir. Bu nedenle bir felsefe kitabı yazmış olmasına rağmen şiirsel bir üslup kullanmış Nietzsche, bir farklılık da böyle yaratmak istemiş.

Yani kitap bir felsefe kitabı olmasına rağmen yer yer şiir, yer yer düzyazı olarak yazılmış. Ayrıca başkahraman Zerdüşt'ün yaşadığı olaylar da öyküleyici anlatım tarzı ile yazılmış. Bu özellikleri de edebi bir yön katmış kitaba. Bu nedenle kitap kategorize edilirken hem felsefi, hem de edebi kitaplar grubuna dahil ediliyor.

Ayrıca Nietzsche teşbih sanatından da sıkça yararlanmış kitapta. Kitabın tamamında benzetmelere dayalı bir anlatım var.

Şimdiye kadar kitabın yazılış tarzıdan ve kitabı özel kılan bazı detaylardan bahsettim. Şimdi biraz da içerik özelliklerine değinelim. Bu kitap nedir ve ne anlatıyor?

Nietzsche kitapta tanrı, erdem, dinler, insanlar, dostuklar, gençlik, yaşlılık, üstinsan gibi kavramları konu edinmiş. Bu konular hakkındaki görüşlerini aktardığı bir kitap...

Fakat bu görüşleri okurlarına Zerdüşt adını verdiği karakter üzerinden "Böyle Söyledi Zerdüşt" ifadesi ile aktarıyor..

Biraz da Zerdüşt'ten bahsedeyim. Başkahraman Zerdüşt gerçekten çok değişik bir kardeş. Bir gün insanlardan sıkılmaya başlıyor ve kendini dağlara, yalnızlığın tam ortasına atıyor. Fakat bazen yalnızlıktan sıkılıyor, iletişim ihtiyacı duyuyor ve tekrar insanların arasına katılıyor.Yer yer dışlanıyor, yer yer benimseniyor insanlar tarafından.

Ayrıca başkahraman Zerdüşt hakkında bir yanlışı düzeltmek istiyorum. Kitabın kahramanı olan Zerdüşt, Zerdüştlük dininin kurucusu olan ve bazı insanlar tarafından peygamber olduğuna inanılan -çeşitli rivayetler var- Zerdüşt ismindeki başka bir insanla karıştırılıyor.

Nietzsche bu yanlışlık hakkında şunları söylemiş zamanında:"Zerdüşt adı ne anlama geliyor? Sormadılar bana bunu, sormalıydılar:çünkü o İranlının tarihteki korkunç benzersizliğini yapan şey, benimkinin tam tersidir. Burada konuşan ne bir peygamber ne de bir din kurucusu denen o güç istemi ve hastalık kırmasıdır."

Bu düzeltmeyi özellikle dahil etmek istedim incelemeye.

Evet, içerikten devam edebiliriz.

Kitapta çok önemli iki kavram var. Bunlardan biri "üstinsan" diğeri de "bengi dönüş" kavramı.

Nietzsche, bu kavramlar üzerine yazmış kitabı zaten.

Nietzsche, insanı hayvan ve üstinsan arasında bir köprü olarak görüyor. İnsanın "üstinsan"a ulaşmak için kendini aşması gerektiğini savunuyor. Ona göre, insan kendini aşabileceğine inanırsa "üstinsan"a ulaşma yolunda daha kolay ilerler.

Kitabı yazarken kitabının yazıldığı dönemin insanları tarafından anlaşılmayacağını ve kitabın değerinin zamanla daha da artacağını düşünüyormuş Nietzsche. Ve Nietzsche'nin bu kehaneti doğru çıktı. Kitap yazıldığı dönemde fazla ilgi görmemiş. Fakat kitabın popüleritesi gün geçtikçe artmaya devam etmiş. Şu an ise felsefe alanındaki en önemli kitaplardan biri zaten.

Genel bir değerlendirme yapacağım ve incelemeyi noktalayacağım.

