Selam yeni bir kitap ile geldim
Öncelikle bu kitapın yorumu bolca spoiler içerecektir.
Daha okumayanlar yeni okuyanlar için kısaca spoiler olmadan yorumumu açıklayayım size
Spoiler'sız yorumum:
Bilmeyenler için bir özet geçeyim hemen. Bu kitap aslında bir serinin 4. Kitapı 1 ve 2. Kitaplarında On Üç’ü BağlamakOn Üç'ü Saklamak okuduğumuz kız karakterin (Shannon) abisinin hikayesini 3 Altı'yı Kurtarmak ve 4 yani bu Altı'yı Kazanmak kitapta okuyoruz. Serinin ismi Tommen Erkekleri serisi. Aslında şahsi yorumum olarak (bilmiyorum siz demi öyle düşünüyorsunuz) Shannon'ı değil de abisini ilk kitapta okumak isterdim. Çünkü Shannon'ın abisi Joey'in hayatını 1998 yıllarından okumaya başlıyoruz. Yanı daha Shannon ve Johnny beraber olmadan con önceye dayanıyor onun hikayesi. Kısacası yıl ve zamana yore karakterleri sıralamalı bir şekilde okusaydık daha güzel olabilirdi diye düşünüyorum.
Seri ilk başta gözünüzü korkutuyor olabilir yazarımız Chloe walsh 600-800 sayfalık kitaplar yazmaya bayılıyor. İlk başlarda benim gibi "ya ben 800 sayfalık kitapı nasıl okuyacağım" diye düşünebilir siniz. Ama size ne yalan söyleyeyim ben bu kitapı değilde bi önceki 6 yı kurtarmak kitapını (Çünkü o kitap en azından 600 sayfalık tı 800 sayfa değil) bir günde bitirdim.
Zaten kitap kendini okutturduğu için akıcı bir şekilde okunduğu için Bu kitabı ya da bir önceki kitabını asla bir günde bitiremezdim Bunun nedenini kitabın güzel yazılmış olduğuna bağlıyorum
Başta da dediğim gibi kitap çok eski bir zamanda geçtiği halde Hiç Öyleymiş gibi hissettirmedi bana telefon filan elektronik aletler çok bulunmasa da bana hiç o eski zaman atmosferini vermedi
Kısaca incelemem bu şekildeydi okumak isteyenlere tavsiye edilir ancak yine de "kitaplar çok uzun sayfalı okuyamam" diyorsanız o zaman hiç şans vermeyin derim.
Bazen bir günde
Yoh ve arkadaşları Patch köyünü ararken Yoh'un dedesi Anna'ya Hao'nun kim olduğunu anlatır.
Horohoro'nun olduğu ara hikaye tarzında bir bölüm vardı. Güzeldi.
Kitabı okumaya başlarken çok heyecanlandım ve bende "yol" da olmak istedim, içim kıpır kıpır oldu...
Güzel bir kitaptı ben de yola çıkmış gibi oldum,ben de Avrupa'yı turladım,ben de o evde kaldım ve kumbaraya paramı da attım:)
Güzel gözlemler ve bakış açıları kazandırdı bana :)
Siz de yolcunun derdini,hissettiklerini anlamak onun yaşadıklarına tanık olmak istiyorsanız ve bu tarz kitaplardan hoşlanan biriyseniz size iyi gelecektir..
Bundan sonrakiler SPOİLER İÇERİR dikkat!!!
Karşılaşmalar çok ilginçti, Hikmet Anıl Öztekin (Haö) yoldaki topu sahibine vermek için peşinden giderken aslında çok daha güzel bir hikayeyi başlatmaya gidiyordu o adımlar..
En ilginci sahaftaki kitaptı çok şaşırdım ve hayatın çok güzel ve anlamlı sürprizleri var gerçekten..
Yol güzeldi Hikmet abi!
Sun Tzu tarafından mö 6. yüzyılda askeri taktikler ve savaş üzerine yazılmış bir eser. Savaş sanatı strateji üzerine yazılmış en eski ve en iyi çalışmalardan biri. Askerî konularda ve ötesinde tarih boyunca çok büyük etkisi olmuş.
General Sun Tzu aynı zamanda bir devlet adamı ve filozoftur. Bu eserinde kendi tecrübelerini aktarır ve savaşı savaşmadan kazanmak gerektiğini öğütler. "Gerçek zafer, savaşmadan kazanılan zaferdir. Gerçek önder savaşmadan kazanan önderdir."
Kitapta Sun Tzu’nun yanında Du Mu, Du You, Hao Xin, Cao Cao, Jia Lin gibi dönemin diğer önemli düşünürlerinden de sözler bulunuyor. Bu sözlerin Sun Tzu'nun sözlerini açıklar ve örnekler nitelikte olması konuyu oldukça net bir şekilde anlatıyor aslında. Kitap her ne kadar askeri bir çalışma olsa da iş ve ekonomi dünyasında da kendisine yer bulmuştur. Hayata dair çokça ders çıkarılabilecek bir kitaptır aynı zamanda.