Kitabın dili çok ağır ve yoğundu. Bazı cümleleri anlayabilmek için tekrar tekrar okudum. Yorgun kafayla okunacak bir kitap değil kesinlikle. Kitapta öyle yoğun cümleler var ki, o cümlelerden yola çıkarak farklı kitaplar bile yazılabilir. O derece yani. Kitaptaki her cümle çok önemli. Yüzlerce alıntı paylaşılabilecek bir kitap, Zerdüşt. "Felsefe okumayı, kendimi geliştirmeyi,ufkumun genişlemesini seviyorum;ben iyi bir okurum" diyen herkese tavsiye ediyorum. Birçoğunuzun başucu kitabı olacak hatta. Fakat kendinizi hazır hissetmeden okumayın diyorum.

Okuduğum kitapları puanlarken zevk ve ölçütlerime göre birçok kriterin değerlendirmesini yapıyorum. Bu konuda biraz takıntılı sayılırım. Bu kitabı da kendimce değerlendirdim ve 9 puan veriyorum. Kitap baya iyi, bence okuyun;ufkunuz açılır.

"İncelememi okuduğunuz için teşekkür ederim. Hadi, kalın sağlıcakla."

Böyle söyledi Zerdüşt.
***
335 syf.
·4 günde·9/10
İnceleme kitaptan alıntılar içermektedir!!!

Nietzsche okumak şuna benzer; bir paragrafa heyecanla başlarsın, vurucu ve karmaşık cümleler, işte bu dersin, paragrafın sonuna geldiğinde ise başladığın paragrafı unutursun. Murat Ç

Tam da öyle oldu. Friedrich Wilhelm Nietzsche okumaya bu kitabı ile başlayacak olanlara söylemek istediklerim şunlar: vazgeçebilirsiniz, kitabı yarım bırakabilirsiniz, tat almayabilirsiniz ya da içine girince çıkmak istemeyebilirsiniz. Bir kitap için bunca şey nasıl olabilir ki ? derseniz, bu; kitabın ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir.
Kitap bana çok sevdiğim birinden hediye olarak geldi ve okumak için sabırsızlanarak sayfaları çevirmeye başladım. Ne oldu biliyor musunuz? Gözlerine ışık tutulmuş tavşan gibi öylece kalakaldım. Zerdüşt'e kulak verin..

Beni anlamıyorlar; ben bu kulakların dinleyeceği ağız değilim.(s:13) diyerek bunun ilk sinyallerini vermişti bana. Ben yine de bir şeyler umarak okumaya devam ettim. Oysa ne kadar hevesliydim ve sevinçliydim, içine girip oynayacağım, istediğim gibi at koşturacağım bir oyun alanı bulduğum için. Aptallıktı tabii ki böyle düşünmek. Nietzsche hiç izin verir mi böyle bir şeye? Kitabı sığ görüp (ya da kendinizi yüksek görüp) paçalarınızı sıvamayın bence, çünkü bu kitabın içinde boğulmamak imkansız. Ben bir süre sonra anlamlandırmaya çalışmayı bırakıp kendimi kitabın akışına bıraktım. Okumak isteyenlerin de böyle yapmasını tavsiye ederim. Aksi halde kitabı bırakmanız çok daha kolay olur.

Nietzsche şikayetçi. Onu anlamadığımız için, anlamlandıracak güce, kudrete ve ona doğru adım atacak ayaklara sahip olamadığımız için. Sürekli düşünüyor, sürekli arıyor kendinden daha güçlü bir aslan terbiyecisini. Bulamamanın verdiği acıyı da anlatıyor bize. Bu güce ulaşmak için önce insanın kendini yenmesi gerekiyor tabii ki. Önce kendi içinde yolculuğa çıkması gerekiyor, en kutsala, en kudretliye ve en kusursuza ulaşmak için. Biz bunu nasıl yapabiliriz ki küçücük adımlarımız ve korkak bedenlerimizle, ürkekliğimizle, sorumluluklarımızla, duygusallıklarımızla. Bunların hepsinin bizi engellediğini söylüyor her fırsatta Nietzsche. İnsanın kendinden kurtulması gerek en yükseğe ulaşabilmek için. Bir zirveden diğerine bir adımda ulaşabilmesi için. Nietzsche bunu yapacak güçte görüyor kendini. Cümlelerinin büyüklüğüyle damarlarımıza enjekte ediyor bu hisleri. Etkilenmemek elde mi? Salın kendinizi Nietzsche deryasına ve boğulun. Onu anlamasanız bile onun bir parçası olursunuz. Sizde bıraktığı tortular bile sizi şekillendirmeye yeter.

Kitabın neredeyse her cümlesini 2şer kere okudum ve buna rağmen yine de içinden çıkamadığım yerler oldu. Ne olursa olsun bu kitabı okumaktan ve anlamlandırmaya çalışmaktan çok keyif aldım. Bana katacağı bir cümle, aklımda soru işareti bırakan bir fikri bile insanın düşünce yapısını değiştirebilir, etkileyebilir. İyi ki okumuşum ve Nietzsche ile tanışmışım. Diğer kitaplarını okuyup anlam derinliğinde boğulmak için sabırsızlanıyorum.


Kitabın içinden beni etkileyen birkaç alıntı paylaşıyorum.


Engereğin Isırığı Üzerine

Bir gün Zerdüşt, hava çok sıcak olduğu için bir incir ağacının altında uyuyakalmıştı, kollarını da yüzüne kapatmıştı. Bu sırada bir engerek gelip onu boynundan ısırdı, öyle ki, Zerdüşt acıdan bağırdı. Kolunu yüzünden çektiğinde, yılanı gördü; bunun üzerine yılan Zerdüşt'ün gözlerini tanıdı, beceriksizce yön değiştirdi ve kaçmak istedi. "Dur bakalım," dedi Zerüşt; "henüz teşekkür etmedim sana! Tam zamanında uyandırdın beni, daha uzun bir yol var önümde." "Yolun kısaldı," dedi engerek, hüzünle; "öldürücüdür zehirim." Zerdüşt gülümsedi, "Bir ejderhanın öldüğü görülmüş müdür ki, bir yılanın zehrinden?" dedi. "Ama geri al zehrini! Onu bana hediye edecek kadar zengin değilsin!" (s. 62)


Her şey geçip gider, bu yüzden layıktır her şey geçip gitmeye!
İşte tam da budur adalet, zamanın yasası, zamanın kendi çocuklarını yemek zorunda olması.. (s. 138)

Nietzsche'ye kulak verin

Geleceği doğuranlar, yetiştirenler ve geleceğin tohumunu atanlar olun. (s.204)


Veeeee bunu paylaşmasam olmazdı :)))

"Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacı unutma!" (S. 61)