Her biri savaşın farklı bir yüzünü anlatan 13 bölümden oluşur:
ı. Planlama
ıı. Savaşın Maliyeti
ııı. Savaşta Strateji
ıv. Taktik
v. Enerji
vı. Gücün Kullanımı
vıı. Savaşta Manevra
vııı. Taktik Değiştirme
ıx. Ordunun İlerlemesi
x. Arazi Faktörü
xı. Arazide Dokuz Konum
xıı. Ateşle Saldırı
xııı. Casusluk ve İstihbarat
Savaş SanatıSun Tzu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202649,6bin okunma
Bilimkurgu, tipik olarak fütüristik bilim ve teknoloji ile ilgilenir.Fantezinin sınırsız hayal gücü ile belirli bir gerçekçilik arasında oturur.
Şayet gerçekliği sağlam zemin, fanteziyi de ufuk çizgisi olarak düşünürsek, bilim kurgu için “arada kalan o boşluktur,” diyebiliriz.
Hikaye, geleceğin Pekin'ini her 48 saatlik döngüde aynı dünya yüzeyini paylaşan üç ayrı alana bölünmüş bir mega kenti resmederek başlıyor.
İlk tarafta, sadece beş milyon insanın yaşadığı First Space var. Yirmi beş milyonu İkinci Uzayda ve elli milyonu Üçüncü Uzayda yaşıyor ama gayet adaletsiz bir şekilde! Sadece arazinin üç mekana eşitsiz dağılımı değil, aynı zamanda zaman tahsisi de adaletsiz...
I.Mekan için 24 saat, II.Mekan için 16 saat ve III.mekan için sadece 8saat süre var. Belirlenen bu süre dolduğunda, mekan katlanacaktır ve içindeki vatandaşlar uyumaya zorlanacaklardır.
Şehrin tasarımı, sınıf ayrımlarını simgeliyor: I.alanda, zengin ve güçlü üst sınıflar yaşıyor. II.alan,üniversite öğrencileri ve beyaz yakalı işçiler de dahil olmak üzere orta sınıflara ev sahipliği yapıyor. III.alan atık toplayıcılardan oluşan alt sınıf...
Tüm hikaye, Üçüncü Uzaydan Lao Dao'nun bakış açısıyla anlatılıyor. III. alan sakinlerine adeta “tek kullanımlık” muamelesi yapılıyor. Onlar çöpleri ayıklayarak şehrin konforunun omurgasını oluştururlar.
Bir nevi, “Ekosistem ayrıştırıcıları,” gibi... Yani aslında en az görünürlüğe sahip en büyük popülasyona...
#michelfaucault ve #georgeorwell güçlü metinleriyle devlet gücünü ve biyopolitikaların mekanizmalarını defalarca kere anlatmışlardır.
Katlanan Pekin de, onurlu bir yaşama erişimi reddedilenlere odaklanıyor.
Demem o ki, sadece harika bir bilim kurgu değil aynı zamanda harika bir sistem eleştirisi, hatta güçlü bir manifesto okuyacaksınız.
Tabii ki
Hao Jingfang 2016 yılında “Katlanır Pekin” adlı uzun öyküsü ile en iyi uzun öykü dalında Hugo Award’ı kazanarak bu ödülü kazanan ilk Çinli kadın yazar olmayı başarmıştır.
Kitapta on iki tane bilim -kurgu türünde uzun öykü bulunmaktadır. Yazar ‘Katlanır Pekin’i roman olarak tasarladığı bir eserin ilk bölümü olmasını düşünmüş ancak duygusal olarak romanı yazmaya hazır olmayınca ‘Katlanır Pekin’i kısa roman olarak bırakmış. Kitaba adını veren “katlanır pekin”den bahsetmem gerekirse bu uzun öykü de kitapta yer alan diğer on bir öykü gibi bilim-kurgu türünde.
Katlanan şehir yani Pekin üç boşluğa ayrılıyor. Bu üç boşluğun tasarımı Rubik küpe benziyor. İlk yirmi dört saat birinci boşluğa aitken, diğer yirmi dört saati geri kalan iki boşluk paylaşıyor. Kahramanımız Lao Dao bu boşluklar arasında gizlice geçiş yaparak para kazanmaya çalışırken başından geçenler anlatılıyor. Bu üç boşluk arasında geçiş yasak olmasına rağmen geçiş yerlerinin yeterince denetlenmiyor olması beni şaşırttı. Ayrıca bu uzun öyküde bazı detaylar eksikmiş gibi hissettim. O detayların bizim hayal gücümüze bırakıldığını düşünüyorum.
Bu kitapta benim en sevdiğim uzun öykü ‘Evren Tiyatrosu’ oldu. Olay 2099 yılında Glasgow şehrinde geçiyor. İnsanoğlunun, dünyaya gönderilen ‘gözlemciler’ tarafından düşünlerinin manipüle edilerek, bütün insani değerlerin bir kenara bırakılmasını ve Akıl Çağı’nın başlamasını anlatıyor. Değinilen konulara günümüzde çok yabancı olmamamız sebebiyle fazlaca beğendim.
Bilim-kurgu okumayı severleri bu kitaba göz atmaya davet ediyorum.