https://hizliresim.com/bVEzqd

Soldan sağa

Lou Andreas-Salomé
Paul Rée
Friedrich Nietzsche
308 syf.
·8/10
Nietzsche bence şimdiye kadar okuduğum tüm filozoflar içinde en anlaşılır ve en eğlenceli olanı çünkü; kelimelerini öyle bir yerleştiriyor ki anlattığı ağır ve üstünde düşünülmesi gereken konuları bir çırpıda zihninizde canlandırabiliyorsunuz. Betimleyerek ve şiirselleştirerek, hikaye anlatır gibi anlattığı için benim favori filozofum olmuş durumda. Çünkü onu anlayabiliyorum. Diğer filozoflar bana sanki anlaşılmamak için çaba harcıyorlarmış gibi gelirler. Sizlere tavsiyem eğer felsefeye ilgiliyseniz işe Nietzsche kitapları okuyarak başlamanız. Böyle Buyurdu Zerdüşt ten önce onun tasvirlerine ve düşünce tarzına alışmanız için Deccal adlı eserini okuyabilirsiniz.
357 syf.
·7 günde·8/10
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitap her ne kadar en çok okunanlardan ve bol alıntı yapılanlardan olsa da felsefeye giriş olarak başlanması yanlış olur. Çünkü belli bir birikimle kitabın başına geçilmesi en azından dogmatik düşüncelerden uzaklaşılmış olması gerekiyor. Farklı okumalara açık bir kitap olabiliyor Zerdüşt. Öyle ki Hitler nazi propagandası olarak kitabı çok iyi kullanmış. Üstinsan modelini sadece 1 ırka bağlayarak faşist düşüncelerine kaynak olarak göstermiş. Bunda biraz Nietzche'nin kız kardeşinin de yardımları olduğu söylentiler arasında (kendisi Nietzche öldükten sonra notlarını düzenleyip yayınlatan kişi). Benim yorumum ise kitapta bahsedilen üstinsanın ırkla alakası olmadığı, kişinin yaşayacağı içsel yolculuğun önemli olduğu. Burada üstinsanı okurken onun erkek karakter olması beklendiği izlenimine kapıldım. Kadınların görevi ise üstinsanı doğurup gelişmesine yardımcı olmak gibi sanki. Bunda da Nietzche'nin kadınlardan çok çekmiş olmasının etkisi olduğunu düşünmekteyim. Zerdüşt felsefe kitaplarının klasik anlatımı yerine roman havasında yazılmış. Bu biraz kitabı okumayı keyifli hale getirmiş bence. Felsefe kitapları okuyan biri olarak bu fikri beğendim. Kitapta bazı olaylarda göndermeler olduğunu bu yüzden onları anlamakta zorlanıldığını düşünüyorum. Özellikle hristiyanlık ve yahudilikle ilgili. Mesela akşam yemeği bölümü İsa'nın son yemek tablosuna göndermeydi. Bu çok bilinen birşey ama benim anlamadığım göndermeler olabileceğini düşündürttü bana. Kitaptaki her fikrin çok mükemmel olduğunu söyleyemem. Savaşa methiyeler düzmesi (Hitler'in kitapta en sevdiği kısımlardır büyük ihtimalle), kadınların çok geri plana atılması ve hükmetme meselesi. Bunun yanısıra devlet, din, dünyadaki sınırların ortadan kalkması gibi mevzular da var. Kitap 1 asır yıl önce yazılmış biz hala bu konularda ilerleme yerine gerileme gösteriyoruz. Üzgünüm Zerdüşt ama üstinsan için galiba 1-2 asır daha beklememiz gerekebilir. Dünya diye bir yer bırakabilirsek tabii.
308 syf.
·Beğendi
Lisedeyken Felsefe öğretmenimiz, Nietzsche'yi bize öyle kötü tanıtmıştı ki ister istemez ona karşı negatif duygular beslemiştim...Eee o zamanlar sorgulamayı bilmeyen ezberci bir yapıya sahiptim.Ne verilirse onu alıyordum sadece...
Gel zaman git zaman gerek yaşadıklarım gördüklerim, gerekse araştırarak öğrendiklerim olsun, bende farklılıklar oluşturmaya başladı.Artık dünyaya yalnız kendi penceremden bakmıyorum ya da kişilere ve olaylara önyargılı yaklaşmıyorum...Bu kıvama gelmişken de Nietzsche'yi de okumaya karar verdim ve iyiki de okumuşum. Bu eseri herkesin okuması gerektiğine inanıyorum...Yazar bu kitabında oldukça anlaşılır sade bir dil kullanmış. Bazı yerleri tekrar tekrar okudum ama bunu sadece yazdıklarının derin manasını daha iyi kavrayabilmek için yaptım. Okudukça tabularınız yıkılacak, düşünmeyi ve sorgulamayı daha iyi yapabileceksiniz. Kitabı okurken o kadar alıntı paylaştım ki utanmasam bütün kitabı paylaşacaktım neredeyse =)) İşte onlardan bazıları

"Seven kişi ödülün ve cezanın ötesinde sever"

"En büyük günah neydi şimdiye kadar? "Burada gülenlerin vay haline!" diyenlerin sözleri değil miydi?

"Mükemmelleşen, olgunlaşan her şey, ölmek ister!"
308 syf.
·8/10
Beklediğimden çabuk bitti sıkılırım diye bekliyordum fakat okurken hiç sıkılmadım hadi bit artık da başka kitaba geçeyim demedim bu türe alışkın olmayan biri olmama rağmen.Kitabın bazı yerlerini alışık olmadığım için iki sefer okumak zorunda kaldım doğal olarak ama kitaptan bir şeyler alabilmek için elimden geleni yaptım. Nietzsche'nin bir iki eserini okuduktan sonra Böyle Buyurdu Zerdüşt'ü tekrar okumak istiyorum eminim o zaman zerdüştün ne aradığını ve üstün insanı daha iyi anlayacağım.
308 syf.
" Herkes" ve "Hic Kimse" ıçin bir kitap

" Ben bir ormandayım ve karanlık ağaçların bir gecesiyim, ancak karanlığımdan korkmayan biri, selviumun altındaki bankaların güllerle dolup taşacağını bulacaktır."
Friedrich Nietzsche'yi anlayan gerçekten güllere ulaşir. Böyle Buyurdu Zerdüşt; korku filmi gibi. Korkunç derecede kasvetli ve kör edici derecede parlak cümleler. Onu anlayamıyoruz; kendi deyişiyle o bizim kulaklara göre ağız değil.

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Nietzsche'nin erişilebilir muazzam derecede zekice yazılmış felsefi eseridir. Burada sözcü olarak olarak bütün semavi dinlerden önce varolan, Antik Iran'da kurulan, Zerdüştlüğün kurucusu olan Zerdüşt Sipitama'yi sözcü olarak kullanmış. Zerdüst kitapta bizlere hikayeler anlatir, vaaz verir, şiirler okur. Nietzsche'nin temel felsefesindeki üstinsanı oluşturmayı amaçlar. Dağdaki uzun bir yalnızlığın ardından Zerdüst dünyaya Tanrı'nin öldüğünü ve insanlığın tanrısallığının- insanda uygulandiğıni, kendi din kitabı olarak sayılabilecek sözlerin anlattığı, Nietzsche'nin " Tanrı öldü" sözü, hayatının anlaminın tamamen insani terimlerle bulunması konusundaki ısrarından oluşan aforizmalar.

"Sen uçuruma baktığında, uçurum da senin ruhunun derinliklerine bakar."
Friedrich Wilhelm Nietzsche

Bence Nietzsche batı felsefesinin en devrimci, en yıkıcı ve en sert düsünürlerinden biridir.
Okuması zor ama bir o kadar da keyiflidir.
400 syf.
·10 günde
Felsefik , oldukça güzel bir kitaptı. Okurken sürekli durdum düşündüm,insanoğlu insan olmayı aslında hiç bilmiyor diye.Hepimizin okuyup farkındalığa erişmesi gereken gerçeklerle dolu bi kitap. Yıllar önce kendini bulmak,düşünmek için dağa çıkan yaşlı bilgemiz döndüğünde gerçekten sadece derin düşünmenin insanı geliştirdiğini herkesle paylaşıyor fakat haklı olarak da sitem ediyor. “Ben bu kulaklara uyan ağız değilim “ diyor.Sizi anlamayan, duyduklarını gerçekten dinlemeyen insan topluluğuna karşı ne kadar dil dökerseniz dökün anlamak istemeyene asla kendinizi anlatamazsınız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
308
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099350
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık

Kitabı okuyanlar 7.422 okur

  • Sibel Özkaner
  • Eylül süreya
  • Fatih Özdil
  • SüleymanTheMagnificent
  • ebubekir şeker
  • Neslihan Altay
  • Furkan nştd
  • Sergen Avcı
  • Bênav
  • Edanur Erkan

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.9
Erkek
%57.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0.1 (1)
8
%0.1 (2)
7
%0
6
%0.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0.1 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları